Takip dayanağı belgenin aslının veya onaylı örneğinin alacaklı tarafından icra dosyasına verilmemiş olması halinde, borçlunun şikayeti üzerine, icra mahkemesince «ödeme emrinin iptaline» karar verilmesi gerekeceği-
Davacı tarafından imzalanmadığı yargı kararı ile belirlenen tahliye taahhüdü dayanak alınarak yapılan icra takibi ve açılan tahliye davası nedeniyle, davalının belirlenecek maddi ve takdir edilecek manevi tazminat ile sorumlu tutulması gerekeceği-
Haksız icra takibi nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı, borçlu tarafından alacaklıya karşı “maddi” ve “manevi” tazminat davası açılabileceği-
Takip talebinde açıkça “rehin sözleşmesi”ne dayandığını belirtmiş olan alacaklının “takip yolu” bölümünde “haczen” ibaresini yazmış olmasının bir anlam taşımayacağı-
Siyasi Partiler Kanunu uyarınca siyasi partiyi temsil yetkisi genel başkana ait olduğundan, parti adına dava açma, davada husumet yetkisi genel başkana ve ona izafeten parti tüzüğünün göstereceği parti mercilerine ait olduğu; il ve ilçe yönetiminin partiyi temsil yetkisi bulunmadığı-
Takip talebinde, “borçlu” olarak şikayetçi banka gösterilirken, ayrıca adı geçenin ismi yanına, temsilcisi olarak Türkiye İstanbul Şubesi’nin de eklenmiş olmasının, İİK.’nun 58. maddesine aykırılık teşkil etmeyeceği-
Birecik Kaymakamlığı’nın tüzel kişiliği bulunmadığından, yani takip doğru hasma yöneltilmediğinden öncelikle bu hususun nazara alınarak alacaklı tarafın isteminin reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Sadece «takip talebi»nde veya hem «takip talebi»nde ve hem de «ödeme (icra) emri»nde, takip konusu yabancı para alacağının Türk parası ile tutarının (karşılığının) '- «harca esas değer» olarak- gösterilmemiş olması halinde, icra mahkemesince doğrudan doğruya (kendiliğinden) veya (süresiz) şikayet yoluyla yapılacak başvuru üzerine «takibin iptaline» karar verilmesi gerekeceği, İİK. 58/II-3 hükmünün devletin hükümranlık hakları ve kamu düzeniyle ilgili bir hüküm olduğu–