Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin davada, taraflar arasında yazılı bir kredi sözleşmesi bulunmasa dahi şayet banka tarafından kredi kullandırılmış ve söz konusu kredi borçlu hesabına aktarılmış ise taraflar arasında artık ticari kredi sözleşmesinin varlığının kabul edilmesi gerekeceği-
Kredi kartı alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Kredi kartı alacağında faiz hesabının 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekir. İcra takibinden sonraki dönem için bilirkişi tarafından 5464 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca tespit edilen temerrüt faiz oranının uygulanması gerekirken takip tarihinden sonraki döneme-
Cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacak nedeniyle itirazın iptali istemine ilişkin davada, davacı ile davalı arasında bir hizmet ilişkisi bulunduğu, davacı tarafça bu hizmetin verildiğinin sabit olduğu ancak dosyaya ibraz edilen tutanaklarda verilen bu hizmetin ayıplı olduğunun ve gereği gibi ifa edilmediğinin davalı tarafından iddia edildiğinden verilen hizmet ve ayıplar üzerinde durularak sonuca gidilmesi gerekip, davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere HMK’nın 220. maddesindeki usule uygun olarak mehil verilmesi gerektiği-
TBK. mad. 583 uyarınca, kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihi ile müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmiş olması gerektiği- Davalının "müteselsil kefil" sıfatını üstlendiğine dair el yazılı bir beyana yer verilmediği, bu itibarla davalının müteselsil kefil olduğunun kabul edilemeyeceği- TBK. mad. 585/1 uyarınca adi kefalette alacaklının, borçluya başvurmadıkça kefili takip imkanına sahip bulunmadığı, ancak borçlu aleyhine yapılan takip sonuçsuz kalmış, kesin aciz belgesi alınmış ya da borçlu aleyhine Türkiye'de takibin imkansız hale gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi, konkordato mehli verilmiş olması hallerinde ancak doğrudan kefile başvurma imkanına sahip olunduğu- Davacı tarafça asıl borçlu ile birlikte davalı kefile takip başlatıldığı, dayanak belgenin belirtilen mahiyeti dikkate alındığında belgeye müteselsil-adi kefalet hükümleri dışında başka bir hukuki sıfatın verilmesinin de mümkün olmadığı-
İfaya ekli cezai şartla ilgili ihtirazî kayıt, saklı tutma irade ve beyanının kabul tutanağında ya da kabulden itibaren makul bir süre içinde yapılması zorunlu olmadığı, kabulden önce yükleniciye gönderilecek bir ihtarname, iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmiş olması gibi bu alacağı isteme hakkının saklı tutulduğu anlamına gelecek fiil ile gerçekleştirilip kanıtlanabileceği- Davacı iş sahibince kesin kabul tarihinden önce 13.12.2010 tarihli ihtarnamede söz edilmek, 26.12.2007 gün ve 402 sayılı Belediye Encümen kararında yüklenici temerrüdü gerçekleştiği tesbit edilip cezai şart uygulanmasına karar verilmek ve en son taraflarca birlikte imzalanan 26.05.2011 tarihli ek sözleşme başlıklı belgede 26.12.2007 tarihli encümen kararından da söz edilip yüklenici hakkında cezai şart uygulanarak tahsiline karar verilmek suretiyle eserin kabulünden önce cezai şart isteme hakkı saklı tutulduğundan, ifaya ekli cezai şartı isteme hakkı düşmediği, her iki bilirkişi raporunun sonuç kısmında daha fazla cezai şart hesaplanmış ise de, taleple bağlı kalınarak icra takibinde talep edilen miktar üzerinde karar verilmiş olup verilen kararın dosyadaki mevcut deliller, tutanak ve belgeler, sözleşme ve eklerine göre usul ve yasaya uygun olduğu-