Ortada, sonucu başlangıçta öngörülebilen bir olay, yani sonuçta nikâh kıyılmaması olasılığı varken, hayatın olağan akışı içinde bunu iyi bildiği kabul edilen davacıya tazminat isteme hakkı tanımayacağı-
O anda ve görünürde var olup da sonradan, gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından basının sorumlu tutulamayacağı-
Taraflar 16 günlük ayrılıklarından sonra birbirlerini affedip tekrar bir araya geldiklerine göre daha önceki olaylar nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığından bahisle manevi tazminat talep edemezlerse de tanık beyanlarından tarafların bir araya geldikleri son üç haftalık zaman diliminde de davalı-k.davacı kadının herhangi bir kusuru olmaksızın davacı-k.davalı kocanın eşini istemediği, evden kovduğu, üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği ve bu olayların davalı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği-
Yayının yapıldığı günde ortaya çıkan duruma, diğer bir anlatımla, görünür gerçeğe uygun yayın yapıldığı, yayının hukuka uygunluk sınırları içinde kaldığı-
Davalıların davacıya yönelttiği eylemler ceza yasasında suç olarak düzenlemiş bulunduğundan, zamanaşımı süresinin de (uzamış) ceza zamanaşımına göre belirlenmesi gerekeceği-
Kişilik haklarının diğer bir anlatımla şahsiyet haklarının nelerden ibaret olduğunun belirlenmesinin ve sınırının çizilmesinin uygulamaya yani yargıya bırakıldığı, gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda kişisel değerlerin; fiziki, duygusal ve sosyal kişilik değerleri olarak belirlendiği, kişinin toplum içindeki mesleki kimliği şeref ve haysiyeti, özgürlüğü, vücut ve ruh bütünlüğü ve sağlığı, ırk, din ve vatandaşlık gibi bağları kapsadığının kabul edildiği-
Yayının yapıldığı günde ortaya çıkan duruma, diğer bir anlatımla görünür gerçeğe uygun yayın yapılmış olduğundan yayının hukuka uygunluk sınırları içinde kaldığı-
Somut olayda, davalı H. A. Ö.'ün eylemi, 765 sayılı TCK'nın 285/1 maddesinde düzenlenen iftira suçunu oluşturduğundan uygulanacak ceza zamanaşımı süresinin TCK'nun 102/4. maddesi uyarınca 5 yıl olacağı-
Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı şikayet hakkının kullanımı için yeterli olup, şikayet dilekçesinde olayın akış şekline uygun düşmeyen veya kişinin kişiliğine yönelen aşağılayıcı bir anlatım biçimi mevcut olmayan durumlarda, şikayet hakkının yasal sınırlar içinde kullanıldığının kabul edilmesinin gerekeceği-