Davacının sözleşme konusu işi süresinde bitirmemesi gerekçesiyle 1 yıl süre kamu ihalelerinden yasaklanmasına dair işlemin hukuka uygun bulunması sebebiyle davacının yasaklama işleminden kaynaklanan munzam ve manevi zarar istemlerinin de yerinde olmadığı-
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca nama ifaya izin istemi- Diğer davalı yükleniciler sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmemiş olduğundan davalı bir kısım arsa sahiplerinin, nama ifa talebinde bulunan davacı diğer arsa sahiplerine karşı sözleşmeden dolayı yüklenicilerden alacaklı oldukları itirazını ileri sürebileceği- İlk derece mahkemesince; taşınmaza ilişkin bir takım eksik ve ayıplı iş bedelleri, iskan masrafları, yüklenici borçları kalem kalem hüküm fıkrasında gösterilmek suretiyle nama ifaya izin verilmiş ise de, mahkeme kararı sonucu kesinleşen, dava konusu sözleşmeye dayanan yüklenici borcu olan diğer arsa sahipleri alacağına kararda yer verilmemiş olup nama ifa suretiyle davacı arsa sahipleri tarafından yapılmasına izin verilen eksik ve ayıplı işlerin nelerden ibaret olduğu ve bunların avans niteliğindeki giderim bedeli ile iskan masrafları tutarı belirtilip, yine davalı diğer arsa sahiplerince talep edilen ve kesinleşen mahkeme ilamı ile hüküm altına alınan gecikme tazminatı, ilave metre kare bedeli vd. alacak kalemlerinin de eklenmesi yapılarak, tüm bu kalemleri karşılamak üzere satılması gereken bağımsız bölümün hükme en yakın tarih itibariyle güncel satış bedelinin hüküm fıkrasında açık ve infazı mümkün olacak şekilde tek tek belirtilip gösterilmesi, satışın ve eksiklikliklerin giderilmesinin ardından artan kısım olur ise de davalı yüklenicilere iadesine karar verilmesi gerektiği-
İnançlı işlem gereğince davacının taşınmazın iadesini isteyebilmesi için taraflar arasındaki alacak-borç miktarının saptanması gerkmekte olup mahkemece alacak-borç miktarı konusunda iddia ve savunma doğrultusunda hükme yeterli bir araştırma ve inceleme yapılmadan, sadece icra dosyasında kapak hesabı yaptırılarak tespit edilen bedel yönünden depo kararı verilmek suretiyle sonuca gidilmiş olmasının hatalı olduğu- Taraflar arasındaki alacak-borç miktarı konusunda bilirkişi raporu alınması, böylece Türk Borçlar Kanunun 97. maddesi hükmü gereğince borç miktarının tespit edilmesi, ondan sonra belirlenen miktarı depo etmesi için davacıya süre verilmesi, yatırdığı takdirde tapu iptal ve tescil isteğinin kabul edilmesi, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
TBK 97 gereğince kendi edimini yerine getirmeyen tarafın karşı taraftan edimini ifa etmesini isteyemeyeceği, birlikte ifa kuralına göre, ... sayılı davanın kesinleşmesi halinde bu davada hüküm altına alınan, davacı arsa sahiplerinin tüm alacaklarının depo edilerek dava konusu bağımsız bölümlerin davacı yüklenici adına tesciline karar verilmesi gerekeceğinden, mahkemece diğer dosyadaki arsa sahiplerinin alacaklarının tahsil edilip edilmediği, dava konusu inşaattaki bağımsız bölümlere iskan ruhsatının alınıp alınmadığı ya da iskan masraflarının tahsil edilip edilmediği araştırılarak, arsa sahibinin masrafları karşılanmışsa şimdiki gibi davanın kabulüne, karşılanmamışsa davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Taraflar arasındaki inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davada, iddianın yazılı belge ile ispatı gerekmekte ve fakat böylesine bir belgenin bulunmadığı anlaşılmakta ise de; davacının sunmuş olduğu dekontların bu ilişki ile bağlantılı olduğunun saptanması halinde delil başlangıcı teşkil edeceği ve çekişmenin giderilmesinde gözardı edilemeyeceği, HMK’nın 202. maddesi hükmü gereğince delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması halinde tanık dinletilmesinin mümkün olduğu- Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davasının incelenmesi, davacı, davalı hesabına yatırıldığına ilişkin dekont fotokopisinde yer alan “... çekilip yatırılan daire kredi masrafı” yazısının davalıya ait olduğunu iddia etmekle, bu dekont üzerindeki yazının davalıya ait olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, davalı tarafından temin edilen krediye ilişkin bilgilerin ve kredi taksitlerinin kim tarafından ödendiğinin, taraflar arasında yapılan para transferlerinin ilgili bankadan araştırılması, delil başlangıcı niteliğinde belge olup olmadığının değerlendirilmesi, delil başlangıcı olduğu kanaatine varılır ise, tarafların bildirdiği tüm deliller birlikte değerlendirilerek çekişme konusu taşınmazın inançlı işlem kapsamında davalıya devredildiği kanaatine varılması halinde, kredi borcunun kim tarafından ödendiği üzerinde durulmak suretiyle, bu aşamada TBK’nın 97. maddesindeki düzenleme de gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Somut olayda asıl davada davacı yüklenicinin, taraflar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine uygun olarak, davalı arsa sahibine düşen 1 no.lu bağımsız bölümü tüm takyidatlarından ari şekilde devir ve teslim borcu altında olduğu tartışmasızdır. Sözleşme uyarınca kendi edimini yerine getirmemiş olan davacı yüklenici karşı edimin ifasını isteyemeyeceğinden davalı arsa sahibinin 12 no.lu bağımsız bölümü teminat olarak elinde tutmasının haklı nedene dayandığının kabulü gerekmektedir.
