Borçlunun itirazın iptali ilamına karşı teminat göstererek mehil vesikası alması ve bu teminatın takip dosyasındaki alacağı tüm fer’ileriyle birlikte karşılaması hâlinde mevcut hacizlerin aşkın hale geleceği kuşkusuz olduğundan, icra müdürlüğünün hacizleri kaldırma işlemi İİK m. 85/son maddesi ile bağdaşır; bu durumda istinaf incelemesinde yalnızca yetki değil, işlemin esası incelenerek karar verilmesi gerektiği-
Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, İİK’nın 85 inci maddenin uygulanma biçimine ilişkin memur işlemini şikayet olup, anılan kararın temyiz kabiliyetinin bulunmadığı- İİK m. 363'te sayılan kesin nitelikteki işlemler dışında kalan icra müdürlüğü işlemlerine karşı verilen şikayet kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabileceği-
Taşınmazların birinin ya da birkaçının satılması tüm alacakları tatmine yeterli ise artık bundan sonraki diğer taşınmazların icra müdürlüğünce satışının yapılmaması gerekeceği- Mahkemece, şikayete konu icra dosyasının konusu olan ipotekten önce uygulanan hacizlerin ilişkin oldukları takip dosyaları hakkında İİK'nın 100. maddesine esas malumatlar toplanarak güncel alacak miktarlarının tespitiyle, şikayetçi tarafından ileri sürülen satışı yapılan taşınmazın satış bedeli ile dosyaya yapılan ödeme tutarının dosya borcunu karşılamasına rağmen satışa devam edildiği hususundaki fesih sebebinin yerinde olup olmadığının gerekçesiyle birlikte tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Yerleşik içtihatlara göre alacaklının somut olaya ilişkin haciz talepleri üzerine borçlunun bankadaki tüm hesaplarına haciz konulması gerekeceği- İcra müdürlüğünün ya da Bankanın hesapların haczedilebilir olup olmadığını araştırma ve değerlendirme gibi bir görevi bulunmadığı, zira bu hususun, borçlunun haczedilmezlik şikayetinde bulunması halinde mahkemece yapılacak incelemede değerlendirilip, sağlıklı bir şekilde sonuca bağlanması gerekeceği- Ancak, haciz talebi dışında hesaptaki paraların nereye aktarıldığı gibi bilgilerin sorulmasının talep edilmesi ve icra müdürlüğünce bu hususta araştırma yapılması mümkün bulunmadığı-
Dava konusu taşınmaz üzerine Sosyal Güvenlik Kurumunun talebi üzerine konulan haciz, yukarıda açıklanan taşınmaz kaydı üzerine haciz konulmasına ilişkin hükümlere aykırı ve yok hükmünde olduğu-
Kiracılık sıfatına dayalı istihkak iddiasının geçerli olmadığı- Dava konusu haciz, davacı 3. Kişinin ticaret sicilde kayıtlı adresinde yapılmakla birlikte anılan adres borçlunun da şube adresi olduğu, iki ayrı hacizde yapılan evrak araştırmasında; .. noter onaylı, borçlu ile davacı arasında düzenlenen işyeri açma ve ruhsat devir belgesi, belediye tarafından borçluya verilmiş işyeri açma ve ruhsat belgesi, borçlu ile davacı arasında tarihli kira sözleşmesi, borçluya ait duvarda asılı lpg otogaz istasyonu sorumlu müdür belgesi, makine mühendisleri odasının düzenlediği ıslak imzalı kayıt belgesi, borçlu şirkete kesilen sevk irsaliyesi, borçluya ait bir kaç adet açık kargo gönderisi, borçluya ait EPDK'nın bayilik lisansı ve lpg otogaz bayilik lisansının yönetim odasında asılı olduğu, borçluya düzenlenen servis raporu bulunması ve haciz anında beyanı alınan çalışanın borçlu firmada daha önce çalıştığını beyan etmesi, davacı 3.kişi şirketin, borcun doğum tarihinden sonra kurulması karşısında, davacı ile borçlu arasında mal kaçırmak amacıyla danışıklı işlemler yapıldığı ve muvazaanın varlığının kabulü gerektiği-
Taşınmaz haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı olduğundan, icra müdürünün haciz işleminde usulsüzlük bulunmadığı- Daha sonra tapu iptali ve tescil kararına dayalı olarak taşınmazın maliki olan 3. kişinin, haczin kaldırılması için, Hukuk Genel Kurulu'nun 13.06.2001 tarih ve 2001/12-461 Esas-2001/516 Karar sayılı kararında ve Dairemizin süreklilik arzeden içtihatlarında da belirtildiği üzere genel mahkemede mülkiyet hakkına dayalı olarak dava açması gerekeceği- Bu nedenle icra müdürlüğünün bu hususa ilişkin haczin kaldırılması talebinin reddine yönelik gerekçesi yerinde ve yasaya uygun olup mahkemenin tapu iptali ve tescil kararı verildiğinden bahisle haczin kaldırılması gerektiğine ilişkin tespit ve gerekçesinde isabet bulunmadığı-
Kural olarak şikayet hakkının takibin taraflarına ait ise de takibe taraf olmayan üçüncü kişilerin de şikayet konusu ettikleri yolsuz işlemlerin iptalinde hukuken korunan yararları bulunmak koşuluyla, şikayet hakkına sahip oldukları- Şikayetin konusunu, icra ve iflas memurlarının idari nitelikteki işlemleri oluşturduğundan şikayetin medeni usul hukuku anlamında bir dava olmadığı-
Bütünleyici parça (mütemmim cüz) yerel âdetlere göre asıl şeyin (taşınmazın) temel unsuru olduğu ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmadığı için taşınmazdan ayrı (bağımsız) olarak da haczedilemeyeceği- Eklenti ise TMK'nın 686. maddesinin 2. fıkrasında "...asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır..." şeklinde tanımlanmış olduğu- Asıl şey rehinli olmadıkça eklenti asıl şeyden bağımsız bir hukuki varlık olarak ayrı bir ayni hak konusu oluşturabileceği- Arsanın ipoteği "mütemmim cüz olan bu binaları da kapsar ise de fabrika, otel vs...nin içindeki menkuller" arsanın ve ipoteğinin kapsamında bulunmadığı- Arsa üzerinde ipotek olmadığı durumda, üzerindeki fabrika mütemmim cüz (bütünleyici parça) oluşturduğu- TMK 684/1 maddesine göre arsanın mülkiyeti kapsamında olduğu-
İİK'nın 82. maddesine dayalı olarak haczedilmezlik şikayetinde bulunulabilmesi için, şikayet tarihi itibariyle hukuken geçerli bir haczin varlığının şart olduğu- Bu nedenle borçlunun haczedilmezlik şikayetinde bulunması üzerine, öncelikle İİK'nın 106. ve 110. maddeleri uyarınca haczin düşmüş olup olmadığının belirlenmesi gerekeceği- Şikayet tarihinden önce yukarıda belirtilen maddeler uyarınca haczin düşmüş olduğunun belirlenmesi halinde, şikayetin konusu olmayacağından, başvurunun fuzuli yapıldığının kabul edilmesi gerekeceği- Öte yandan, taşınmazın usulüne uygun olarak haczedildiğinin kabulü için İcra Müdürlüğünce haciz kararı verilmesi yeterli olup, haczin geçerliliği ve tamamlanmış sayılması için ayrıca tapu siciline şerh verilmesinin zorunlu olmadığı- İİK’nın 106 ve 110. maddeleri uyarınca haczin düşmüş olup olmadığı belirlenirken sürenin başlama tarihi olarak İcra Müdürlüğünce haciz kararının verilme tarihinin esas alınması gerekeceği-
