İİK. 264/I'de öngörülen '7 gün içinde takipte bulunma zorunluluğu'nun amacının 'alacaklının takdirine göre takibin ve ihtiyati haczi tamamlayan merasimin sürüncemede kalmasına engel olmak' olduğu- Ödeme emrinin -icra mahkemesince- iptâli halinde, alacaklının veya tebliğinden itibaren 7 gün içinde yeni bir ödeme emri gönderilmesini sağlaması' gerekeceği, aksi halde ihtiyati haczin hükümsez hale geleceği–
"Yetki sözleşmesi" ile Türk mahkemelerinin esas davadaki yetkisinin kaldırılmış olmasının, Türk mahkemelerinin geçici hukuki himaye tedbiri olan "ihtiyati haciz kararı" vermesine engel teşkil etmeyeceği- İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de, özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zinciren dayanmasının tercih edilmesi gereken bir seçenek olduğu– İhtiyati haciz isteminin dayandığı hukuki vakıalardan biri olan ceza mahkemesi tarafından verilen "el koyma kararının" kaldırıldığı, İstanbul Altın Borsasının yazısında, "alıcı üyenin satın aldığı altının parasal karşılığını Borsanın Takasbankasında bulundurmak zorunda olduğu" belirtildiğinden, aleyhine ihtiyati haciz talep edilen şirketin Borsanın Takasbankasındaki hesabını dilediği şekilde kullanmasına engel bir halin bulunmadığı, söz konusu şirketlerin, başka bankalardaki hesapları veya mevcut malvarlığı üzerinde alacaklıların haklarını ihlal edecek şekilde hileli işlemlerde bulunduğuna ilişkin delil sunulmadığı, bu konuda bir iddiaya da yer verilmediği, aleyhine ihtiyati haciz istenen şirket yetkilisinin Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğu ifadenin, "alacağın mevcudiyeti" dışında diğer ihtiyati haciz sebeplerinin varlığı hakkında mahkemeye kanaat vermeye elverişli olmadığı-
İİK'nın 258'nci maddesi uyarınca, alacağın varlığının yanı sıra vadesinin geldiği konusunda da mahkemeye kanaat verecek delillerin gösterilmesi gerektiği-
Alacaklının ihtiyati haciz kararını aldığı mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesine "haczin önünde uygulanmasından" veya "haciz tutanağının kendisine tebliğinden" itibaren 7 gün içinde başvurarak "takip talebinde" bulunabileceği–
Tasarrufun iptâli davası sırasında verilen ihtiyati haczin, "tasarrufun iptâli kararı" ile kesin hacze dönüşeceği (İİK. 264/III hükmünün burada uygulanmayacağı)- Davacı taraf birden çok dosya ile takip yapmış ve her takip dosyası ile birbirinden müstakil alacağını takibe koyduğunu açıkladığından, aynı dosya takip borçluları yönünden tahsilde tekerrür yaratmayacak şekilde hüküm kurulması gerektiği-
İİK’nun 264/IV uyarınca 7 gün içinde itirazın kaldırılmasını veya itirazın iptalini istememesi veya takip talebinden vazgeçmesi yahut mahkemece davanın açılmamış sayılmasına davanın reddine karar verilmesi halinde konulan ihtiyati haczin hükümsüz kalacağı bu konudaki şikayetin süreye bağlı olmadan yapılabileceği–
Mahkeme "borçlunun itirazının hangi tarihte alacaklıya tebliğ edildiği" araştırılarak, yedi günlük süre içinde alacaklı tarafından "itirazın kaldırılması"nın veya "itirazın iptâli"nin istenmiş olup olmadığının saptanması gerekeceği–
İstihkak davasının, ihtiyati haczin düştüğü tarihten sonra açılmış olması halinde, mahkemece “ön şart yokluğu nedeniyle davanın reddine” karar verilmesi gerekeceği-
"İhtiyati haczin uygulandığı" alacaklıya tebliğ edilmediği sürece, İİK'nun 264/I'deki yedi günlük takibe geçme süresinin işlemeye başlamayacağı–
İhtiyati haczin, «itirazın iptali davasının karara bağlandığı tarihte» kesin hacze dönüşmüş alacağı (İİK. 264/V)—