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin tarafı olmayan davacılar yönünden aktif dava ehliyetleri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin gerektiği- Dava konusu taşınmazın bedelinin bir kısmının ödenmediğinin görüldüğü, mahkemece, taşınmazın yargılama sırasında ada parsel numarasının değiştiği gözetilerek, birlikte ifa kuralı gereğince taşınmazların dava tarihindeki rayiç değeri keşif yapılıp bilirkişi raporu alınarak saptanmalı, bakiye satış bedeli konusunda davacının sözleşmedeki satış bedeli ile ödemiş olduğu bedel oranlanarak, dava konusu taşınmazların dava tarihindeki rayiç bedeli belirlendikten sonra satış bedelindeki oranlamaya göre saptanacak bakiye satış bedelinin depo ettirilmesine karar verilmesinin gerektiği-
Mahkemece HMK’nın 281/3. maddesi hükmünce gerçeğin ortaya çıkması konusunda mahallinde keşif de yapılarak teknik bilirkişilerden oluşacak konusunda uzman yeni heyetten gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak binada sözleşme ve projeye aykırılıkların tek tek belirlenerek taraf itirazları giderilecek ve neden eksik kabul edilip edilmediklerinin Yargıtay denetimine uygun şekilde açıklanıp varsa belirlenen eksiklikler ile çevre düzenleme ve kepenk bedellerinin piyasa rayiçleri içerisinde mütaehhit karı ve KDV olduğundan bu kalemler ayrıca eklenmeksizin hükme en yakın tarih itibariyle mahalli piyasa rayicine göre hesaplatılması, hesaplanan bedelin dava edilen bağımsız bölümlerin yükleniciye kalan son bölümler olması ve arsa sahibinin alacaklarının teminatsız kalmamasını sağlamak amacı ile 818 sayılı BK’nın 81, 6098 sayılı TBK’nın 97. maddesine göre depo ettirilmesi, depo edildikten sonra birlikte ifa kuralığı gereği davanın kabulüne, davacının ifayı tamamlamadan dava açtığı gözetilerek masraf ve vekalet ücretinin buna göre tayin edilmesine karar verilmesi gerekir.
Taraflar arasındaki inançlı işlemi açıklayan ve devredilen hakkın inanılan davalı şirket tarafından inanan davacılara iade şartlarını ve süresini belirleyen sözleşme uyarınca tapuda satış şeklinde yapılan temlikin de hukuken geçerli olduğu, dava konusu inanç sözleşmesinin tapuda yapılan resmi akitten sonra düzenlenmiş olmasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı, her iki tarafa karşılık borç yükleyen inanç sözleşmesinde kararlaştırılan edimlerinin bir bölümü ifa eden davacıların, bağlı oldukları bu sözleşme nedeniyle geriye kalan diğer edimlerini de ifa etmekle yükümlü bulundukları dikkate alınarak uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesinin gerektiği-
İnanç sözleşmelerinin tarafların karşılıklı iradelerine uygun bulunduğu için, onlara karşılıklı borç yükleyen ve alacak hakkı veren geçerli sözleşmeler olduğu- Anılan sözleşmelerde, taraflar, sözleşmenin kendilerine yüklediği hak ve borçları belirlerken, inançlı işlemin sona erme sebeplerini; devredilen hakkın inanılan tarafından inanana iade şartlarını, bu arada tabii ki süresini de belirleyebileceği- Bunun dışında, akde aykırı davranışın yaptırımına da sözleşmelerinde yer verebilecekleri- Buna dair akit hükümlerinin de TBK'nin 26 ve 27. maddelerine aykırılık teşkil etmediği sürece geçerli sayılacağı-