Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra sunulan haciz tutanağının geçici aciz vesikası niteliğinde olan bir haciz tutanağı olduğu anlaşıldığından, tasarrufun iptali davasında ön koşul eksikliğinin giderildiğinin kabulü ile davanın esasına girilmesi gerektiği-
Temyiz aşamasında davalı borçlu şirketin ticaret siciline kayıtlı adresinde ............... tarihinde haciz yapıldığı, bu hacizde kapıyı açan olmadığı, karşı komşudan sorulduğunda, borçluların 1 hafta kadar önce taşındıklarını beyan ettiği, yeni adres bilinmediğinden borçluya ait herhangi bir emare bulunmadığı, dairenin boş olduğunun kapı dürbününden görüldüğü ve haczedilecek herhangi bir menkulün tespit edilemediğinin belirtildiği, yine aynı gün bir başka adreste yapılan hacizde; kapıyı ............'nın açtığı, burada kendisinin yaşadığını ve evin kendi evleri olup, kiracı olmadıklarını, borçluyu tanımadığını beyan ettiği ve borçluya ait herhangi bir mal veya emareye rastlanmadığının da haciz tutanağı ile tespit edildiği anlaşılmış olup, İİK'nun 105/2 maddesine göre borçlu şirketin ticaret siciline kayıtlı adresinde yapılan ............. tarihli haciz tutanağının İİK'nun 143. maddesindeki aciz belgesi hükmünde olduğu, bu durumda İlk Derece Mahkemesince davalı borçlu şirketin aciz halinin gerçekleştiğinin kabul edilmesi, esasa girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Davacı tarafça ....................... İcra Dairesinin ........................ esas sayılı dosyası üzerinden İİK.nun 105/2 maddesi gereğince alınmış geçici aciz vesikası veya İİK.nun 143.maddesi gereğince alınmış kesin aciz vesikası sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Aciz vesikası iptal edildiği tarihe kadar geçerli olduğundan, iptaline kadar verildiği tarihe kadar zamanaşımı süresinin işlemeyeceği- Bu tarihten sonra, şikayet tarihine kadar üç yıllık zamanaşımı süresinin de dolmadığı anlaşıldığından, icranın geri bırakılması isteminin reddi gerektiği- "Aciz vesikasının verildiği tarihi ile (2014) takip dosyasının yenileme tarihi (2022) arasında takibin ilerlemesine yönelik icra takip işlemi bulunmadığından takibin kesinleşme sonrası aşamada zamanaşımına uğradığının kabulü gerektiği" şeklindeki karşı görüşlerin kabul edilmediği-
Çeke dayalı olarak yapılan kambiyo senetlerine mahsus icra takibinin kesinleşmesinden sonra takibin zamanaşımına uğraması-
“Mahalde haczi kabil mal bulunamadığından herhangi bir işlem yapılamadı, borçlunun haczi kabil malım yoktur, aciz durumdayım” beyanının yazıldığı haciz tutanağı geçici aciz vesikası hükmünü taşır mı? Borçlunun adına kayıtlı hacizli taşınmazları ve araçlarının olduğu mahcuzların kıymet takdiri yapılmadan geçici aciz vesikası niteliğinde haciz tutanağı düzenlenmesi usule uygun mudur?
Dava dayanağı olan icra takip dosyasında İİK'nun 105. maddesinde belirtildiği şekilde borçlu davalı şirketin adresinde yapılmış bir haciz bulunmadığı gibi İİK'nun 143.maddesinde belirtilen aciz belgesi de sunulmadığı - Her ne kadar davalı borçlu şirketin kredi sözleşmesinde belirtilen adresinde haciz yapılmış ise de, bu adreste başka bir şirketin faaliyet gösterdiği, bu şirketin faaliyet gösterdiğine ilişkin olarak vergi levhası ile kira sözleşmesinin sunulduğu, yani davalı borçlu şirketin bu adresle bir ilgisi kalmadığı, davalı borçlu şirketin ticaret siciline kayıtlı olan adresinde ise haciz yapılmadığı - Bu durumda, davalı borçlu şirketin aciz hali ispatlanmamış olduğundan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği-
Dava dayanağı takip dosyasında İİK'nun 105 inci maddesinde belirtildiği şekilde borçlunun adresinde yapılmış bir haciz bulunmadığı gibi İİK'nun 143 üncü maddesinde belirtilen aciz belgesi de sunulmadığı, bu durumda, davalı borçlunun aciz halinin ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın ön koşul yokluğundan reddine, yapılan yargılama giderlerinin davanın açılmasında haksız olan davacı üzerinde bırakılmasına karar verileceği-
Davalıların inanç sözleşmesine dair kendi aralarında yaptıkları anlaşma ile kredi taksitlerinin bir kısmının 3. kişi veya temsilcisi tarafından yatırılmış olmasının anlaşmanın tarafı olmayan 3. kişileri (somut olayda davacı alacaklıyı) bağlamayacağı - Konut kredisi kullandırabilmek için tarafların kendi aralarında yaptıkları satışa konu  işlemin muvaazalı olduğu, kimse kendi muvazasına dayanamayacağı- Davalılar arasındaki akrabalık ilişkisi nedeniyle İİK'nın 280/1 maddesinde vücut bulan emarenin gerçekleştiği - Tasarrufa konu işlemin değeri ile  alacak miktarı (icra takip çıkışı veya borç miktarı  itibariyle)  karşılaştırılarak hangisi düşük ise, onun bu davanın değeri (müddabihi) olarak kabul edileceği-
Borçlu hakkında aciz vesikası alınmamakla birlikte, borçlu kayıp ve adresi saptanamıyorsa, saptanan ve bilinen adreslerinde de icraca, borçlunun haczi kabil malının bulunmadığı tespit edilmiş ise, bu takdirde aciz halinin gerçekleşmiş sayılacağı- İİK.'nin 105/2 maddesine göre haczi kabil mal bulunmaz ise haciz tutanağı İİK.'nin 143. maddesindeki aciz belgesi hükmünde olduğu- Davacı tarafından dosyaya sunulan kredi sözleşmesi, dava konusu edilen tasarruf tarihlerinde sonraki tarihi taşısa da, alacaklı banka ile davalı borçlular arasında düzenlenen başka kredi sözleşmeleri olup olmadığı, kurulan ilk kredi ilişkisinin ne zaman başladığı ve alacaklının davalı borçlulardan olan alacağın kaynağı olarak gösterilen icra takiplerinin hangi kredi sözleşmelerine ilişkin olduğu, buna göre tasarruf tarihlerinin borcun doğumundan sonra olup olmadığı anlaşılamadığından, mahkemece öncelikle başka kredi sözleşmelerinin olup olmadığı araştırılarak, varsa dosya arasına getirtilerek, davacı alacaklı ile davalı borçlular arasındaki borcun gerçek doğum tarihi tespit edilerek bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması gerektiği-