İmza itirazı kabul edildiğine göre, mahkemece, "takibin durdurulması" yerine "takibin iptaline" hükmedilmesi isabetsiz olup kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı-
Takibe konu çekte; imzaya itiraz eden borçlu I. Turizm Tekstil Deri Ürünleri Sanayi Ve Ticaret Ltd. Ştnin ciranta, takip alacaklısının ise çeki cirantadan ciro yolu ile alan yetkili hamil D. Metal Sanayi Ve Ticaret A.Ş. olduğu, borçlunun cirosundan sonra (2) adet cironun bulunduğu, alacaklı cirantanın, imzanın borçluya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olmaması ve dolayısıyla senetleri takibe koymada ağır kusurlu veya kötüniyetli olduğunun tespit edilememesi nedeniyle tazminat ve para cezası ile sorumlu tutulması, İİK.nun 170/som madde hükmüne aykırı olduğu gibi, ayrıca İİK.nun 170/3.maddesi gereğince imzaya itirazın kabulü halinde takibin durdurulması yerine iptaline karar verilmesi de doğru olmadığından mahkeme kararının belirtilen nedenlerle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlıkların giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı-
İmza itirazı kabul edildiğine göre, mahkemece, "takibin durdurulması" yerine "takibin iptaline" hükmedilmesinin isabetsiz olduğu- Mahkemece, yabancı para alacağının TL karşılığı yerine, yabancı para üzerinden tazminata ve para cezasına hükmedilmesinin, İİK.’nun 58/3. maddesine aykırı olduğu-
Kambiyo senedindeki imzaya itiraz ile menfi tespit davası-
Mahkemece, terekenin borca batık olması nedenine dayanan mirasın reddi davasının, şikayetçi borçlular tarafından takibin başlatılmasından önce açıldığı ve halen derdest olduğu nazara alınarak, bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, itiraz süresi içerisinde alınmış bir reddi miras kararı bulunmamasına rağmen varmış gibi değerlendirme yapılarak borçluların talebinin borca itiraz olarak nitelendirilmesinin yerinde olmadığı-
İmzaya itiraza yönelik olarak yapılan yargılama sırasında, alacaklının kendisini vekille temsil ettirdiği görüldüğünden, mahkemece, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca alacaklı yararına 600,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 900 TL vekalet ücretine hükmolunmasının isabetsiz olduğu-
Mahkemece, bilirkişi incelemesi yapılmadan borçlunun imza itirazı kabul edilmiş olup, İİK.nun 170/3. maddesine aykırı şekilde alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesi isabetsiz olup, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı-
Ticari vekilin, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamayacağı, kambiyo taahhütlerinde bulunamayacağı ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri etmsil edemeyeceği; ancak ticari mümessilin bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahip olduğu- Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisinin de organlara ait olduğu- Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organların her ticaret şirketiin türüne göre değişiklik göstereceği; ancak ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessilin şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebileceği- Somut olayda borçlu şirketin ticari mümessili TS tarafından 18.08.2008 tarihli vekaletname ile MS'e birtakım yetkiler verilmiş ancak bono düzenleme konusunda özel bir yetki verilmediği- Ayrıca MS'nin şirket ortaklar kurulu tarafından verilmiş şirketi borçlandırma yetkisinin de bulunmadığı- MS tarafından imzalanan bono nedeniyle borçlu şirket sorumlu tutulamayacağından borçlu şirketin borca itirazının kabulünün gerektiği-
İmza itirazı kabul edildiğine göre; mahkemece, "takibin durdurulması" yerine "takibin iptaline" karar verilmesi isabetsiz olup, mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı-
İİK'nun 170/3. maddesi uyarınca, icra mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın imzaya itirazın reddine karar verilmiş olmasına rağmen, borçlu aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmesi isabetsiz olup kararın belirtilen nedenlerle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlıkların giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı-