Dava dışı kredi kullanıcıları tarafından açılan menfi tespit davaları ve ağır ceza mahkemesinin hizmet nedeniyle suistimale ilişkin saptaması karşısında eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Menfi tespit davasında, birleşen davaların bağımsızlıklarını koruyacağı, bu ilke gözetilerek mahkemece asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekeceği-
Taraflar arasındaki birleşen menfi tespit-itirazın iptali davasında, davacı-birleşen davada davalı kefilin genel kredi sözleşmesinde sorumlu olduğu kefalet tutarı ve birleşen davada davalı-kefil tarafından takip tarihinden önce kefalet limitinin de üzerinde kalacak miktarda ödeme yaptığı ve bu hususun birleşen davada davacı banka kayıtları ile sabit olması da gözetildiğinde birleşen davada davalı kefil için de takip yapılmasının İİK. mad. 67/2 anlamında davalı bankanın kötü niyetli olduğu ve birleşen davada davalı vekilinin cevap dilekçesinde bu yönde bir talebi olduğunun da göz önüne alınması gerekeceği-
İİK'nun 72/4 maddesi uyarınca davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilmesi ve tedbir kararının uygulanması sonucunda alacaklının alacağına geç ulaşmasından dolayı zarara uğraması gerekeceği-
İİK’nın 72/4. md. hükmü gereği davalı-alacaklının yaptığı takip alınan tedbir kararı ile durduğu halde davalı-alacaklının talebi olmasa dahi davalı lehine re'sen %40 tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
Mahkemece, menfi tespit davasında verilecek hükmün eldeki sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre açılan alacak davasını etkileyecek nitelikte olması ve davaların aynı hukuki ilişkiden kaynaklanması, dolayısıyla her iki dava arasında bağlantı bulunması gözetilerek HMK'nın 166. maddesi hükmü gereği her iki davanın birleştirilerek görülmesi, mümkün olmaması halinde menfi tespit davasının sonucu beklenilmesi gerekeceği-
Davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilen menfi tespit davasının devamı sırasında ödenen bedeller yönünden İİK 72/7. maddesi uyarınca davanın istirdat davasına dönüşeceği gözetilerek borçlu bulunulmadığı halde ödenmek zorunda kalınan miktarın istenebileceğine karar verilmesi gerekeceği-
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden tarafın, o vakıayı ispat etmeye mecbur olup, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kuralın uygulanması gerekeceğinden, davacı tarafından imzalanan bononun bedelsizlik iddiasının yazılı delille ispat edilmesi gerekeceği-
Menfi tespite ilişkin dava, önceki kanun (HUMK) zamanında açıldığından yargılamanın bulunduğu aşamaya göre gider avansı ödenmesi istenemeyeceği- Bunun yanısıra her ne kadar verilen kesin süre içeresinde davacı vekilince ara kararı gereği yerine getirilmemiş ise de, mahkemece ödenecek gider avansı da ara kararında belirtilmemiş olup, kapsamı ve sınırları yeteri kadar belli edilmeyen böyle bir ara kararına dayanılarak kesin sürenin gereği yerine getirilmediğinden söz edilemeyeceği-
Taraflar arasındaki birleşen menfi tespit - istirdat davasında, murisin ölüm tarihi itibariyle terekesi iştirak halinde olduğundan diğer tüm mirasçıların davaya dahil edilmesi ya da terekeye temsilci atanarak davanın yürütülmesi konusunda adı geçen davacıya uygun süre verilmesi, bu yöne ilişkin dava şartının tamamlanmasından sonra yargılamaya devam edilmesi gerekeceği-