Asıl davanın kesinleşmesinden sonra, o davaya ilişkin yargılama giderleri ayrı bir dava konusu yapılamayacağı, ceza mahkemesince davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmiş olup vekalet veren ile vekili arasında kararlaştırılan ücretin davalıyı bağlamayacağı- Avukat olan davacının ısrarla avukatlık kimliği ile işlem yapılmasını istemesi üzerine, davalı banka çalışanının “siz egonuzu tatmin etmek için avukatlık kimliğinde ısrar ediyorsunuz.” şeklindeki sözlerinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığından manevi tazminat talebinin tümden reddine karar verilmesi gerektiği-
Bozma ilamının, davalılardan ikisi yönünden olduğu, diğer davalının ise tüm temyiz itirazlarının reddedildiği, temyiz itirazı rededilen davalının üç bin TL manevi tazminat ile sorumlu tutulmasına dair verilen ilk kararın kesinleşmesine rağmen, davacı aleyhine olacak şekilde bu davalı yönünden yeniden hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Davaya konu olaya ilişkin olarak davacı vekili tarafından dosyaya sunulan belge fotokopisinde ''davacının kişilik haklarının ihlal edildiği, davacıya iki bin TL manevi tazminat olarak ödeneceği.'' maddesinin yer aldığı, belgenin altının davaya konu hakaret içeren dilekçede imzası bulunan ve başka bir dosyada davalıya vekillik yapan vekil ile davacı tarafından imzalandığı; belgenin altına ise davalı tarafından ''iki bin TL aldım'' yazılarak ayrıca imza atıldığı-
Mahkemece, yayın konusunda daha önce beraat kararı verilen ceza dosyasının getirtilip irdelenmeden karar verildiği, bu nedenle ilgili dosyanın getirtilmesi, değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekeceği-
Olay tarihi ve davacının davalıyı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde dövdürdüğü dikkate alındığında, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu-
Davalının katılan olarak yer aldığı ceza dosyasında sarf ettiği sözlerin, tanık ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını belirtmeye yönelik olduğu, hakaret etme kastı taşımadığı; bu nedenle kullanılan ifadenin amacının, kullanıldığı yer ve ifade ediliş tarzı dikkate alındığında savunma sınırları içerisinde kaldığı ve kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı-
Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin olup, habere konu olguların Ergenekon olarak bilinen davanın iddianamesinde de yer aldığı, bu nedenle görünür gerçekliğin söz konusu olduğu ve haberin hukuka uygun sınırlar içinde yapıldığı-
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimsenin, manevi tazminat isteyebileceği; hakim manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alması gerekeceği- Davaya konu olayda, olayın oluş şekli, olay tarihi ve tarafların sıfatları göz önüne alındığında, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu-
Davanın, iki farklı hukuki nedene dayalı olarak açıldığı; mahkemece, davalı tarafından söylendiği ileri sürülen sözler ile ilgili olarak bir değerlendirme yapılmadığı ve bu konuda hüküm kurulmadığı, bu nedenle dava konusu edilen sözler yönünden de uyuşmazlığın irdelenmesi ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimsenin manevi tazminat ödetilmesini isteyebileceği; yargıcın, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alması gerekeceği-