TBK m. 603 gereğince; kefalet sözleşmesine ilişkin şekil kurallarının, gerçek kişilerce teminat amacıyla yapılan borca katılma sözleşmeleri bakımından da uygulanması gerektiği- Davaya konu sözleşmenin TBK m. 583/1'de belirtilen geçerlilik koşullarını içermediğinden geçersiz olduğu, yani, takibe ve davaya dayanak sözleşmede sorumluluk miktarının, kefalet tarihinin, müteselsil kefillik ibaresinin davalının el yazısı ile yazılmadığı ve eş rızasının bulunmadığı, bu haliyle davalı bakımından geçerlilik şartlarını sağlamayan sözleşmeye dayanılarak davalıya başvurulma imkanının bulunmadığı-
Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemi-
İtirazın iptali davası takip talebiyle sıkı sıkıya bağlı bir dava olup, somut olayda takip talebi incelendiğinde, takibin dayanağının "................ Özel Eğitim Hizmetleri Tic. ve San. A.Ş. lehine açılan krediye müteselsil kefaleti, kredi taahhütnamesi, sözleşmesi, ihtarname ve hesap özeti" olarak belirtildiğinin, takibin sadece 27.08.2014 tarihli kredi sözleşmesine hasredilmediği, nitekim davalı banka vekilinin de dava dilekçesinde 27.08.2014 tarihli sözleşmenin yanında tüm banka kayıtlarına delil olarak dayandığı ve davalı ................'ın 31.01.2014 tarihli kredi sözleşmesinde de kefaletinin bulunduğunu belirttiğinin anlaşıldığı, ne var ki mahkemece 31.01.2014 tarihli sözleşme üzerinde herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan sadece 27.08.2014 tarihli sözleşme üzerinde yapılan incelemeyle karar verildiği, şu halde mahkemece, davalı ............'ın kefaletinin bulunduğu anlaşılan 31.01.2014 tarihli kredi sözleşmesi banka kayıtları da nazara alınarak davalının savunması doğrultusunda bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Davalı tarafın dava dışı şirketin davacıdan alacağı akaryakıt bedelini ödememesi durumuna yönelik teminat verdiği, o halde borçlu ile davacı arasındaki akaryakıt satış sözleşmesinden doğacak borçlar için davalı tarafından teminat verildiği gözetildiğinde, buradaki teminat beyanının, bağımsızlığını ve asli niteliğini kaybederek feri nitelik yani asıl borca bağlı hale geldiği, bu haliyle davalı tarafından verilen teminat ile teminatın kefalete yönelik olduğu intibaının borçluya verilmiş bulunduğu, keza, teminat veren sözleşme ile bağımsız bir borcu değil, asıl borçlunun sorumluluğunu yüklenmiş olduğundan ikinci ana kıstas bakımından da bir garanti sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği- Her ne kadar dosya kapsamından elektrik tesisi yapım işinde davalının dava konusu sözleşmeyi yapmakta menfaatinin olduğu kabul edilse dahi bu kıstasın tek başına kesin bir ayırıma imkan vermediği, bu durumda menfaat kıstası diğer kıstaslarla birlikte değerlendirildiğinde dava konusu sözleşmenin garanti sözleşmesi olduğunu göstermeyeceği, teminat verme kıstasına ilişkin olarak; dava konusu yazının amacının borçlu ........ şirketine yönelik olduğunun ve borcun bu borçlu tarafından ödeneceğinin temin edildiğinin açıkça anlaşıldığı, zira verilen teminatın, asıl borçlunun davacıdan aldığı her türlü akaryakıt borçlarını karşılamaya yönelik olduğu, başka bir deyişle bağımsız ve objektif bir sonucun gerçekleşmesine yönelik teminat verilmiş olmadığı, o halde, tüm ana kıstasların uygulanması sonucu davalının teminatının garanti sözleşmesi amacı ile değil kefalet amacı ile verildiği sonucunun ortaya çıktığı, 6098 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin 1 inci fıkrası gereğince de davalının bu iradesinin bir kefalet amacına yönelik olduğunun kabulü gerekeceği- Dava konusu sözleşmenin kefalet sözleşmesi niteliğinde olduğu ve 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi gereğince kefilin sorumlu olduğu miktarın sözleşmede belirtilmemiş olması karşısında kefalet sözleşmesinin bu hali ile geçersiz olduğu anlaşıldığından, mahkemece, anılan hususlar karşısında bu sözleşmeye dayalı olarak davacının dava dışı .......... şirketinin borucunu davalıdan talep edemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
