Hizmet tespiti davalarında çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşın, ücretin belirlenmesinde ispat serbestisinin bulunmadığı ve HMK'nın 200. maddesindeki parasal sınırı aşan ücret iddialarının yazılı delille kanıtlanması gerektiği; davacının imzasını taşıyan ve imza inkarına uğramayan ücret bordrolarının aksi ispatlanmadıkça geçerli kabul edileceği, buna karşılık davacı tarafından sunulan ve işverence kabul edilmeyen personel ücret çizelgelerinin tek başına yeterli delil olamayacağı, bu nedenle geçerli bordrolar esas alınarak ve ücret tutarının tanıkla ispat sınırının üstünde olduğu gözetilerek karar verilmesi gerektiğinden direnme kararının bozulması gerektiği- "Prime esas kazanç tutarı bakımından uyuşmazlık olan eldeki davada bireysel iş hukuku ve sosyal güvelik hukuku normlarının bordroya senet vasfı vermediği, ayrıca dosya içerisinde işverenin kaşesi ile işyeri yetkilisinin imzasının yer aldığı ücret ödeme cetvellerinin bulunduğu, öte yandan resen araştırma ilkesi ve delil serbestisi kapsamında iddianın her türlü delille ispatlanabileceği, vasıfsız işçi olarak çalışmayan davacının asgari ücret almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, gerekirse emsal ücret araştırması da yapılmak suretiyle gerçek ücretin belirlenmesi ve direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği" görüşünün Kurul çoğunluğunca benimsenmediği-
Uluslararası nakliyat faaliyetinin yürütüldüğü işyerlerinde hizmet akdi ile şoför olarak çalışanlara yurt dışı görevlendirmelerinde sefer primi, sefer yolluğu, harcırah adı altında yapılan ödemelerin 506 sayılı Kanun’un 77. maddesinde yer alan “yolluk” veya 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesindeki “görev yolluğu” ibareleriyle teknik ve somut olarak tam anlamıyla örtüşmediğinden bu tür uyuşmazlıklar yönünden maddelerdeki kavramların, yalnızca araca bağlı zorunlu giderler şeklinde anlaşılması, başka bir anlatımla sigortalılara söz konusu adlar altında yapılan ödemeler içerisinden yalnızca araca bağlı zorunlu harcamaların ayrıştırılıp geri kalan tutarın sigorta primine esas kazanca dahil edilmesi gerektiği- İddia edilen ücret miktarının HUMK'un 288 ve 292. (HMK'nın 200 ve 202.) maddelerindeki hükümler çerçevesinde ispat edilmesi ve bu kapsamda dosyada yer alan yazılı belgeler irdelenerek ödemeler ayırıştırmaya tâbi tutulması ve belgelerin ait olduğu çalışma dönemi bakımından yazılı delil oluşturacağı gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Sıhhati yönünden işverence aksi iddia edilmemiş olan işveren imzalı belgeler yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup bu çerçevede isteme konu dönem yönünden yukarıda açıklandığı şekilde Mahkemece araştırma yapılması, ayrıca işçilik alacakları dosyası da celp edilerek irdelenmesi gerektiği- Yapılacak inceleme sonucunda ücret ispat edilemediği takdirde; işçilik alacakları dosyasında hüküm altına alınan alacak miktarının davacıya ödenmesi halinde son ayın prime esas kazancına dahil edileceği-
Bononun lehdarı olan ve bonoya dayalı olarak icra takibi başlatan davalıda bononun aslının bulunması gerektiğinden, davalıya bono aslını sunması için ihtaratlı kesin mehil verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bononun incelenemediği ve ispat yükünün davacıda olduğu belirtilerek karar verilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 219 ve 220 nci maddesi ve 2004 sayılı Kanun'un 167 nci maddesinin ikinci fıkrası da dikkate alınarak işlem yapılması gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesinin doğru olmadığı-
