1475 sayılı İş Kanununun 14 ve 4857 sayılı İş Kanunun 120 nci maddesi uyarınca, işverenin, kıdem tazminatı borcu bakımından, iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte temerrüde düşeceği- Diğer tazminat ve alacaklar bakımından ise, tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları ödeme zamanı ya da işçi tarafından gönderilecek ihtarnamede belirtilen ödeme günü itibariyle işverenin temerrüdünin gerçekleşeceği-
Kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret- Ücret dışındaki para veya para ile ölçülebilen menfaatlerin, tazminata yansıtılmasında son bir yıl içinde yapılan ödemeler toplamının 365’e bölünmesi suretiyle bir güne düşen miktarın belirleneceği- Dönemsel bir niteliği olmayan parasal haklar bakımından, yıl içinde yapılan ödemelerin 365 güne bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutarın belirlenmesinin yerinde olduğu- İşçiye dini bayramlarda yılda iki kez ödenen harçlığın belli bir dönem için yapıldığının söylenemeyeceği-  Periyodik olarak ödenen ve yıl içinde artmış olan parasal haklar yönünden son dönem ödemesinin ait olduğu dilimin günlerine bölünmesi ile tazminata esas ücrete yansıtılacak tutarın daha doğru biçimde belirlenebileceği- Banka kayıtlarına göre şoför olan davacıya her ay ücret ve harcırah adı altında ayrı ayrı ödemelerin yapılmış olduğu anlaşılmakla, bilirkişi raporunda harcırahın yol gideri olduğundan ücrete dahil edilemeyeceği belirtilerek davacının en son ücreti buna göre hesaplanmışsa da, mahkemece, davacının kıdem tazminatına esas ücretine son 1 yıl içinde almış olduğu harcırah miktarlarının ortalaması ilave edilerek giydirilmiş ücretinin belirlenmesi gerektiği-
Davacı ikale sözleşmesini imzalarken irade fesadına uğradığına dair iddiasını ispatlayamadığı gibi haklarının ödenmeyeceği düşüncesiyle teklifi imzalamak zorunda kaldığını öne sürmüş ise de, iş akdine işveren tarafından teşviği kabul etmemesinin ardından son verilen işçilerin de kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmiş olduğunun anlaşılması karşısında, bu iddianın ve tanıkların evrakları imzalamaz iseler çocuklarının ileride....'de çalıştırılmayacağı şeklinde işveren tarafından baskıya maruz kaldıkları yönündeki beyanlarının yakın, ciddi ve somut bir baskı olarak kabul edilemeyeceği, teşvikle ayrılma teklifini kabul eden işçilerin yanı sıra kabul etmeyen işçilerin de bulunduğu ancak davacının iradesini teşvikten faydalanarak anlaşma yolu ile iş akdinin son bulması şeklinde ortaya koyduğu, yani, davacının seçim hakkını kullanarak teşvikle işten ayrılma uygulaması kapsamında işten çıkmayı kabul ettiği- Davacı ve davalı işveren aralarında ikale sözleşmesi yapmak suretiyle davacıya kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve 6 aylık ücreti kadar menfaat sağlanarak iş akdi sona erdirilmiş olduğundan, ikale sözleşmesini geçerli kabul edip davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Davacı tanıklarının çalıştıkları süreler belirlenerek, beyanlarının sadece kendi çalıştıkları dönemle sınırlı olarak değerlendirilmesi gerekirken, hesaplama yapılan çalışma döneminin tamamını kapsayacak şekilde geniş yorumlanarak fazla çalışma hesabına esas alınmasının hatalı olduğu- Davacının haftanın 5 günü 08:30-19:00 saatleri arasında, haftanın 1 günü ise 08:30-21:00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilmişse de, 08:30-21:00 saatleri arasındaki çalışma süresi 12,5 saat olduğu halde 13,5 saat kabul edilerek hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibar edilmesinin hatalı olduğu- Bilirkişi raporunda, bir kısım imzalı bordrolarda fazla çalışma tahakkuklarının bulunduğu, tahakkuk ve imza bulunan aylardan 2013 yılı Temmuz ve Ağustos ayının da hesaplamada dışlanacağı belirtilmesine rağmen, hesap tablosunun Temmuz-Ekim 2013 bölümünde hafta sayısının 14 hafta olarak gösterildiği ve 2013 yılı Temmuz ve Ağustos ayları dışlanmadan hesaplama yapıldığı görüldüğünden, bunun yerine eksiklik ve hesap hataları giderilerek, 2013 yılı Temmuz ve Ağustos ayları dışlanarak yeniden yapılacak hesaba göre fazla çalışma alacağını hüküm altına alınması gerektiği- Davacıya sağlanan yemek yardımının miktarı konusunda yapılmış piyasa araştırması mevcut olmayıp, davacının dava dilekçesinde belirttiği ve bilirkişinin esas aldığı rakama itibar edilmesi hatalı olduğundan, mahallindeki ilgili yerlerden sorulmak sureti ile (Lokantacılar odası, belediye gibi) fesih tarihi itibari ile yemek yardımının nakti değerinin tespitiyle, buna göre giydirilmiş ücrete eklenme yapılması gerektiği-
7. HD. 27.04.2016 T. E: 2015/1649, K: 9552-
Kıdem tazminatı, feshe bağlı haklardan olsa da, iş sözleşmesinin sona erdiği her durumda talep hakkının doğmadığı- Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin işverene ait işyerinde en az bir yıl çalışmış olması gerektiği-
7. HD. 26.04.2016 T. E: 2015/1230, K: 9355-
Davacı işveren tarafından vardiya amirliği pozisyonunun kaldırılması nedeni ile iş akdinin 31.05.2013 tarihinde işveren tarafından haksız olarak feshedildiğininin iddia edildiği, davalı ise davacının başka bir işyerinde çalışmak için diğer 4 işçi ile birlikte işi terk ettiğini savunduğu- Davacı 31.05.2013 tarihine kadar çalıştığını iddia etmesine rağmen hizmet döküm cetveline göre 29.05.2013 tarihinde başka bir işyerinde çalışmaya başladığı- Davacı tanıkları aynı nedenle iş akdi sona eren işçiler olup beyanlarına itibar edilemeyeceği- Davalı tanıklarının ise vardiya amirliği pozisyonunun kaldırılmadığını beyan ettiği- Davacının iş akdini haklı bir neden olmaksızın kendisinin feshettiği anlaşılmakla kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiği- 
Kıdem tazminatı farkının ödetilmesine-
Kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine-