Kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istemi-
Yayın yolu ile kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istemi-
Davalının bazı emarelere istinaden şikayet hakkını kullanması halinde, yasal şikayet hakkı sınırında kalan eylemi nedeniyle tazminata mahkum edilemeyeceği-
Dava konusu yazı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, toplu sözleşmelerde memura hükümet adına düşük oranda zam teklifinde bulunmasına karşın, kendisinin aldığı maaş miktarına nazaran refah içerisinde bulunmasının eleştirel bir dille haber yapıldığı, davacının kullandığı saatin haberde bahsi geçtiği şekilde çok değerli ve yabancı bir marka olmaması, başka kurumlardan ücret hakkı bulunmasına karşın bu hakkından kendi iradesi ile vazgeçmesinin bu gerçeği değiştirmeyeceği, yayının yapıldığı andaki beliriş biçimine yani görünür gerçekliğe uygun olduğu, yazıda davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde herhangi bir ifadenin kullanılmadığı; manevi tazminat isteminin koşulları oluşmadığı-
Davalı aleyhine yürütülen icra takibinde icra müdürü olarak görev yapan davacı, davalının "görevi kötüye kullandığından" bahisle kendisini savcılığa şikayet ettiğini, bu yüzden soruşturma geçirdiğini ancak hakkında takipsizlik kararı verildiğini belirterek, haksız şikayet nedeniyle uğradığı manevi zararın tazmini istemişse de, davalının şikayet hakkını yasal sınırlar içinde kalarak kullandığından davanın reddi gerektiği-
Belediye başkanı olarak siyasi bir kişiliğe ve görünüme sahip olan davacının, hakkında yapılan sert eleştirilere katlanması gerekeceği-
Davalıların sorumluluğuna karar verilebilmesi için dava konusu yazıda yer alan açıklamaların ve anlatımların gerçeğe uygun olup olmadığının da belirlenmesi gerekeceği-
Basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi isteminde, davalı yanın davacının sahibi olduğu "Görünüm" adlı gazetede yayınlanan "İşbirliği ve Misyon Üzerine Denemeler" adlı yazı dizisine cevap mahiyetinde davaya konu yazıları yazdığı ve içerik olarak eleştiri sınırlarında kaldığı, ifade ve basın hürriyetine aykırı bir durum olmadığı-
Davaya konu haberin yayınlandığı tarihte yürürlükte bulunan 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 13. maddesi hükmüne göre; basın yoluyla işlenen haksız eylemlerden dolayı istenen maddi ve manevi zararlardan eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, yazı işleri müdürüne husumet yöneltilemeyeceği-
Okuyucunun ilgisini artırmak amacıyla, habercilik tekniğine uygun olarak, özle biçim arasındaki denge korunarak kullanılan çarpıcı başlığın kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı-