Müteselsil sorumluluk gereği, önce kredi borçlularına gidilmesi gerekmeyip olayda kusurlarının belirlenmesi halinde zararın davalılardan istenmesine engel bir durum olmadığı-
Medeni Yasa ile Türk Ticaret Yasası'na göre denize düşmüş ve sahibi belli olmayan şeylerin sahipsiz mal durumuna geleceği, denize düşen hurda demirlerin davalı tarafından ihale yoluyla satılmasının İhale Yasası ve ilgili düzenlemelere uygun bulunduğu sonucuna varılarak davacının ihalenin iptaline ilişkin isteminin reddine karar verildiği ve kararın Danıştay denetiminden geçerek kesinleştiğinin anlaşıldığı - Davacının denize düşen hurda demirler üzerinde mülkiyet hakkına sahip olmadığı anlaşıldığından mahkemece istemin tümden reddedilmemiş olmasının doğru olmadığı-
Tacir sayılan ve faaliyetlerini özel hukuk hükümleri çerçevesinde yürüten İSKİ Genel Md. aleyhine açılan davaların adli yargı yerinde bakılması gerekeceği, verilen hizmetin kamu hizmeti niteliğinde olmasının bu durumu değiştirmeyeceği-
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalıya teslim olunan ancak ayıplı olduğu için reklamasyon faturası kesilen mamullerin ayıplı olup olmadığı konusundadır. Mahkemece “reklamasyon faturası üzerine, davacı şirket çalışanının ayıplı mal iddiasını kabul ettiği ve yeni bir anlaşma yaptığı” görüşü ile dava reddedilmiş ise de, dosyadaki belgelerden, şirket çalışanının davacı şirketi borçlandırma yetkisinin olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece davalının elinde olduğu bildirilen mamuller üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, ayıplı olup olmadığı belirlenmeli, eserin reddi gerekiyorsa davanın reddine karar verilmeli, bedelden tenzil sureti ile eserin kabulü mümkün ise ayıplı imalat tutarınca icra takibine yapılan itiraz haklı görülerek, davanın “inkâr tazminatı talebi de reddedilerek’’ sonuçlandırılması gerekeceği-
Yeni bir mahkeme kurulurken o mahkemenin kuruluş yasasında zaman bakımından faaliyete geçme gününden önceki uyuşmazlıklara bakacak mahkemelerle ilgili özel bir düzenleme bulunmadığı takdirde her uyuşmazlığın meydana geldiği tarihte bu işe bakacak olan mahkemece çözümlenmesi gerektiği - Sigortalıya halefi sıfatıyla açılan dava, deniz yolu ile taşıma sözleşmesine dayalı olarak, bu davalının sorumluluğuna ilişkin olup; D.cilik İhtisas Mahkemesi’nin görevine girmediği-
Mecurun kullanım amacına uygun olarak tahsis edilmediğinin gerekçesi asıl sözleşmenin feshi nedeni olarak gösterilebileceği, bu sebebe dayalı feshin ancak sözleşme imzalandıktan sonra öne sürülebileceği-
Bir kaydın aval olduğunun kabulü için yoruma muhtaç olmaması gerektiği, senedin huzurunda imzalandığını tevsik anlamında konulan “şahit” ibaresi ile karşısındaki isim ve imzanın aval anlamına gelmediği-
Limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları; ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı-
Keşidecinin tüm malvarlığı ile hakkında açılan dava ve takiplerin kapsamı araştırılarak, davacının açtığı bu davanın geçireceği evre ve keşideci aleyhindeki dava ve takiplerin sonucuna göre keşidecinin malvarlığında meydana gelecek durumun ne olacağının ve çekin karşılıksız olduğunun arkasına yazılmamasının davacı zararının gerçekleşmesindeki etkisinin ne kadar olduğunun belirlenmesi; ayrıca davacının da, ticari ilişkiye gireceği kimseleri seçmede gereken özeni göstermemesi nedeniyle müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının ve varsa oranının tartışılıp değerlendirilmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
İsticvap işleminden sonra ‘ödemelerin borca yönelik olduğu kanaatine varılması halinde defterlerinde ödeme kaydı görünen davalıya TTK’nun 83.maddesi uyarınca tamamlayıcı yemin verilmesi’ gereğine de işaret edilmiş ise de; aşağıda açıklanan şekilde yerine getirilecek isticvaptan sonra ortaya çıkacak hukuksal durum ne şekilde olursa olsun, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü açısından hukuken nihai bir sonucu ortaya koymaya her halükarda yeterli olacağından; somut olayda TTK’nun 83.maddesi çerçevesinde tamamlayıcı yemine başvurulmasına yer ve gerek bulunmadığı-