Rekabet yasağına dayalı cezai şart alacağı ile haksız rekabete dayalı tazminat istemi-Davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile, açılan davadaki taleplerinin yanında dava dilekçesinde dile getirilmeyen bir alacak kaleminin de hükme bağlanmasını istemiş olması karşısında, TTK’nın 54 ve devamı maddeleri kaynaklı haksız rekabete ilişkin bu yeni istemin HMK’nın 119 ve devamı maddelerinde düzenlenen dava açma prosedürüne ilişkin usuli şartları taşımaması nedeniyle ek dava olarak da değerlendirilemeyeceği ve bu halde TTK’nın 54 ve devamı maddeleri uyarınca haksız rekabete dayalı tazminatın yargılama aşamasında belirlenmesiyle birlikte talep edilmesinin doğru olmadığı, kararın bu tazminat yönünden davalılar lehine bozulması gerektiği-
Dünyaca tanınmış “Kırmızı Taban” (Red Sole) markasının Türkiye’de tescilli olmaması nedeniyle mülga 556 sayılı KHK hükümlerine dayalı marka tecavüzü davasına konu edilemeyeceği, ayrıca davalının benzer tasarımlı ayakkabılar üzerinde kendi markasını kullanmak suretiyle ayırt ediciliği sağlaması karşısında haksız rekabetin temel unsuru olan iltibas şartının da oluşmadığı-
Tescilsiz tasarıma konu davacı mallarının bir başkasınca üretilmiş ve piyasaya sunulmuş olması halinde, sadece tasarımın orijinal, davacı ile özdeşleşmiş ve büyük emek ve çabalarla tanıtılmış olması, bu davranışın haksız rekabet olarak nitelendirilmesine yeterli olmayıp, ayrıca onu üreten işletmeler arasında, ortalama tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimaline de yol açılması gerekeceği-
YouTube kanalında yayınlanan videonun TV programında izinsiz kullanılmasına dayalı tazminat davasında; söz konusu görüntünün FSEK kapsamında "eser" niteliği taşımadığı saptanmasına rağmen, davacının bu yönde bir talebi bulunmadığı hâlde mahkemece re'sen haksız rekabet hükümlerine dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesinin "taleple bağlılık ilkesine" aykırı olduğu-
Davacı, marka hakkına tecavüzün, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ref'i taleplerinde bulunmuş, davalı ise tescilli bir markası olduğunu, taraf markalarının aynı olmadığını, bu nedenle kullanımlarının da yasal olduğunu savunarak davanın reddini istediği uyuşmazlıkta, davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkı Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiş olduğu- Davacı bu özel hükümlere de dayanmış olduğundan markanın koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümlerin uygulama alanı bulacağı, özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmadığı, somut olay bakımından SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'ine dair talepler yönünden ret kararı verilmesi gerektiği- "Kümülatif korumanın uygulanması gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Hükümsüzlüğü talep edilen faydalı modelin yenileme ücreti ödenmediğinden hükümsüz kaldığı ve bu nedenle faydalı model tescil belgesinin hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini davasının konusuz kaldığı- Bilirkişiler tarafından faydalı modelin yenlik özelliğinin bulunup bulunmadığına dair resen bir araştırma yapılmadığı, yalnızca davacı tarafından yenilik kırıcı olarak sunulan deliller üzerinde inceleme yapılarak görüş bildirildiği anlaşılıp davacı tarafın bu konuda bir istinaf talebi bulunmadığından, bu hususa değinilmekle yetinildiği- Hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait buluş başlıklı faydalı modelin istemleri incelendiğinde; 1 numaralı bağımsız isteminde "Buluş, tutma profiline sabitlenmiş arka kapağa monte edilmiş ön kapağının üzerinde şarj modülü bulunan araç iç, acil çağrı butonu ve güç kaynağı ünitesi olup, özelliği; sahip olduğu arka kapak ve/veya ön kapağının üzerinde panik butonu bulunmasıdır" açıklamasına yer verildiği, araç içi şarj ünitesi ve güç kaynağının teknik özelliklerin açıklanmadığı, bağımsız istemde korunan unsurun araç içi şarj cihazı ve güç kaynağının üzerindeki panik butonu olduğu, nitekim bağımlı 2 ve 3 numaralı istemlerin