Taşıt rehninde, borca itirazın, takip talebi ile birlikte takibin kesinleşmesi beklenmeksizin, taşıtın yakalanıp kıymet takdirinin yapılmasına engel teşkil etmeyeceği-
Üzerinde rehin tesis edilmiş bulunan araçlar hakkında yapılan "rehnin paraya çevrilmesi" yolu ile takip kesinleşmeden de -İİK. 150/d maddesi kıyasen uygulanarak alacaklının talebi üzerine, icra müdürlüğünce "rehinli aracın yakalanması" (trafikten men'i) için Trafik Müdürlüklerine teskere yazılabileceği-
İİK’nun 150/d maddesinin, İİK’nun 150/g maddesi ile birlikte değerlendirilerek, İİK’nun 150/d maddesinin taşınır (taşıt) rehinlerinde de kıyas yolu ile uygulanarak takibin kesinleşmesi beklenmeden, rehine konu taşıtın yakalanıp kıymet takdirinin yapılması gerekeceği–
Alacaklı bankanın, alacağına karşılık borçlu ve kefiline ait taşınmazları cebri icra yolu ile satın alması halinde, KDV ödemekten muaf olduğu–
Henüz rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlamadan (dolayısıyla paraya çevirme aşamasına geçirmeden) istihkak iddiasının incelenemeyeceği- Hapis hakkının kanundan doğan bir tür rehin hakkı olduğu–
Hapis hakkının, kanundan doğan bir tür ‘rehin hakkı’ olduğu; alacaklının hapis hakkını ‘taşınır rehininin paraya çevrilmesine ilişkin yol’ ile, İİK’nın 145 vd. maddelerine göre takip konusu yapılabileceği–
Bankaların yalnızca kredi sözleşmesinden kaynaklanan değil, her türlü alacaklarının tahsili için yaptıkları icra takibi nedeniyle gerçekleşen ihale sonucu taşınmazı alacaklarına mahsuben almaları halinde, anılan işlemin damga vergisinden müstesna olduğu- Kredi alacağından dolayı yaptığı icra takibi üzerine borçluya ait taşınmazı alacağına mahsuben almış olan bankanın KDV uygulamasından muaf olduğu–
İİK’nun 45. maddesinin ‘borçlu’lar için getirilmiş bir kural olup ‘kefil’ler hakkında uygulanamayacağı–
Gerek İİK’nun 45. maddesinin, gerekse İİK’nun 257/I. maddesindeki düzenlemelerin, borçlu ile ilgili düzenlemeler olup, takip ya da ihtiyati haciz konusu alacağın kefillerinin bu hükümlerden yararlanamayacağı, kefillere ilişkin özel düzenleme BK’nun 487/I. maddesinde yer aldığından, bu madde gereğince kefilin borçlu ile beraber ‘müteselsil kefil’ ve ‘müşterek/müteselsil borçlu’ sıfatıyla veya başka bir sıfatla borcun infazını üstlenmiş olması halinde, alacaklının asıl borçluya müracaat ve rehinleri paraya çevirtmeden önce, kefiller aleyhine de takipte bulunabileceği–
