Somut uyuşmazlık bakımından, davalı tarafça davaya konu taşınmaz satışı işleminin muvazaalı olmadığı, gerçek bir satış olduğu ileri sürülmüş ise de; taşınmazın satış bedeli ile keşfen belirlenen gerçek bedeli arasındaki fahiş fark dikkate alındığında satış işleminin muvazaalı olduğu-
İnançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteği- Kişiye önce bilinen en son adresi esas alınarak (bilinen bir adresi yok ise adres kayıt sistemindeki adresi esas alınarak) Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebligat çıkartılmalı, adres tebligata elverişli değilse ya da tebligat yapılamazsa adres kayıt sistemindeki adresine buna ilişkin şerh de düşülerek 21/2. madde uyarınca tebligat yapılması gerekeceği-
Cebri ihalenin usulsüzlüğünden bahisle feshi istenebileceği gibi, ihale sonucu edinilen mülkiyete dayalı tescilin yolsuz olduğu ileri sürülerek tapu iptal ve tescil davası açılmasına da yasal bir engel bulunmadığı-
İnanç sözleşmesi inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muamele olduğu- Bu sözleşmenin, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil ettiği-
Davacıdan ilk durumundaki dava dışına yapılan temlikte inançlı işlem ile ilk durumundaki dava dışın’dan, ikinci el konumundaki kişiye yapılan temlikte ise ikrah ( korkutma) hukuksal nedenine dayanılarak açılan -inançlı işlem ve ikrah (korkutma) hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin- davada, taşınmazın son maliki bakımından iddianın incelenebilmesi için, davacı ile ilk el durumundaki dava dışı arasındaki hukuki ilişkinin inançlı işlem olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasının zorunlu olduğu- Bu davalarda birden fazla kişiye karşı birlikte dava açılmasında maddi bir zorunluluk olmadığı halde, kanun; gerçeğin daha iyi ortaya çıkmasını, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin doğru sonuca bağlanmasını sağlamak için, birden fazla kişiye karşı dava açılmasını usulen zorunlu kıldığı ve bu durumda şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığından söz edileceği-
Türk Medeni Kanunu'nun 1024. maddesi gereğince bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescilin yolsuz tescil olduğu ve bu tür bir tescil ile geçerli bir ayni hak kazanılamayacağı, cebri icra veya iflas takipleri sonucunda gerçekleştirilen ihale işlemlerinde tapu sicilinin sebebe bağlılık prensibine tabi bulunduğu, ihale tutanaklarında sahtecilik, hile veya tahrifat bulunması halinde tescilin hukuki temelinin çökeceği, ihalenin feshinin icra mahkemesinden istenmemiş veya süresinde ileri sürülmemiş olmasının genel mahkemede açılan yolsuz tescile dayalı tapu iptali ve tescil davasında mülkiyetin illetini inceleme yetkisini ortadan kaldırmayacağı, tescilin geçerli bir sebebe dayanmadığının tespiti halinde sicilin düzeltilmesi talebinin kabul edilmesi gerektiği- Karşı oy yazısında "Cebri icra ve iflas yoluyla yapılan satışlarda taşınmaz mülkiyetinin ihale anında alıcıya geçtiği, ihalenin feshini inceleme yetkisinin münhasıran özel görevli icra mahkemesine ait olduğu ve kanunda düzenlenen hak düşürücü süreler içerisinde şikâyet yoluyla istenebileceği, icra mahkemesince ihalenin feshi isteminin reddine dair kararın kesinleşmesi veya hak düşürücü sürelerin geçmesiyle ihalenin kesinleştiği durumlarda yapılan tescilin geçerli bir hukuki sebebe dayandığı ve yolsuz tescil niteliği taşımadığı, ihalenin feshi sonucunu doğuracak şekilde genel mahkemelerde yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası açılamayacağı, bu tür bir incelemenin mahkemelerin görev kurallarına, kesin hüküm ilkesine ve cebri icra organlarınca tesis edilen işlemlere duyulan kamu güvenine aykırılık teşkil edeceği, ihale usulünce feshedilmedikçe tapudaki tescilin hukuki sebepten yoksun sayılamayacağı ve sicilin düzeltilmesi davasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği" görüşünün savunulduğu-
Türk Medeni Kanununun 705, 1022 ve 1024. maddeleri uyarınca cebri icra yoluyla kazanılan mülkiyetin geçerli bir hukuki sebebe dayanmasının zorunlu olduğu, ihalenin feshine yönelik açılan davanın süreden reddedilerek kesinleşmesi karşısında icra dosyasında yapılan ihalenin ayakta ve hukuken geçerli bulunduğu, icra takibine konu bakiye borç miktarının taşınmazın kıymetine nazaran az olmasının cebri ihaleyle satışa engel teşkil etmeyeceği gibi tek başına ihale alıcısının kötüniyetli olduğunu veya hakkın kötüye kullanıldığını göstermeyeceği, bu nedenle geçerli ihaleye dayalı tescilin yolsuz tescil niteliği taşımaması sebebiyle tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmesi gerektiği-
Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden, davalının uzun zamandır Almanya da ikamet ettiği, meclis kararıyla ilgili yerel ve ulusal basında çıkan haberlerden bilgisi olmasının beklenemeyeceği, çekişme konusu taşınmazı bir yıl önce de komşu .... parsel sayılı taşınmazı satın alması nedeniyle yatırım amacıyla satın aldığı, son kayıt maliki olan davalının TMK'nın 1023. maddesi anlamında kötüniyetli olarak taşınmazı edindiği usulünce kanıtlanamadığı ve 14.02.1951 tarih 17/2 sayılı YİBK’nın uygulanmasını gerektirir vakıaların da bulunmadığı açık olduğundan, davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
İnançlı işlem iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, birleşen dava ise bağımsız bölüme el atmanın önlenmesi isteği-
Tapu iptali ve tescil ile el atmanın önlenmesi isteği-