Dosya kapsamından; davacı aleyhine başlatılan icra takiplerini site yönetiminin yaptığının anlaşıldığı, davalı site yöneticisi olup, site yönetiminden kaynaklanan zararlar nedeniyle site yöneticisine şahsen husumet yöneltilemeyeceği, davalı yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilerek karar verilmesinin doğru olmadığı-
8. HD. 27.09.2018 T. E: 12897, K: 16403-
Sicil kayıtlarından davalı olarak gösterilen gibi bir şahıs firması olmadığı ve firmayı temsilen ihaleye katılanın da davadan önce öldüğü anlaşıldığından, pasif dava ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Çaplı taşınmazda elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemi-
Davalı borçlunun icra takibine süresinde yapmış olduğu bir itiraz bulunmadığından takibin kesinleştiği, bu durumda kesinleşen takipten dolayı itirazın iptali davası açmakta davacının hukuki yararının olmadığı, hukuki yarar, dava şartlarından olup, davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gerekeceği, davada davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığının, mahkemece, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacak hususlardan olduğu, dava şartlarının kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği, mahkemece, dava şartı noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği-
Borçlu şirketin dava tarihi itibariyle muamele merkezinin bulunduğu yer Beyoğlu ilçesi olduğundan yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu-
Davalıya atfedilen kusurun hizmet kusuru teşkil eden eyleme dayandığı görüldüğünden, mahkemece, davanın HMK 114/1-b.maddesi gereğince yargı yolu caiz olmadığından HMK 115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Dosya kapsamından; davacı vekilinin adli yardım talebi reddedilerek hesaplanan harç ve gider avansının yatırılması için iki haftalık kesin süre verildiği, verilen süre içerisinde anılan sarf kalemlerinin yatırılmaması hâlinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesi gereğince davanın usulden reddedileceği hususunun davacı vekiline tebliğ edildiği, bunun üzerine davacı vekilinin dilekçe ile ek süre talebinde bulunduğu, aynı dilekçe üzerinde bir ay ek süre verildiğine dair hâkim havalesinin bulunmasına ve talep kabul edilmesine rağmen ek süre talebinin kabul edildiğine dair hususun davacı vekiline tebliğ edilerek verilen sürenin beklenmesi gerekeceği-
İdari karar ve eylemlerden doğan zararlar niteliğinde bulunan zararın ödetilmesi isteklerinin 11.2.1959 günlü ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararında değinildiği üzere tam yargı davasının konusunu oluşturacağı, bu davaların ise 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 2. maddesi hükmünce idari yargı yerinde açılması gerekeceği, bu nedenlerle davalı kurumun kamu hizmeti sırasında verdiği zarardan dolayı Adli Yargı'da dava açılamayacağından, HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle ve HMK'nın 115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar vermek gerekeceği-