Davacıların ihtiyari dava arkadaşı olduğu ilamda, her bir davacı için ayrı ayrı alacak kalemlerine hükmedildiğinden, alacaklı sayısı kadar takip bulunduğundan ve ayrı ayrı hükmedilen alacak kalemlerinin birlikte takibe konulması halinde haciz ve ödenen paraların paylaştırılmasında sorunlar oluşacağından, tek bir ilama dayanılarak birden fazla icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğundan söz edilemeyeceği-
Somut olayda, takibin dayanağı olan ilamda davacının taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile adına tescilini, bunun mümkün olmaması durumunda tazminat talep ettiği, davalının ise taşınmazın devir işlemlerinin usulüne uygun olduğunu ileri sürerek davanın reddini istediği, yargılama sonunda devrin muvazaalı olduğu kanaatine varıldığı ancak taşınmazın yargılama devam ederken cebri icra yolu ile satılması nedeniyle tapu iptal ve tescil talebinin reddi ile tazminata hükmedildiğinin anlaşıldığı- Bu haliyle dayanak ilam taşınmazın aynına ilişkin olup, infazı için kesinleşmesi gerekeceği-
Somut olayda, takibin dayanağı olan ilamda davacının taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile adına tescilini, bunun mümkün olmaması durumunda tazminat talep ettiği, davalının ise taşınmazın devir işlemlerinin usulüne uygun olduğunu ileri sürerek davanın reddini istediği, yargılama sonunda devrin muvazaalı olduğu kanaatine varıldığı ancak taşınmazın yargılama devam ederken cebri icra yolu ile satılması nedeniyle tapu iptal ve tescil talebinin reddi ile tazminata hükmedildiğinin anlaşıldığı- Bu haliyle dayanak ilam taşınmazın aynına ilişkin olup, infazı için kesinleşmesi gerekeceği-
İcra emrinin incelenmesinde; "... 70.754,13 TL Toplam Alacak...” ifadesinden sonra, "...Alacağın tahsili tarihine kadar % yasal faizi.." ifadesinin yazılı olduğu, bu haliyle takip tarihinden itibaren toplam alacağa faiz talep edildiği anlaşıldığı- O halde; İlk Derece Mahkemesince; icra emrinin "37.168,65 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar yasal faiz..." olarak düzeltilmesine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu-
Her ne kadar borçlunun şikayete konu ettiği muhtıradan sonra yeni bir muhtıra düzenlenmiş ise de, yeni bir borç muhtırası düzenlenmesi şikayete konu bakiye borç muhtırasının iptali talebinin esasının incelenmesine engel teşkil etmediği- Öte yandan, takibe konu ara kararda hükmedilen nafakanın boşanma ilamı ile 260.000,00-TL ye yükseltilmesi üzerine alacaklı tarafından ek takip talebi düzenlenmeden işbu tutar üzerinden bakiye borç muhtırası çıkarılmasına dair müdürlük kararı da usul ve yasaya uygun görülmediği-
Şikayet dilekçesinde takibe konu ilamın kesinleşmediğine ilişkin bir iddia ileri sürülmediğinden, bu konuda re'sen "tapu iptal tescil davasına ilişkin ilamın kesinleşmediği" gerekçesi ile "takibin iptaline" karar verilemeyeceği, bu hususun kamu düzeninden olmadığı-
İlamın yorum yoluyla değiştirilip genişletilmesi suretiyle mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının “TL” cinsinden uygulanması gerektiğinden bahisle şikayetin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Tapu iptal ve tescil kabul edilmezse tazminat şeklinde kademeli açılan davada mahkeme tapu iptal talebini reddedip tazminata hükmedilirse, bu karar taşınmazın aynına ilişkin bir karar sayılacağı ve kesinleşmeden icra edilemeyeceği-
Menfi tespit istemi yargılama aşamasında istirdata dönüşse bile, yasa gereği bu tür ilamların icrası için kesinleşme şartı aranması gerekeceği- Somut olayda, takip dayanağı ilamın menfi tespit istemine ilişkin olduğu, takip dosyası nedeniyle davacının davalıya ödemiş olduğu 360.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiğinin görüldüğü- Bu durumda anılan karar, yargılama aşamasında istirdata dönüşen menfi tespit davasına ilişkin ilam niteliğinde olduğundan kesinleşmeden takibe konu edilemeyeceği-
Takibe dayanak yapılan ilamda hükmedilen tazminat tutarının, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesi yönünde karar verildiği- Müteselsil borçlulukta alacaklı, borçluların hepsini birden takip veya dava edebileceği gibi, bunların içinden dilediği birini veya bir kaçını da takip veya dava edebileceğinden şikayetçi borçlu ile diğer takip borçluları arasında zorunlu takip arkadaşlığı bulunmadığı- Şikayetçi borçlu şirketin  iflasına karar verildiği, takibin ise iflas kararından sonra başlatıldığı görüldüğünden, mahkemece, İİK m. 193/3 nazara alınarak şikayetin kabulü ile şikayetçi borçlu yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-