Çekin, bir ödeme aracı olup davalının elinde bulunduğu - Davacının bu çekin bedelsiz olduğunu ya da iddia ettiği gibi boş olarak verildiğini ve dolayısıyla anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı delille ispat etmek zorunda olduğu- Bu davada ispat yükünün davalıda değil, davacıda olduğu - 11. Asliye Ceza Mahkemesinin sayılı kararıyla davalı hakkında resmi belgede sahtecilik, bedelsiz senedi kullanma suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de bu karar netice itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin bir karar olup, Ceza Mahkemesinde dinlenilen tanık ifadeleri bu menfi tespit davasında da ispata yeterli olmayıp 6100 sayılı Kanun'un 200 ve 201 inci maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gerekir. Bu nedenle ispat yükü üzerinde olan davacının davasını ispat edemediği anlaşılmakla "davanın reddine karar verilmesi" gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
.................... Tapu müdürlüğünce düzenlenen resmi satış senedinde, davacının devrettiği taşınmaz hisse karşılığı olarak 770.000,00 TL satış bedelinin de davacıya ödediğinin belirtildiği, bu senedin gerek taraflar gerekse resmi memur tarafından imzalanarak onaylandığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) 189/3, 200, 201, 203 üncü maddelerinde belirtilen ispat kuralları gereği, davacı tarafın resmi nitelikteki resmi satış senedinin aksine, satış bedelinin kendilerine ödenmediği iddiasın yine kesin delille ispat etmesi gerektiği, bu durumda ispat yükünün davacıda olduğu, davacı tarafça kesin bir delil bildirmediği, tanık dinletilmesine davalı tarafça muvafakat gösterilmediği ve dava dilekçesinde yemin deliline açıkça dayanılmadığı gerekçesi ile ispat olunamayan davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu biçerdöverin satışına veya takasına dair dosyaya herhangi bir yazılı satış sözleşmesi sunulmadığı, senet bedellerinin tanıkla ispat sınırının üzerinde olduğu, ispat yükünün davacı tarafça yerine getirilmediği, davalının eda ettiği yemininde iddia edilen satışı ve ödemeleri inkar ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Harici satış sözleşmesine dayalı olarak tapuda devredilen taşınmazların satış bedelinin ödenip ödenmediği iddiasıyla alacak istemi- Davaya konu adi yazılı sözleşmenin aksini iddia eden davalı tarafın bu iddiasını, yazılı delil ile ispat edemediği, adi yazılı sözleşmenin sonrasında tapuda yapılan resmi sözleşme ile taşınmazın mülkiyetinin nakledildiği, davalıların bedelden doğan borcunu tümüyle yerine getirmemiş olmasının resmi sözleşme ile doğan hukuki sonucu değiştirmeyeceği, adi yazılı sözleşmedeki gerçek bedelden bir kısmının ödenmemesinin, davacıya bedelin ödenmeyen bölümünün tahsilini isteme hakkı vereceği, davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme uyarınca dava konusu taşınmazın tapuda davalıya devredilmesi nedeniyle bu davalıya husumet yöneltilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı-
Yazılı yapılan kira sözleşmesinin aksinin senede karşı senetle ispat kuralı gereğince yazılı belge ile ispatlanması gerektiği, kira ilişkisinin varlığını ve aylık kira bedelinin ne kadar olduğunu ispat külfetinin kiraya verene, kabul edilen kira bedelinin ödendiğini yahut kiralananın tahliye edildiğinin ispat külfetinin ise kiracıya düştüğü, kiracının, tahliye tarihine kadar kira bedelini ödemekle yükümlü olduğu- Taraflar arasında 1 yıl süreli kira sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin ön sayfasında "kiralananın başlangıcı ve bitimi" başlıklı hükümde kiralananın 18.01.2018 günü kullanıma hazır olarak teslim edildiği, 16.01.2018 tarihinde toplamda 50.000 Euro'nun nakit olarak ödendiği, yine sözleşmede hacze gelinmesi durumunda oluşabilecek tüm zararların kiraya veren tarafından karşılanacağının düzenlendiği- Kiralananın kullanıma uygun teslim edildiğinin belirtilmesi karşısında kiralananın usulüne uygun şekilde tahliye edildiğinin ispatlanmadığı, yazılı ispat koşulu nedeniyle bu hususta tanık dinlenemeyeceği, kiracının tahliye tarihine kadar kira bedelinden sorumlu olduğunun anlaşılmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanması gerektiği-