Taraflar arasındaki kayıt kabul davası-
İİK.’ nun 193. maddesine göre iflasın açılmasıyla müflisin borçlu olduğu takipler kural olarak durur, iflas kararının kesinleşmesiyle takipler düşer. İtirazın iptali davasının açıldığı tarihte iflas kararı kesinleşmediğinden, davalı şirketler aleyhine başlatılan takip düşmemiştir. Kural olarak iflasın açılmasından sonra müflis aleyhine dava açılamazsa da, somut olayda iflas kararı kesinleşmeden itirazın iptali davası açıldığından, bu dava İİK.’ nun 235. maddesi uyarınca açılmış kayıt kabul davası gibi değerlendirilip sonucuna göre işlem yapılmalıdır. Dava konusu alacağın iflas masasına bildirilmesi ve ikinci alacaklılar toplantısında kabulü halinde itirazın iptali davası konusuz kalacak, alacağın kabul edilmemesi halinde bu davaya kayıt kabul davası olarak devam edilip, iflas tarihi itibarıyla tespit edilen alacağın iflas masasına bildirilmesine karar verilecektir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeden yazılı şekilde davalı şirket yönünden “davanın reddine” karar verilmesinin hükmün bozulmasına neden olacağı-
Mahkemece, dosya kapsamı ve toplanan delillere göre; kayıt kabul talebine dayanak teşkil eden her iki çekin keşidecisi M. A. olup ilk cirantanın müflis şirket olduğu, iflastan evvel başlatılan icra takibine ne müflis şirketin ne de M. A.'ın bir itirazının olmadığı, bu durumda her iki çekin müflis şirket tarafından davacıya verildiğinin ve dolayısıyla müflis şirketin sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, her iki çekten dolayı iflas tarihine kadar işlemiş faiz, çek tazminatı, ihtiyati haciz giderleri toplamı olarak 96.421,87 TL istenebilecekken davacının daha az miktarın masaya kaydını talep ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği ve bu kararın onandığı-
Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının senede dayanan bakiye alacağının 1.486.324,75 olduğu, aksinin davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle, 1.486.324,75 TL'nin davacı alacağı olarak masaya kayıt ve kabulüne karar verildiği ve bu kararın onandığı-
Mahkemece, dosya kapsamı, benimsenen bilirkişi raporu ve son celsede davacı temsilcisinin kısmi feragatine göre; davacı tarafın, müflis şirketin iflasından evvel karşılıksız çıktığı için bankaya tevdii edilen ve bankaca zorunlu ödemeler yapıldığı için bankada alıkonulan çeklere dayalı olarak alacaklı olduğu, çekler ödeme vasıtası olduğundan karşılıklarının mal olarak verildiğinin kabulü gerekeceği, bu nedenle ispat yükü kendisine düşen davalının, ödeme hususunu ispat edemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve bu kararın onandığı-
Kural olarak iflas anına kadar doğmuş olan alacakların yine bu tarihe kadar işlemiş faizleri ile birlikte masaya kaydedileceği, iflasın açılmasından sonrada faizin işlemeye devam edeceği ancak tahakkuk edecek faiz ödemelerinin İİK.’nun 195. maddesine göre hesaplanan anaparalar ödendikten sonra bakiyesi üzerinden yapabileceği-
Sıra cetveline karşı şikayette bulunulması halinde bu takdir hakkının duruşma yapılarak kullanılmasının kanunun amacına uygun düşeceği-
Şikayetçi, "iflas idaresinin -İİK. mad. 233. maddesi hükmüne aykırı olarak- ipotekli alacağın kaydı için yapılan başvurunun reddine yönelik işleminin" iptalini talep ettiğinden ve alacağın esası ile ilgili bir ihtilaf bulunmadığından, şikayeti incelemede görevli mahkemenin icra mahkemesi olduğu, sıra cetveline karşı şikayette bulunulması halinde, hakimin takdir hakkını duruşma yapılmasından yana kullanılmasının adil yargılanma hakkını temin için uygun olacağından, mahkemece, duruşma açılıp, şikayet olunanlara şikayet dilekçesi tebliğ edilip, ilgili tüm icra dosyaları ve deliller değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi gerekirken, evrak üzerinden karar verilmesinin isabetsiz olduğu-