İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil de işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlayacağı, davalı işveren tarafından sözleşmenin feshinin 15.12.2014 tarihinde davacı işçiye bildirildiği, davanın ise 06.03.2015 tarihinde açıldığı, bildirim tarihine göre davanın bir aylık dava açma süresi geçtikten sonra açıldığı anlaşıldığından dava hak düşürücü süre içinde açılmamış olup davanın reddedilmesi gerekeceği-
İşe iade davasının yargılaması devam ederken davacının davalı işverence işe davet edilmesi, iş akdinin feshinin geçerli nedene dayanmadığının işverence kabul edildiği anlamına geldiği(Dairenin uygulamasının bu yönde olduğu), buna göre, davalı işverenin yargılama aşamasında yaptığı işe davet ile feshin geçersizliği sabit olup böyle bir durumda işin esasına girilerek başkaca bir araştırma yapmaya da gerek olmadığından mahkemenin davanın reddi yönündeki kararının hatalı olduğu - Davacı vekili imzalı beyanıyla talebini sınırlamış olup davalı taraftan sadece boşta geçen süre ücreti ile yargılama gideri ve avukatlık ücreti talep ettiklerini, ödenen ihbar tazminatının da boşta geçen süre ücretinden mahsup edilmesini talep etmiş olup işe başlatmama tazminatı talebi olmadığından bu hususta davacı yararına hüküm tesis edilemeyeceği-
İş akdi fesih bildirimi başlıklı belgedeki iki farklı tipte gözüken yazı ve imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde yazı ve imza incelemesi yapılması gerektiği ve davalı tanıkları da dinlenilerek fesih bildirim tarihinin belirlenip dava şartlarından olan davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiği-
Davacının iş akdinin feshine ilişkin fesih bildirim tutanağı düzenlendiği, ancak bu tutanağın davacıya tebliğ edilmediği, daha sonra bu bildirimi davacının tebliğden imtina ettiğine dair tutanak düzenlendiği ve davacıya mail ile bu bildirimin gönderildiği ancak bu mailin davacıya ulaşıp ulaşmadığının dosya kapsamından anlaşılamadığı tespit edilmiş olup tebliğden imtina tutanağında davacının telefonda olduğu, hazır olmadığı anlaşıldığından ve duruşmada tanık olarak dinlenen davalı tanığı, davacının tutanak tarihinden sonraki ayın sonuna kadar çalıştığını beyan ettiğinden ortaya çelişkiler çıkmış olup çelişkilere göre davalı tarafından davacının iş akdinin bir bildirimle feshedildiği ispatlanamadığından davanın yasal bir aylık süre içinde açıldığının kabulü gerektiği-
Muvazaa nedeniyle davacı işçi davalı iş yerinde işe iade edilmesine rağmen, muvazaa nedeniyle davalıların işe iadenin maddi sonuçlarından müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği-
Dosya kapsamı ve davacının savunmaları ile yaşanan brick değişiklikleri ve çevresel etkenler dikkate alınmaksızın kota realizasyonu esas alınarak performans ölçümü yapılması nedeniyle düşük performans kriterlerinin ispat edilemediği; bununla birlikte davacının çalıştığı grubun kapatılmasına dair işletmesel karar yönünden de gruba ait ilaçların tanıtımının yapılmaya devam olunduğunun tanık beyanları ile anlaşılması buna karşılık grubun kapatıldığına dair yeterli delilin de işveren tarafından ibraz edilmemesi nedeniyle yapılan fesih işleminin geçersiz olup davacının işe iadesine karar verilmesi gerektiği-
İyiniyetli olan davacı işçiye karşı taraf olmadığı muvazaanın ileri sürülemeyeceği, akdin hükümsüzlüğünün davacıya karşı ileri sürülmesinin MK.mad. 2. 'deki iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, ancak muvazalı işlemin taraflarının birbirlerine karşı muvazayı ileri sürebilmelerinin mümkün olduğu, hukuki bir engel bulunmadığı ve hiç kimsenin kendi hilesinden yararlanamayacağı ilkesi gereğince muvazaalı işlemi yapan davalının, davacının Genel Müdürlüğü'ne süresi içinde başvurması halinde hak kazanacağı 4 aya kadar ücret ve diğer haklarından, davacının Genel Müdürlük tarafından süresi içinde işe başlatılmaması halinde hak edeceği 4 aylık brüt ücreti tutarındaki tazminat alacağından daha açık bir anlatımla davalı Genel Müdürlüğün davacının iş akdini geçersiz nedenle feshi sonucuna bağlı yasal yaptırım sonucu doğan alacağından diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu-
Davacının mülga 2821 sayılı Yasanın 31.maddesine dayanarak şarta bağlı şekilde işe başlatmama tazminatı talep ettiği davacının talebini ıslah ettiğine dair bir kayıt da bulunmadığı halde mahkemece bu yön üzerinde durulmaksızın talebi aşacak şekilde işe başlatma-başlatmama şartına bağlı olmaksızın işe başlatmama tazminatına hükmedilmiş olmasının hatalı olduğu-
Davacı ayrılmak istediğini belirttiği el yazılı ve imzalı dilekçesi ile işten ayrılmış, istifa iradesinin fesada uğratıldığını ve istifa dilekçesini baskı altında imzaladığını kanıtlayamamış olduğundan, istifa dilekçesine değer verilip, feshin geçersizliğine ve işe iadesine ilişkin davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu-
4857 sayılı Kanun'un 20/2. maddesinde açıkça, feshin geçerli sebeplere dayandığının ispat yükünün davalı işverene verilmiş olduğu- İşverenin ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel şartlarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih sebeplerinin geçerli (veya haklı) olduğunu ispatlaması gerektiği, bu kapsamda, işverenin fesihle ilgili karar aldığını, bu kararın istihdam fazlası meydana getirdiğini, tutarlı şekilde uyguladığını ve feshin kaçınılmaz olduğunu ispatlaması gerektiği- İş ilişkisinde işletmesel kararla iş sözleşmesini fesheden işverenin, TMK. mad. 2 uyarınca, yönetim yetkisi kapsamındaki bu hakkını kullanırken, keyfi davranmaması, işletmesel kararı alırken dürüst olması gerektiği- Keyfilik denetiminde, işverenin keyfi davrandığını işçi iddia ettiğinden, genel ispat kuralı gereği, işçinin bu durumu ispatlaması gerektiği- Davalı işveren tarafından alınan işletmesel kararın samimi biçimde uygulanıp uygulanmadığı, işletmesel karar sonucunda istihdam fazlalığının doğup doğmadığının, davacının başka birimde görevlendirme imkanının olup olmadığı, yeni işçi alımı şeklinde alınmış ise davacının bunun görevini yapıp yapamayacağı araştırılmak suretiyle karar verilmesi gerektiğinden usul ve kanuna aykırı olan kararın bozulması gerektiği-