Tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespitinin büyük önem taşıdığı- Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunduğundan, yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, bu nedenle mahkemece tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiği- Dava dışı bir kişi tarafından ihalenin feshi davası reddedilmiş olup mhkemece ikinci el konumundaki davalının iyiniyetli olup olmadığının bir başka ifadeyle TMK'nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yaralanıp yararlanamayacağının araştırılarak değerlendirilmesi, davalı şirketin iyiniyetli olduğunun tespit edilmesi halinde davacının tazminat isteğininde bulunduğu gözetilerek tazminat isteği yönünden yapılan temliklerin incelenmesi, nitelikli dolandırıcılık eylemi ceza dosyası ile sabit davalı ile diğer davalılar arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi gerektiği-
Kadastral parselin ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil istemi-
Kadastral parselin ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil istemi-
Taşınmazlarda Devletin tapu sicilini tutması, hak ve işlem güvenliğinin sağlanabilmesinin bir güvencesi niteliğinde olup sistemin tam olarak yerine getirilmesi, tapu siciline duyulan güvenin sürekliliğine bağlı olduğundan (TMK mad. 1007) kanun koyucu sicilin doğru tutulduğuna güvenenlerin, sicilin yolsuz tutulmasından dolayı uğradıkları zararı Devlet tarafından ödeneceği ilkesini düzenleyerek güveni sağlayacağı- Davacı şirketin dava konusu taşınmazın bir kısmını 1990 yılında satın aldığı, ancak taşınmazın satın alındığı tarihte tapuda taşınmazın orman olduğunu gösterir nitelikte herhangi bir şerh ve kısıtlama bulunmadığı gibi, resmî işlemin yapıldığı sırada taşınmazın orman niteliğinde bulunduğu yönünde davacı şirket yetkilisine bir bilginin de verilmediği- Hukuksal dayanağını kusursuz sorumluluktan alan ve kusura değil tehlike prensibine dayanan davada, TM. mad. 1007 uyarınca, davacının zararından davalı Maliye Hazinesinin sorumluluğunun bulunduğu açık olup davacı şirketin zararının tespit edilerek ödenmesi gerekeceği-
Davadaki iddia ve isteğe göre kayıt malikinin davaya konu mal varlığı için temsil kayyımı atanıp atanmadığının araştırılması varsa kayyım tayinine ilişkin kararın dosya arasına alınması, temsil kayyımı yok ise bu yönde dava açmak üzere davacıya süre verilmesi ve temsil kayyımına davanın yöneltilmesi sağlanarak toplanan ve toplanacak delillere göre TMK 1024.maddesi de gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Genel kurul kararı olmaksızın yapılan taşınmazların ilk satışının (geçerli bir ibra mevcut bulunmadığından) geçerli olmadığı- Ticari şirketlerin objektif özen yükümlülüğü bulunmadığı gibi, davalı A.Ş’nin de ilk satışın usulsüz olduğunu bilmesi gerektiğine ilişkin dosyaya bir delil sunulmadığından, yargılama sırasında taşınmazı devralan davalı A.Ş’nin ilk satışın usulsüz olduğunu bilebilecek durumda olduğunu ispat yükünün davacıda olduğu düşünülmeden davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu-
Yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteği-
Davalı adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline ilişkin dava açma hakkı sadece Hazine'ye ait oluğu- Davacı gerçek kişinin dava açma yetkisi ve aktif dava ehliyetinin olmadığı-
Kötü niyet iddiasının def'i değil "itiraz" olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (resen) nazara alınacağı- Somut olayda taşınmazın temellük edildikten sonra davalı tarafından kullanılmadığı, taşınmazın işhanı olduğu tartışmasız olup, bu denli iyi gelir getirecek nitelikteki yerin uzun yıllar boş tutulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu- Yolsuz tescile dayalı tapu iptal-tescil ve ipoteğin kaldırılması isteklerine ilişkin davada, davacılar, "alacaklı olduğunu iddia eden bir kişi tarafından mirasbırakan aleyhine, ancak doğrudan vekil hasım gösterilerek yüksek meblağı bir ilamsız icra takibi yapıldığını, aynı tarihte avukat tarafından borç kabul edilerek, sürelerden feragat suretiyle takibin kesinleştirildiğini ve muris adına kayıtlı taşınmazın ihalesi sonucu, taşınmazın alacaklı tarafından alacağa mahsuben satın alındığını, onun da taşınmazı diğer davalıya devrettiğini, aynı tarihte bir banka lehine 1.000.000 USD bedelle ipotek tesis edildiğini, bahse konu takibin mirasbırakanın ehliyetsizliği gerekçesiyle iptal edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescili ve ipoteğin fekkine karar verilmesini istemiş olup keşfe gidilmek suretiyle davalıya devir tarihinde taşınmazın gerçek değerinin saptanması, taşınmazın tespit edilen gerçek değerinin ödenip ödenmediği üzerinde durulması, davacı ile davalıların iş yeri ve ikametlerinin birbirine yakın olduğu hususun incelenmesi, son kayıt maliki davalının iyiniyetli olup olmadığının dinlenen tanıklar yeniden dinlenmek suretiyle açıklığa kavuşturulması gerektiği- Eksik araştırma ile yetinilerek "kayıt malikinin iyiniyetli" ve "ipoteğin gerçek olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
