Miktar ve değeri 1.170 YTL.yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin olarak verilen kararlar kesin olup, Yargıtay HGK. nun kararı ile nafaka davalarında temyiz ve karar düzeltmede yıllık nafaka miktarı dikkate alınacağı açıklanmış olduğundan temyize konu edilen kararın yıllık nafaka miktarı 1.170 YTL. yi geçmediğine göre temyiz isteminin reddine karar verilmmesinin gerekeceği-
Yoksulluk nafakasının kaldırılması talebine ilişkin davada irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi yada tarafların birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkacağı- tarafların gelir ve mal varlığında boşanma anına göre herhangi bir değişiklik olmadığı saptandığı takdirde, nafaka anlaşmalı boşanma sonucunda anlaşma ile takdir edildiği davalı kadının önceki kocasından aylık asgari ücret seviyesinde olup, nafaka ile birlikte toplamının davalı kadını yoksulluktan kurtarmayacağı nazara alınarak davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Her ne kadar davacının asgari ücret düzeyinde bir gelirinin olduğu, SSK’dan 469 milyon TL. yaşlılık aylığı aldığı ve bu nedenle yoksulluğa düşeceğinin kabul edilemeyeceği ileri sürülmüşse de, davacının davalıya ait evde oturması, davacının her an onu evden çıkarabilecek olması, davacının gelir durumu ile davalının geliri arasında anormal sayılacak bir farkın bulunması, davacının aldığı aylık 469 milyon TL. yaşlılık aylığının davalıyı yoksulluktan kurtarmasının mümkün görünmemesi karşısında, davacıya makul bir miktarda yoksulluk nafakası verilmesinin gerektiği-
Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu, davalının boşanma nedeniyle yoksulluğa düşeceği, Türk Medeni Kanununun 175.maddesinin koşullarının oluştuğu, davalı yararına uygun yoksulluk nafakasının takdirinin gerektiği-
Davalı kadının çalıştığı ve sürekli geliri olduğu toplanan delillerden anlaşıldığından Türk Medeni Kanunun 175. maddesi koşulları oluşmadığı halde davalı yararına yoksulluk nafakası takdirinin isabetsiz olacağı-
Davalı-davacı D.’in açmış olduğu boşanma davasından 16.03.2005 tarihinde feragat etmekle geçmiş olayları bağışlamış sayılacağından, davacı-davalı A.’ın kusurlu davranışlarından bahsedilemeyeceği, davalı-davacı D.’in ise muska yazdırıp yastığın içine koyduğu, yapma bebeğin üzerine iğneler batırdığı bu şeklindeki büyücülük adı verilen faaliyetlerde bulunduğu ve 9.8.2003-10.8.2003 tarihinde eşine göndermiş olduğu telefon mesajlarında “Kızıma en iyisinden baba bulup evlenmezsem adiyim, dikkat erkek turistler sana bir şey yapmasın, kadınlar önünde soyunsa bir şey yapamazsın. Keşke meninde olmaz olsaydı”,“Anangil bana ettikleri iftiraları gelsinler zaptda etsinler de herkes yüzlerine tükürsün, onlar da oh yağmur yağdı desinler” şeklinde ifadelere yer verdiği anlaşılmış olduğundan, tam kusurlu kabul edilmesi gerekeceği-
Dava dilekçesinde ve aşamalarda davacı kadının, boşanma sonucunda yoksulluğa düşeceği konusunda beyanda bulunmuş; davacı vekili, yoksulluk nafakasının toptan ödenmesine karar verilmesini istediği, davacının gelir durumu, yaşı, bedeni ve fikri kabiliyeti ile evlenme ihtimalinin az olması, öte yandan davalı kocanın ödeme gücü değerlendirildiğinde, somut olayın özelliği itibariyle boşanan eşler arasında mali ilişkinin uzamasının sakıncalı olacağı, hal böyle olunca, Yerel Mahkemece yoksulluk nafakasının toptan ödenmesine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olacağı-
Yoksulluk nafakası istenebilmesi için öncelikle tarafların resmen evlenmiş ve daha sonra mahkeme kararı ile boşanmış olmalarının arandığı- Resmi evli olmayanların yoksulluk nafakası da isteyemeyeceği ve söz konusu davanın aile mahkemesinde görülemeyeceği-
Boşanmaya neden olan olaylarda kusursuz veya daha az kusuru olan eş lehine yoksulluk nafakasına karar verilebileceği-
Kesinleşen boşanma kararına ilişkin davada nafaka istemediğini beyan eden kadının sonradan açtığı yoksulluk nafakası davasının reddinin gerekeceği-
