Borçlunun ibraz ettiği belge altındaki imzanın alacaklı tarafından kabul edilmiş olması halinde, alacaklının «bu belgenin tehditle alındığı» iddiasının icra mahkemesinde dinlenmeyeceği–
Hükmedilen kıdem tazminatının «fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte» tahsiline karar verilmiş olması halinde, «fesih tarihinden itibaren takip tarihine kadar ve takip tarihinden sonra geçen süre içinde», Merkez Bankasınca mevduata uygulanan kamu bankalarınca en yüksek faiz oranları tesbit edilerek (bilirkişilere hesaplattırılarak) kademeli faiz uygulanarak borçludan istenebilecek «alacak miktarı»nın hesaplanması gerekeceği–
İlamlı takibe itiraz edilmesinin takibi durdurmayacağı–
Borçlunun elindeki âdi nitelikteki ödeme belgesinin alacaklı vekiline gösterilmeden (gerektiğinde alacaklı asil isticvap edilmeden) icranın geri bırakılması isteminin reddine karar verilemeyeceği–
Borçlu işverenin ilâmda yazılı işçi alacağından, vergi dairesine yatırmak zorunlu olduğu yasal kesintileri mahsup ederek, kalanını icra dairesine yatırabileceği–
Avukatlık ücreti, taraflar lehine hükmedilmiş olsa dahi, müvekkilin borcundan dolayı karşı tarafça takas ve mahsup edilemeyeceği (Av. K.mad. 164)–
Kamulaştırma bedeli alacaklarına her ne kadar -17.10.2001 tarihinden itibaren; Anayasa’nın değişik 46/son maddesi uyarınca «kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranına göre» faiz talep edilebilir ise de, alacaklının takip talebinde istediği «işlemiş faizi miktar olarak» ya da «işlemiş/işleyecek faizin -% 60, % 70 gibi- oranını» belirtmiş olması halinde, faiz miktarının, alacaklının bu talebi ile bağlı kalınarak hesaplanması gerekeceği–
Borçlu tarafından yapılan tüm ödemelerin –alacaklı tarafça açıkça nafaka dışındaki bir alacağa ilişkin olduğu ispat edilmediği sürece- nafaka borcuna mahsuben yapıldığının kabulü gerekeceği–
