Tarafların gelirleri birbirlerine yakın ve denk olduğundan, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerektiği-
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre erkek lehine takdir edilen yoksulluk nafakasının az olduğu-
Somut olayda kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiş ise de tarafların ekonomik ve sosyal durumu, yaşları, evlilik süresi ve ortak çocuklarının bulunmayışı dikkate alındığında kadın yararına irat şeklinde yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin hatalı olduğu- TMK m. 176/1 uyarınca bir defaya mahsus olmak üzere "toptan ödeme" kararı verilmesi hususunun değerlendirilmesi gerektiği-
Kadının; Fransa'da doğduğu, lisans mezunu olduğu ve hemşire olarak çalıştığına ilişkin beyanı ve tanık beyanından kadının Fransa'da hemşire olarak çalıştığı anlaşıldığından, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi gerektiği-
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına takdir edilen maddî tazminatın az olduğu- Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakasının az olduğu, mahkemece, 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ve davacı-davalı kadın vekili tarafından 20.12.2022 tarihinde usulüne uygun olarak yapılan ıslah dilekçesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekeceği-
Bölge Adliye Mahkemesince kadının yoksulluk nafakası talebine yönelik kurulan gerekçede ".... Davacı-karşı davalı vekili dilekçeler aşaması geçtikten sonra verdiği 14.06.2024 tarihli dilekçesi ile yoksulluk nafakası talep etmiştir. Davacı-karşı davalı vekilinin dilekçesi ıslah dilekçesi mahiyetinde olmayıp talep dilekçesi niteliğinde olması nedeniyle talebinin değerlendirilme imkanı bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince davacı-karşı davalı tarafın yoksulluk nafakası talebinin reddi kararı hatalı olmuştur. Bu doğrultuda davacı-karşı davalının yoksulluk nafakası talebi yönünden verilen hükmün kaldırılmasına, davacı-karşı davalının yoksulluk nafakası talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmetmek gerekmiştir..." dendiği, ancak hüküm kısmında "...Davacı-karşı davalı kadının yoksulluk nafakası talebinin dilekçeler aşamasında usulüne uygun talebi olmaması, usulünce bu yönde ıslahı da bulunmadığından reddine..." karar verilerek yoksulluk nafakası yönünden gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratıldığı anlaşıldığından, kadının yoksulluk nafakası talebi yönünden gerekçe ve hüküm arasında çelişki yaratılmadan, 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine uygun biçimde, gerekli unsurları içeren bir karar verilmesi gerektiği-
Kadının çalıştığı, düzenli ve sabit bir gelirinin olduğu, tarafların gelir durumlarının ise birbirlerine yakın veya denk olduğu anlaşıldığından kadın yararına yoksulluk nafakası koşulları oluşmadığı-
Kayın validesine süregelen şekilde ağır hakaret eden kadının bu kusurlu davranışı karşısında, erkeğin kadını otobüse bindirip ailesinin evine göndermesinin tepki niteliğinde davranış olduğu ve erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-birleşen davacı kadın eşin tam kusurlu olduğu- Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşeceği anlaşılan taraf yararına nafaka ödenmesine karar verilebilmesi için boşanmaya sebep olan olaylarda en azından eşit kusurlu olma şartının arandığı, dolayısıyla boşanmaya sebep olan olaylarda ağır veya tam kusurlu olduğu tespit edilen eş yararına yoksulluk nafakası ödenmesine karar verilemeyeceği-
Çalışması karşılığında elde ettiği gelirin düzenli ve sürekli olup olmadığının, kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunup bulunmadığının belirlenerek sonuca göre kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerektiği-
2. HD. 26.12.2024 T. E: 10052, K: 10613