de panik butonuyla ilgili oldukları, davacının yenilik kırıcı olarak gösterdiği kendisine ait tescil numaralı faydalı modelin ise; 1 numaralı bağımsız isteminde toplu taşıma araçlarında USB prizi üzerinden mobil cihazların enerji ihtiyaçlarının karşılanması için geliştirilmiş USB şarj ünitesinin teknik özelliklerinin açıklandığı ve korunduğu, bağımlı 2, 3, 4 ve 5 numaralı istemlerin de bu özelliklere ilişkin olduğu, her iki faydalı modelin koruma kapsamlarının farklı oldukları, davalının faydalı modelinin 3 numaralı bağımlı isteminde belirtildiği gibi, şarj ünitesinin üzerinde yer alan panik butonunun aynı zamanda toplu taşıma aracı duracak butonu olarak da kullanılacağının belirtildiği, bu nedenle butonun araç içi şarj ünitesine getirdiği küçük buluş niteliğinde olduğu, faydalı modelin toplu taşıma araçlarında kullanılan şarj ünitesinin fonksiyonuna eklenen yeni bir fonksiyon olduğu, bu nedenle davalının faydalı modelinin yenilik özelliğinin mevcut olduğu ancak tasarımsal incelemenin davanın sonucuna etkisinin bulunmadığı-
Mahkemece alınan bilirkişi raporlarındaki teknik değerlendirmeler dikkate alındığında davalının satışını yaptığı dondurma makinelerinin reklam ve satışını yaparken tüketiciyi yanıltıcı şekilde beyanlarda bulunduğunun ve ilgili kanun maddeleri uyarınca haksız rekabet koşullarının oluştuğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Davacı taraf, "DİSNELLA" ve "TAHONELLA" markalı ürünlerde siyah ve kırmızı kompozisyonunun kullanıldığını, markaların sonunun "-ella" ibaresiyle bitmesinin, kavanoz şekli ve beyaz tırtıklı kavanoz kapağı tercihinin, ürünlerin üzerinde kullanılan etikette yer alan unsurların kompozisyonu gibi nedenlerden dolayı davalılar markalarının iltibas derecesinde benzerlik arz ettiğini iddia etmiş ise de; davacı markalarının asıl unsuru olan NUTELLA kelimesi de, davalı markasının esas unsuru olan TAHONELLA ve DİSNELLA kelimelerinin de anlamlı bir kelime olmadıkları, türetilen markaların sonu ELLA ibaresi ile bitmekteyse de; markada yer alan harflerin gerek görünüş gerekse okunuş bakımından markaları farklılaştırdığı, yine markalarda yer alan süt, üzerinde krem çikolata sürülmüş ekmek, bıçak fındık ve fındık bitkisini ifade eden yeşil yaprak görsellerinin kimsenin tekeline verilemeyecek tali, tanımlayıcı unsurlar olduğu, ambalaj içerisinde sunulan ürünlerin görüntülerinin ve niteliklerinin ambalaj üzerinde ifade edilmesinin yaygın bir uygulama olduğu, hatta pazarlama açısından da gerekli bulunduğu, davaya konu Disnella ürün ambalajı ve Tahonella ürün ambalajı olarak kullanılan kavanoz üzerinde .............. tescil no'lu davacı markasının özgün kısmını oluşturan içe doğru eğim şeklinde bir eğim bulunmadığı anlaşılmakla ve markalara bütüncül bir bakış açısı ile bakıldığında markalar arasında iltibas riskinin bulunmadığının görüldüğü, keza ilk derece mahkemesinin de denetime elverişli bilirkişi raporundaki tespitlerle uyumlu şekilde aynı kanaate vardığı ve davanın reddine karar verdiği, hal böyle iken, bölge adliye mahkemesince hatalı değerlendirme ile markalar arası iltibas riskinin bulunduğu kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
Dava, markaya, ticaret unvanı tecavüzün haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir...
Dosya kapsamındaki deliller gözetildiğinde davacı bankanın, davaya dayanak yaptığı markaların tanınmış olduğunu ispatlayamamış olup bu nedenle tanınmış markalara tanınan genişletilmiş korumadan yararlanamayacağı, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı markalar kapsamında yer alan işaretlerle davalı yanca tescilsiz olarak kullanılan işaretler benzer olsa da davalı kullanımlarının tekabül ettiği hizmetlerle davacı markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olmadığı, davacının markalarının tanınmış olduğunu ispatlayamaması sebebiyle tanınmış markalara tanınan genişletilmiş korumadan da yararlanamayacağı, dolayısıyla marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekeceği-