Dava konusu yazılar bir bütün olarak incelendiğinde; yazılanların eleştiri kapsamında kaldığı, onama bozma sayıları ile ilgili yazıların ise ayrıntı niteliğinde olduğu, davacının davranışlarının eleştirildiği, yazıların davacıya yönelik ağır eleştiriler içerse de davacıyı aşağılama ve küçültme kastıyla yazılmadığı, eleştiri sınırlarının aşılmadığı, bu durumda davacının kişilik haklarına yönelik bir saldırı söz konusu olmadığı-
Davalının, davacıların cevap dilekçeleri hakkında açıklamalar içerdiği, istem bölümündeki ifadenin de mahkemeye yönelik temenni niteliğinde olduğu, kullanılan ifadelerin hak arama özgürlüğü ve yasal savunma sınırları dâhilinde olduğu ve davacının kişilik haklarına saldırı mahiyeti bulunmadığı-
Yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemi-
Haksız şikâyet nedeniyle kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istemi-
Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişinin, salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamayacağı-
Kişilik haklarının ihlali nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemi-
Basının, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapması gerekeceği-
Davacının, dava konusu sitenin kurucusu ve yöneticisinin de bulunduğu site üyeliğinden ihraç edilmesinin ardından, sitenin diğer üyelerine birden fazla mailler göndererek, davalı/karşı davacılara karşı hakaretli sözler kullandığı ve bu sözlerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu, bu nedenle mahkemece davalı/karşı davacıların kişilik haklarını ihlal edici eylem gözetilerek, davacı/karşı davalının uygun bir manevi tazminatla sorumlu tutulması gerekeceği-
Davaya konu haber ve haberin içeriği ile ilgili idari ve adli soruşturmalar yapıldığı, davacı hakkında kamu davasının da açıldığı, haberin bu hali ile görünür gerçekliğe uygun olduğu, kamuoyu ilgisinin de bulunduğu, öz ile biçim dengesinin aşılmadığı, haberin bu hali ile hukuka uygunluk unsurlarını taşıdığı anlaşılmakla istemin tümden reddine karar verilmesi gerekeceği-
6100 sayılı HMK’nın 114. Maddesi uyarınca aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmasının, yani derdestliğin, bir dava şartı olduğu-