Taşınmaz, borçlu ya da bir üçüncü kişi tarafından işgal edilmekteyse, ihalenin kesinleşmesi üzerine, alıcının, icra dairesinden, borçlunun ya da üçüncü kişinin taşınmazdan çıkarılmasını isteyebileceği (İİK. 135/2)- Alıcı, taşınmazı ihaleden sonra bir başkasına devrederse, birinci alıcının haklarına halef olan bu ikinci alıcının da, İİK. 135/2 uyarınca taşınmazın tahliyesini talep edebileceği- Alıcının talebi üzerine icra müdürünün, İİK 135'deki koşulların mevcut olması halinde, taşınmazı işgal eden borçlu ya da üçüncü kişiye tahliye emri göndermek zorunda olduğu- "Taşınmaz paylı mülkiyete konu olduğundan tahliyesinin istenemeyeceği" iddiasının kendisine tahliye emri tebliğ edilen borçlu ya da üçüncü kişinin tebliğ tarihinden itibaren yedi günlük sürede şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurmaları halinde değerlendirileceği, bu hususun icra müdürünce re’sen nazara alınamayacağı-
İpotekli taşınmaz maliki üçüncü kişinin sorumluluğunun ipotekli taşınmaz ile sınırlı olduğu, hakkında İİK. 152 uyarınca rehin açığı belgesi düzenlenemeyeceği- Yasaya aykırı bir şekilde alınmış olan rehin açığı belgesinin ve başlatılan takibin iptali gerektiği- Şikayetin kısmen kabulü ile takip dayanağı olan yasaya aykırı rehin açığı belgesinin ve takibin davacı ipotek borçlusu yönünden iptaline karar verilmesi gerekirken, "hacizlerin kaldırıldığı" gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilemeyeceği-
Tüzel kişiliği olmayan hastane hakkında takip yapılmazsa da, takipten haberdar olan üniversite rektörlüğünce takibe taraf sıfatı ile itiraz edildiğinden, takibin borçlusunun üniversite rektörlüğü olduğunun kabulü gerektiği-
Şikayetçi borçlu şirketin takibe dayanak genel kredi sözleşmesinde bildirilen adresinin “..................” olduğu, hesap kat ihtarının yine bu adrese tebliğe çıkartıldığı, muhatap borçlunun taşınması nedeni ile tebligatın iade edildiği, muhatap borçlunun adres değişikliğine ilişkin beyanının bulunmadığı anlaşılmakla, İİK’nun 68/b maddesi uyarınca muhatap borçluya çıkarılan hesap kat ihtarının adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılacağından, borçluya hesap kat ihtarının usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olduğunun kabulü gerekeceği- İpotek veren taşınmaz malikleri ......., ........... ve ............’ye çıkartılan hesap kat ihtarı tebliğlerinin ipotek resmi senetlerinde belirtilen adreslerine ulaştığı, tebliğlerin iade sebepleri de dikkate alındığında İİK’nun 148/a maddesi uyarınca hesap kat ihtarnamelerinin adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılacağından, ipotek verenlere hesap kat ihtarının usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olduğunun kabulü gerekeceği, ancak, ..........’ye hesap kat ihtarı tebliği adres yetersizliği nedeni ile iade edildiğinden, İİK’nun 148/a maddesi uyarınca tebliğ edilmiş sayılamayacağı-
Üçüncü kişinin süresinde satış istenmediğinden haczin kaldırılmasını isteyemeyeceğinden, isteminin istihkak davası kapsamında değerlendirilmesi ve taraf teşkili sağlanarak varsa eksik peşin nispi harç ikmal ettirilmesi gerektiği-
Babasının mirasını reddeden evladın, babasından sonra ölen babaannesinin mirasçısı olacağı-  Mirasçı borçluların babalarının mirasını reddettikleri görülmekle birlikte murisin annesi ve mirasçı borçluların da babaannesinin muris babanın vefatından sonra vefat ettiği ve dolayısıyla şikayetçilerin babaannelerinden kalan mirasta mirasçı sıfatıyla hak sahibi oldukları anlaşıldığından, mirasçı borçluların taşınmaz hisseleri üzerindeki haczin kaldırılmasını talep etmekte hukuki yararları bulunduğu-
Bozma kararına karşı hangi gerekçeyle direnildiğine, kararının hangi nedenle doğru bulunmadığına ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmezken, ispat külfeti kendisine ait olan borçlu tarafa, mahcuzların hazır edilmeleri hakkında gerekli meşruhatı havi herhangi bir ihtar tebliğ edilmeksizin diğer 5 araç yönünden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadığına ilişkin bozma sebebi yönünden direnme gerekçesi oluşturulduğu uyuşmazlıkta; borçlu vekili tarafından 9 adet araç yönünden haczedilmezlik şikâyetine başvurulduğu, ancak her bir aracın ayrı ayrı haczedilmezlik şikâyetine de konu edilebileceği de gözetildiğinde, bu hâliyle anılan direnme kararının Anayasa'nın ve Kanun’un aradığı anlamda gerekçe içerdiğinden söz edilemeyeceği-
Alacaklının icra mahkemesine başvurusunun, bir hakkın yerine getirilmemesinden kaynaklanmakta olup, İİK.nun 16/2.maddesi gereğince bu yöndeki şikayet süreye tâbi olmadığı-
Alacaklının acentelik ücretine ilişkin faturaya dayalı olarak takip başlattığı, donatana izafeten şikayette bulunan şirketin takip dayanağı fatura konusu acentelik ücretine aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, TTK’nun 105/2. maddesi gereği şikayetin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği-
Borçlular aleyhine başlatılmış olan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinin kesin hüküm ile iptal edilmiş olması ve mükerrerliğe ilişkin olan şikayet tarihi itibariyle, borçlular hakkında derdest bir ipotekli takip bulunmadığından, şikayete konu kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile mükerrer takip yapıldığını söyleyebilme olanağının olmadığı, o halde; ilk derece mahkemesince borçlular yönünden şikayete konu kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatılmasında usulsüzlük bulunmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmesi gerekeceği-