İcra kefaletinin Türk Borçlar Kanunu'na göre geçerli olmaması nedeniyle icra emri gönderilemeyeceğine ilişkin şikayetin süresiz olarak yapılabileceği-
Kiralananın ayıplı olmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davada, davacı şirketin basiretli davranmakla yükümlü olup sözleşme imzalanmadan evvel belediyeye müracaat ederek veya buradan araştırma yaparak mecur işyeri ruhsatı verilip verilmeyeceği hususunu araştırmakla yükümlü bulunduğu- Davalıların ruhsat verilmemesi hususunu gizlediği konusunda herhangi bir vaka ispatlanmadığı gibi kiralananın hukuki durumunun ve ruhsat işlemleri konusuna ilişkin gerekli araştırmaların kiracı tarafından önceden araştırıldığı, ruhsatın alınamamasına ilişkin kiraya verenin sorumlu olmayacağı hususlarının düzenlendiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verileceği-
Davalıların, genel kredi sözleşmesinin kefalet kısmındaki kefalet türünün kendi el yazıları ile yazılması gereken kısımlarında "müteselsil" ibarenin yer almaması sebebi ile kefilliklerinin "adi kefalet" olduğunun kabulü gerektiği- Bölge Adliye Mahkemesince "kefalet türü kısmında 'müteselsil' ibaresi yazılı olmasa da, TTK m. 7'de düzenlenen 'teselsül karinesi' gereği, ticari borçlara verilen kefaletlerde el yazısı ile müteselsil kefil olunduğuna dair ayrıca ve açıkça bu hususun yazılı olmasının aranmayacağı" gerekçesinin isabetli olmadığı-
Dava; yurt dışına eğitim için gönderilen davalı personelin doktora eğitimini başarılı olarak tamamlayamaması sebebiyle kendisine yapılan masrafların tahsili istemine ilişkindir...
Kira sözleşmesi TBK m. 583'de belirtilen şekil şartlarına uyulmadan düzenlendiğinden davalı kefillerin kefaleti geçersiz olduğu- Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına dair Tebliğin yayımlanmasından sonra, kira sözleşmesinde USD olarak düzenlenen kira bedelinin Türk Lirası olarak belirlenmesine yönelik taraflar arasında bir mutabakat bulunmadığı uyuşmazlıkta, yerel mahkemece döviz cinsinden belirlenen kira bedeli usulünce Türk parası olarak yeniden belirlenerek davacı kiraya verenlerin talep edebileceği kira alacağı hüküm altına alınmışsa da; davalı şirket tarafından davaya konu edilen dönemde kira bedelinden daha fazlasının ödendiği yönünde ileri sürülen savunmanın da incelenmesi gerektiği-
Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 23/02/2021 tarihli raporunda, inceleme konusu sözleşmenin 29.sayfasında; "...", "35.000", "Bin" ve "..." yazıları ile ...'nin mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu yazıların ...'nin eli ürünü olduğu, söz konusu sayfadaki diğer yazılar ile ...'nin mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla ...'nin eli ürünü olmadığı belirtildiğinden, asıl kefalet sözleşmesinin yazı kısmında "...", "35.000", "Bin" ve "..." yazılarının davacı tarafından yazıldığı diğer kısımların davacı tarafından yazılmadığının tespit edildiği bu durumda kefalet sözleşmesinin TBK 583. maddesinde belirlenen şekil şartlarına uygun düzenlenmediğinin tespit edildiği; davalı vekili kefil yönünden TBK'nun 583.maddesinde aranan şekil şartlarının mevcut olduğunu savunmuş ise de, takibe konu alacağa esas 03/11/2014 tarihli kefalet sözleşmesinin şekil şartlarının noksan olması nedeni ile kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı- Hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli olduğu; diğer taraftan davalı vekili Mahkemece kefalet sözleşmesinin imzalandığı 2014 yılına ait evrakların soruşturulması gerekmekte iken 2021 yılında alınan imza örnekleri ile inceleme yapılmasının açıkça hukuka aykırı ve yanlış olduğunu iddia etmiş ise de, sözleşmedeki el yazılarının kefalet sözleşmesinden önce imzalanmış olan ıslak imzalı belgelerdeki el yazıları ile de karşılaştırıldığı davalı vekilinin bu yöndeki itirazında da haklı olmadığı-