Anayasanın 46/son hükmü gereğince ilamın kesinleşme tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulanacağı hükmünün kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı tazminat taleplerine ilişkin olduğu- İlamın konusunu oluşturan kadastro çalışmaları sırasında tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklı TMK’nın 1007. maddesi uyarınca açılan tazminat davalarında faize ilişkin bu hükmün uygulanmayacağı-
Takip konusunun, sözleşmelerin feshi üzerine hükmedilen tazminatın tahsiline ilişkin olduğu- Anılan alacak birden fazla taşınmaza ilişkin birden fazla sözleşmenin feshinden kaynaklanmasına rağmen dayanak ilamın hüküm fıkrasında tazminatın ne kadarının, hangi sözleşmenin feshinden kaynaklı ve hangi taşınmaza ilişkin olduğunun infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde belirtilmediği- Borçluların tazminattan sorumlu oldukları miktarlara da açıkça yer verilmediği, bu haliyle ilamın infazının mümkün olmadığı ve şikayet dilekçesinde icra emrinin iptalinin talep edildiği-
İcra takibinin dayanağı mahkeme kararında " .A.Ş. hissesinin ... kısmının iptaline ve bu payın davacıya ait olduğunun tespitine, hüküm özetinin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine..." karar verildiği- Bir işin yapılmasına ilişkin olmak üzere verilen eda hükmü içeren kararların ilamlı icraya konu edilebileceği- Takip dayanağı ilamda, bu yönde bir eda hükmü oluşturulmadığından, ilamın kesinleşmesi halinde yargılama giderleri ve vekalet ücreti kalemlerinin istenebilmesi mümkünse de, ilamın diğer tespite ilişkin kısmının icra yolu ile infazının mümkün olmadığı-
Somut olayda alacaklı vekili tarafından 12/03/2024'te ihtiyati haciz kararına istinaden haciz takip yolu seçilerek ve ilamsız takiplerde yatırılacak harçlara ilişkin 492 sayılı Harçlar Kanununun İlamsız takiplerde peşin harç başlıklı 29.maddesindeki "İlama dayanmıyan takip isteklerinden alacak miktarının binde beşi peşin alınır." düzenlemesi gereği takip konusu miktar üzerinden binde beş peşin harç yatırılarak icra takibi başlatıldığı, alacaklı vekilinin aynı tarihli talebi ile de ekte sundukları takip talebi uyarınca hazırlanacak ödeme emrinin borçlulara tebliğinin talep edildiği, takip talebinde ya da alacaklı vekilinin bahsi geçen talebinde ilamlı icra takibi yapılması ya da icra emri gönderilmesine dair bir istemin olmadığı, aksine ödeme emri gönderilmesinin istendiği, takip talebinde ihtiyati haciz kararından bahsedilmesinin takibi ilamlı hale getirmeyeceği, icra müdürlüğünce sehven takip talebine aykırı olarak örnek 4-5 icra emri gönderildiği, nitekim akabinde de bu yanlışlık re'sen düzeltilerek borçlulara ödeme emri gönderildiği-
Kamulaştırma Kanunu'nun ek 4. maddesi (Ek:16/11/2022-7421/5 md.); "Bu Kanun uyarınca mahkemelerce hükmedilen bedel, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, otuz gün içinde yatırılması gerekeceği- Bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde icra olunur." hükmünü içerdiği- Yasal düzenleme uyarınca kuruma başvuru yapılması takip şartı olup, bu madde kapsamındaki şikayetler, İİK'nın 16/2. maddesi uyarınca süresiz olarak yapılabileceği-
İlamların infaz edilecek kısmı, hüküm bölümü olup, hükmün içeriğinin aynen infazı zorunlu olduğu- Gerek icra dairesi ve gerekse icra mahkemesi ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip olmadığı-
Davacıların ihtiyari dava arkadaşı olduğu ilamda, her bir davacı için ayrı ayrı alacak kalemlerine hükmedildiğinden, alacaklı sayısı kadar takip bulunduğundan ve ayrı ayrı hükmedilen alacak kalemlerinin birlikte takibe konulması halinde haciz ve ödenen paraların paylaştırılmasında sorunlar oluşacağından, tek bir ilama dayanılarak birden fazla icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğundan söz edilemeyeceği-
Somut olayda, takibin dayanağı olan ilamda davacının taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile adına tescilini, bunun mümkün olmaması durumunda tazminat talep ettiği, davalının ise taşınmazın devir işlemlerinin usulüne uygun olduğunu ileri sürerek davanın reddini istediği, yargılama sonunda devrin muvazaalı olduğu kanaatine varıldığı ancak taşınmazın yargılama devam ederken cebri icra yolu ile satılması nedeniyle tapu iptal ve tescil talebinin reddi ile tazminata hükmedildiğinin anlaşıldığı- Bu haliyle dayanak ilam taşınmazın aynına ilişkin olup, infazı için kesinleşmesi gerekeceği-
Somut olayda, takibin dayanağı olan ilamda davacının taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile adına tescilini, bunun mümkün olmaması durumunda tazminat talep ettiği, davalının ise taşınmazın devir işlemlerinin usulüne uygun olduğunu ileri sürerek davanın reddini istediği, yargılama sonunda devrin muvazaalı olduğu kanaatine varıldığı ancak taşınmazın yargılama devam ederken cebri icra yolu ile satılması nedeniyle tapu iptal ve tescil talebinin reddi ile tazminata hükmedildiğinin anlaşıldığı- Bu haliyle dayanak ilam taşınmazın aynına ilişkin olup, infazı için kesinleşmesi gerekeceği-
Her ne kadar borçlunun şikayete konu ettiği muhtıradan sonra yeni bir muhtıra düzenlenmiş ise de, yeni bir borç muhtırası düzenlenmesi şikayete konu bakiye borç muhtırasının iptali talebinin esasının incelenmesine engel teşkil etmediği- Öte yandan, takibe konu ara kararda hükmedilen nafakanın boşanma ilamı ile 260.000,00-TL ye yükseltilmesi üzerine alacaklı tarafından ek takip talebi düzenlenmeden işbu tutar üzerinden bakiye borç muhtırası çıkarılmasına dair müdürlük kararı da usul ve yasaya uygun görülmediği-
