Alacaklının ihtiyati haciz kararını aldığı mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesine "haczin önünde uygulanmasından" veya "haciz tutanağının kendisine tebliğinden" itibaren 7 gün içinde başvurarak "takip talebinde" bulunabileceği–
"İhtiyati haczin hükümsüz kalması"nın sadece, "ihtiyati haczin kaldırılması" sonucunu doğuracağı, ihtiyati haciz sırasında ödenen paranın borçluya iadesini gerektirmeyeceği, bu hususun asıl takibe karşı yapılan itirazda değerlendirileceği–
Farklı tarihlerde uygulanmış olan ihtiyati hacizlerin aynı tarihte kesin hacze dönüşmüş olmaları halinde, satış bedelinin alacaklılar arasında garameten paylaştırılması gerekeceği—
İhtiyati haciz kararı uygulandıktan sonra 7 gün geçirilerek icra takibinde bulunulmuş olması halinde, ihtiyati haciz kararının düşmüş olacağı–
Ödeme emri tebliğ edilmiş olmadıkça, haricen öğrenme ile takibin kesinleşmeyeceği; ödeme emri hiç tebliğ edilmemişse, Tebligat Kanununun 32. maddesinin uygulanmayacağı, bu durumda davacının ihtiyati haczi kesin hacze dönüşmediğinden İİK’nun 106 ve 110. maddelerinde öngörülen satış isteme sürelerinin işlemeyeceği—
"İhtiyati haczin uygulandığı" alacaklıya tebliğ edilmediği sürece, İİK'nun 264/I'deki yedi günlük takibe geçme süresinin işlemeye başlamayacağı–
Asıl icra takibine geçilmediği sürece, İİK. 264 uyarınca ihtiyati haczin düşüp düşmediği konusunda, ihtiyati haciz kararı veren mahkemenin görevli olduğu–
103 davetiyesinin, 3 günlük süreden sonra gönderilmesinin, ihtiyati haczi hükümsüz hale getirmeyeceği–