Marka başvurusu yapan kişinin jenerik (yaygın ad) hâline gelen markanın ilk sahibi olup olmadığı ve jenerik (yaygın ad) hâline gelmesinde marka sahibinin davranışlarının etkisinin bulunup bulunmadığı hususlarının marka başvurusunda incelenmesi mümkün olmadığı- Zira bir markanın jenerik (yaygın ad) hâline gelmesinde marka sahibinin davranışlarının etkisinin bulunup bulunmadığı hususu 556 sayılı KHK’nin 42/1-d maddesi gereğince marka sahibi aleyhine açılacak marka hükümsüzlüğü davasında tartışılması gereken bir durum olduğu- Artık jenerik (yaygın ad) hâline geldiği sabit olan bir işaretin marka sahibi dahil hiç kimse tarafından tekrar marka olarak alınması mümkün olmayacağı-
TBK. 638/3 uyarınca her bir ortak, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçtan şahsen, sınırsız ve müteselsilen sorumlu ise de, sadece borçlu şirket hakkında düzenlenen haciz ihbarnamesi ile 638/1'e göre elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olan hak ediş üzerine haciz konulamayacağı-
Borçlunun ihalenin feshi isteminde şikayetçi olması durumunda; karşı tarafın alacaklı ve ihale alıcısı olacağı- Asli yada fer'i müdahil olarak, ihalenin feshi şikayetine müdahale yoluyla katılmak ve kanun yollarına başvuru hakkının bulunmadığı-
Borçlu şirket hakkında verilen mühlet kararı ile İİK. mad. 294 kapsamında takiplerin duracağı ve bu karar tarihinden sonra artık şirketin malvarlığı için haciz kararı verilmeyeceği-
Borçlunun ihale konusu taşınmaza ilişkin kıymet takdirine vekili aracığıyla itiraz ettiği, alacaklı vekilinin de, kıymet takdirine itiraz yargılamasına katılarak borçlunun vekille temsil edildiğinden haberdar olduğu ayrıca vekilin azledildiğine veya istifa ettiğine dair dosya içerisinde herhangi bir kayıt bulunmadığı görülmekle satış ilanının vekile tebliğ edilmesinin yerinde olduğu- Satış ilanının vekile elektronik yolla tebliğ edildiği, ne var ki Tebligat Kanunu’na göre ise satış ilanının tebliğinin, vekile ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayıldığı görülmekle, satış ilanın ihaleden sonra tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, ayrıca vekilin elektronik yolla yapılan tebligatı açtığı tarihte ihaleden haberdar olduğu kabul edilse dahi Dairemiz yerleşik uygulamasına göre öğrenme tarihi ile ihale tarihi arasında makul sürenin bulunmadığının sabit olduğu, o halde, ilk derece mahkemesince şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekeceği-
Kısıtlıyı vasisi temsil edeceğinden doğrudan doğruya kısıtlı aleyhine icra takip yapılamayacağından kamu düzenine ilişkin olan bu hususun mahkemece kendiliğinden dikkate alınacağı-
Borçlu şirkete ait banka hesap hareketlerinin istenebileceği, üçüncü kişi bankanın, müşteri sırrı iddiasıyla icra müdürlüğünün bu yöndeki kararının iptalini talep edemeyeceği-
Takibin tarafı olmayan üçüncü kişilerin, şikayet yoluyla borçlu yararına işlem yapılması konusunda talepte bulunamayacağı-
Borçluya gönderilen icra emri, ilama veya takip talebine aykırı ise, borçlunun icra emrinin veya ilamlı icra takibinin iptali veya düzeltilmesi için icra mahkemesine şikayet yoluna başvurabileceği-
İflas ödeme emrinin borçluya tebliğinde kanuna aykırı bir işlemde bulunulmuşsa, borçlunun başvuracağı yol İİK'nun 16. maddesinde düzenlenen şikayet yolu olduğu- Bölge Adliye Mahkemesince, borçlunun tebligat usulsüzlüğü şikayeti ve istinaf nedenleri incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-