Davacının adi ortaklık ilişkisi içinde açılması düşünülen kitapevine masraf ve ortaklık sermayesi olarak koyduğu paranın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiği- Davacının varlığını ileri sürdüğü adi ortaklığın varlığını ispat edemediğinden tarafların birlikte açtıkları ortak hesap üzerinden eşit oranda (yarı yarıya) hak sahibi oldukları, hesaptaki paranın tamamını çeken davalının payından fazla çektiği miktar yönünden davacıya borçlu durumuna düştüğü kabul edilerek, hesaptaki paranın yarısı üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Kira ilişkisinin varlığını ve aylık kira bedelinin ne kadar olduğunun ispat külfeti davacıya, davalı tarafından kabul edilen kira bedelinin ödendiğinin ispat külfeti ise davalıya düştüğü, davacının talep ettiği yıllık kira miktarı senetle ispat sınırının üzerinde ise davacı kira bedelini yazılı belge ile kanıtlamak zorunda olduğu, yazılı delille kanıtlanmadığı takdirde ise davalının kabulünde olan miktarın esas alındığı, yine davalı da aynı koşullar altında yıllık kira bedelinin senetle ispat sınırının üzerinde olması durumunda kira borcunun ödendiğini yazılı belge ile ispat etmesi gerektiği- Davacı iddia edilen kira miktarına göre yazılı belge ile kira ilişkisini ispat edemediğinden mahkemece tahliye ve alacak isteminin bu nedenle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı- Temerrüt nedeniyle tahliye ve alacak davalarında, alacak ve tahliye olarak iki ayrı dava bulunması nedeniyle alacak davasında hüküm altına alınan alacak miktarına göre ayrı, tahliye davasında yıllık kira miktarı üzerinden ayrı vekalet ücretine takdir edilmesi gerektiği- Davacı tarafından 30.000 TL kira alacağı ve tahliye isteminde bulunulduğu, mahkemece 1 yıllık kira bedeli 6.000 TL ve 30.000 TL kira alacağı üzerinden olmak üzere ayrı ayrı toplam 5.950 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece 5.400 TL vekalet ücretine hükmedildiği, bu durumda istinaf eden davacının aleyhine kaldırma kararı verilemeyeceğinden davacının bu yöne ilişkin istinaf isteminin yerinde olmadığı-
İ. sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin davada; davacının sunduğu makbuzlarda taşınmaz alımı konusunda açıklama bulunmadığı, davacının davasını inandırıcı bir delille kanıtlayamadığı, gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmişse de, eksik inceleme ve araştırmayla karar verildiğinden verilen kararın usul ve yasaya uygun düşmediği- davacının yabancı uyruklu olduğu gözetilerek davacı adına tescili istenen dava konusu taşınmazın, davalı tarafından dava dışı 3. kişiye devredilip; onun tarafından da, yine başkasına devredildiği; son tapu kayıt maliklerine husumet yöneltilerek TMK'nun 1023. maddesi uyarınca; tapu siciline güvene dayalı iyiniyetli alıcı olup olmadıklarının, tarafların göstereceği tüm deliller ve gerektiğinde re'sen yapılacak araştırma ile belirlenmesi gerektiği, tapu kaydının iptali istenen taşınmazın kayıt maliklerinin iyi niyetli müktesip olduklarının tespiti halinde; bu defa davacının alacağa ilişkin taleplerinin irdelenmesi gerektiği- HMK'nun 199. maddesine göre yazılı delil, 202'nci maddesine göre ise senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği hükme bağlanmı olup, buna göre; davacının davalı tarafa bir kısım ödemeler yaptığı ve bunu gösterir makbuzlar sunduğu gibi, taraflar arasında elektronik yazışma içerikleri ve tanık beyanından inanan ile inanılan arasında bir inanç sözleşmesinin bulunduğu, kayıt maliklerine husumet yöneltilip iyiniyetli müktesip olup olmadıkları açıklığa kavuşturulduktan sonra, iyi niyetli olmadıkları kanaatine varıldığında tescil hükmü kurulması, iyi niyetli olduklarının anlaşılması halinde ise söz konusu taşınmaz alımı nedeni ile davacının davalı tarafa ödediği miktarın tespit edilerek, bu miktarın hüküm altına alınması gerektiği-
İspat yükünün, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden kimseye düştüğü- Harici satış sözleşmesindeki imzanın dahili davalıların murisine ait olduğu, satış bedelinin de belirlendiği sözleşmede, paranın bir kısmının nakit, bir kısmı ise çek olarak ödendiğinin belirtildiği uyuşmazlıkta, ödeme olgusunu davacı taraf ispatlamış olup, dahili davalı tarafın "satış bedelinin bir kısmı olarak verilen çekin karşılığının çıkmadığı, bedelin tahsil edilmediği" yönündeki savunmalarını ispatlaması gerektiği- İspat yükümlülüğünün davacı tarafta değil, çek kendisinde bulunan davalı tarafta olduğu- Davalı tarafın, harici satış sözleşmesiyle ile kendisine verilen çekin karşılıksız çıktığını ispat etmesi gerektiği- Davacı tarafın çekin karşılıksız çıkmadığını ispatlaması gerektiği yönündeki kanaatin hatalı olduğu-
Açığa senet düzenlenmesinin mümkün olduğu, senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille ispat edilmesi gerektiği, dayanılan savcılık dosyası ile icra hukuk mahkemesi dosyasının bu iddiayı ispat edecek nitelikte bulunmadığı-
Davacının yabancı uyruklu olmasından dolayı satın aldığı aracın davalı adına tescil edildiği, bu hususta taraflar arasında sözleşme akdedildiği, ancak iade istemine rağmen davalı tarafça aracın devrinin yapılmadığı belirtilerek, araç için ödenen bedelin iadesi talebine ilişkin davada; inanç ilişkisinin ancak yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı bulunması halinde, tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanabileceği, davacı tarafça dayanılan banka havale dekontlarından, yapılan havalenin araç alımı nedeniyle gönderildiğine dair bir kayıt olmadığından bu banka havale dekontlarının yazılı delil başlangıcı olarak kabulüne olanak olmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş olsa da; davacı tarafın sunduğu banka dokümanlarından, açıklamalı bir kısım havaleler yapıldığı ve yine dava konusu aracın alımına dair ilgili şirket tarafından fatura düzenlendiğinin anlaşıldığı, davacı tarafından yapılan havale işlemi ile dava konusu aracın alındığı bayinin kestiği fatura tarihleri göz önüne alındığında; Tofaş-Fiat yetkili bayii olan şirkete, dava konusu araca ilişkin ödemelerin kimin tarafından, hangi hesaptan ve hangi tarihte yapıldığı sorularak, davacıya ait İngilizce banka doküman metinlerinin de usulüne uygun olarak tercüme ettirilip, ilgili şirket adına ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılıp, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Faturaya dayalı icra takibinden kaynaklı itirazın iptali davasında, davacının ticari defterlerine dayalı olarak davanın kabulünün hatalı olduğu, faturanın tek başına alacağın varlığına delil olmadığı, davalının teslim makbuzların altında imzasının olmadığı anlaşıldığından ve teslim ancak yazılı delille ispat edilebileceğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Kısıtlının kısıtlanmadan kısa süre önce aslında tüm aileye ait ancak kısıtlı adına kayıtlı dava konusu taşınmazı satması- Gabin- Bedel- Yazılı ispat-
Davalı-alıcının, "matbu ve boş olarak imzaladığını belirttiği tellallık sözleşmesine davaya konu taşınmazın adresinin sonradan eklendiği" iddiasının "tanık" ile ispatlanamayacağı- Taşınmazın tellalı saf dışı bırakılması suretiyle alınması hâlinde tellallık ücretinin cezası ile birlikte ödeneceğine ilişkin hükmün (TBK. mad. 20)  "genel işlem koşulu" olark kabul edilemeyeceği, anılan kararlaştırmaların "sözleşme serbestisi" ilkesi çerçevesinde geçerli ve tarafları bağlayıcı olduğu- Tellal ile yapılan sözleşmeye rağmen, tellalın saf dışı bırakılması suretiyle taşınmaz maliki ile irtibata geçilerek taşınmazın satın alındığı anlaşıldığından, davaya konu sözleşmenin geçerli olduğu ve anlaşmaya aykırı doldurulduğunu davalının ispatlayamadığından davacı tellalın sözleşme gereği alacağa hak kazandığı-
İtirazın iptali davasında davalıların "borçlarına karşılık davacı tarafından kendi nam ve hesaplarına 3. kişiye yapılan ödeme karşılığında balık teslim ettikleri" iddiasını, hayatın olağan akışı, TÜİK verileri gibi değerlendirmelerle ispat etmesi mümkün müdür?