Davalının kayden davacı Hazine'ye ait olan 792 parsel sayılı taşınmaza haklı ve geçerli bir neden olmaksızın ağaç dikip, atölye binası yaparak elattığı belirlenmek ve benimsenmek suretiyle, anılan davalı bakımından davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmayacağı-
Mahkemece, muhdesat şerhinin fiziki durumu belirleme açısından hukuken hüküm ifade ettiği, ancak sahibine zemini kullanma yönünden bir hak bahşetmeyeceği gözetilmek suretiyle, davalılar hakkında elatmanın önlenmesine karar verilmiş olmasının doğru olacağı-
Davalının davacıya ait taşınmaza atık su ve kanalizasyon borusu geçirmek suretiyle haksız olarak müdahale ettiğinin belirlenmesi suretiyle davalının elatmasının önlenmesi ile yıkıma karar verilmiş olmasının doğru olacağı-
Kıyılar kamunun yararlanacağı yerlerden olup buralarda tapu kaydı oluşturulmuş ise tapunun iptalinde, Anayasanın 43., Tapu Kanununun 33., Kadastro Kanununun 16. maddesi gözönüne alınarak, kamu yararının bulunduğunun kabulü gerekeceği, ancak, kişinin mülkiyet hakkı sona erdirilirken karşılıklı hak dengesinin sağlanması için mülkiyet hakkı sahibine tazmini nitelikte bir bedelin ödeneceği, tazminatın nedeni yasa dışı bir işlemden değil hak dengesinin sağlanmasından kaynaklandığından, taşınmazın tam değerini karşılamasının da gerekli olmayacağı-
Türk Medeni Kanununun 683.maddesinde de öngörülen mülkiyet hakkı sahibine taşınmazı kanunların elverdiği ölçüde tasarruf etme, kullanma ve yararlanma hakkını bahşedeceğinden davalının kendi mülkiyet alanına bina yapma eyleminin (fiilinin) mülkiyetinin kullanılmasını teşkil edeceği-
Müdahalenin men’i, tescil ve tapu kayıt iptali ve yıkım gibi istekleri içeren gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri ile yıkımı istenen yapının kıymetinin toplamının davanın değerini teşkil edeceği gerek mahkemenin görevi ve gerekse tahsil edilecek harcın bu değer gözetilmek suretiyle belirleneceği, bunun ise keşfen belirlenen değer olacağı-
Davalılar tarafından taşkın olan bölüm dışında kalan yere bir elatma olgusu bulunmadığına göre, bu kısmın değerinin de görevin tayininde esas alınmış olması doğru olmadığı gibi, kabul tarzı itibariyle de hakkında dava reddedilen kişinin, çekişme konusu taşınmazı davalıya’e lojman olarak tahsis ettiğine göre, kendisi fiilen kullanmasa dahi kiraya vermekle muarazaa yaratmak suretiyle hukuken el attığının kabulünün zorunlu olduğu-
Belediyece yapılan dolgu işleminin, dolgu ile mülk edinme yolunu tümden kapatan ve kıyıların özel yasalardan kaynaklanan tasarrufuna dair istisnai hükümleri dışında özel mülkiyete konu edilemeyeceğini kabul eden 1605 Sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 20.07.1972 tarihinden önce mi yoksa sonra mı yapıldığının; 2644 Sayılı Yasanın 8 ve 9 maddelerinde öngörülen usul ve esaslar dairesinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespitinin, çekişmenin giderilmesi ve kazanılmış hak kuralının gözetilmesi açısından zorunlu olacağı-
Taşınmazın aile konutu olarak tahsis edilmiş bulunması Türk Medeni Yasanının 683.maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının kanuni kısıtlamalarından biri olduğundan, çekişmeli taşınmazın aile konutu olduğunun tespiti durumunda davalının taşınmazda fuzuli şagil olarak kabulüne olanak bulunmayacağı-
