Davalıların her birinin taşınmazın ayrı ayrı bölümlerine elattıkları mahkemece belirlendiğine göre, her bir elatanın elattığı yerle sınırlı olmak üzere avukatlık ücreti ve harçtan sorumlu tutulması gerekeceği-
Tapu iptal-tescil davalarının kayıt malikleri aleyhine açılacağı, somut olayda, fenni bilirkişiler tarafından keşif sonrası düzenlenen rapor ve krokiden ihyası istenen kadastral parselin bazı bölümlerinin yolda kaldığı görülmekte ise de diğer bazı bölümlerinin dava dışı kişilere verilen imar parselleri içerisinde kaldığının anlaşıldığı, bu durumda kadastral parselin ihyası halinde o parselin gittiği tüm imar parselleri yönünden hüküm kurulması gerekeceğinden, o imar parselleri maliklerinin davada yer almaları gerekeceği-
Kadastral parselin ihyası halinde o parselin gittiği tüm imar parselleri yönünden hüküm kurulması gerekeceğinden, o imar parselleri maliklerinin davada yer almalarının gerekeceği-
Mahkemece, çekişmeye konu edilen gecekondunun imar parseli içerisinde kalıyormuşcasına davanın kabulüne karar verilmiş ise de hükmün gerekçesinde gecekondunun tarafların birlikte paydaş bulundukları 1 parselin dışında olduğunun belirtilmesinin doğru olmayacağı-
Kıyılar kamunun yararlanacağı yerlerden olup buralarda tapu kaydı oluşturulmuş ise tapunun iptalinde, Anayasanın 43., Tapu Kanununun 33., Kadastro Kanununun 16. maddesi gözönüne alınarak, kamu yararının bulunduğunun kabulü gerekeceği, ancak, kişinin mülkiyet hakkı sona erdirilirken karşılıklı hak dengesinin sağlanması için mülkiyet hakkı sahibine tazmini nitelikte bir bedelin ödeneceği, tazminatın nedeni yasa dışı bir işlemden değil hak dengesinin sağlanmasından kaynaklandığından, taşınmazın tam değerini karşılamasının da gerekli olmayacağı-
Davalı her ne kadar önceki malik ile yapmış olduğu harici sözleşme sonucu bu yeri kullanmakta olduğunu savunmuş ise de, önceki malikle yapılan harici sözleşmenin kayıt malikini bağlamayacağı gibi 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesine göre davalının bu düzenlemeden kaynaklanan herhangi bir bedel istemesine de olanak bulunmayacağı-
Hazine mülkiyet hakkı sahibi olup, davalıların bu hakka karşı sahip oldukları kişisel haklarıyla karşı koymaları mümkün bulunmadığı gibi, taşınmazın vasfı itibariyle muhdesatın korunmasının gerekeceği ve taşınmazın kullanımı konusunda da davalılara bir hak bahşetmeyeceği-
