Bölünen şirketin kiracılık hakkı kendiliğinden devralan şirkete geçeceğinden devralan şirketin yeni bir sözleşmeye gerek olmaksızın kira sözleşmesinin tarafı haline geleceği- Devralan şirket tarafından yapılan ödemenin geçerli olup olmadığının tespitinde sözleşme hükümlerindeki alt kiraya ilişkin düzenlemelerine göre değerlendirme yapılmasının hatalı olduğu- Takip tarihinden önce tamamlanan bölünme sonucunda kira sözleşmesinin tarafı haline gelen şirket tarafından yapılan ödeme geçerli bir ödeme olduğundan itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerektiği-
Kira alacaklarına ilişkin davalarda, borçlunun cevap dilekçesinde talep ettiği banka hesap hareketlerinin celbi ile varsa ödemelerinin mahsubu yapılarak alacağın tespiti ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınmasının zorunlu olduğu, bu inceleme yapılmadan eksik araştırma ile hüküm kurulamayacağı-
Tarafların kira bedeline ilişkin anlaşmalarının TBK m. 344/1'deki emredici düzenleme dikkate alınarak değerlendirilmesi, bir önceki kira yılında TÜFE oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerli kabul edilmesi ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile hesap yapılması gerektiği; itirazın kaldırılması davasında kısmi kabul halinde itirazın hangi miktar üzerinden kaldırıldığına infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde hükümde yer verilmesi gerektiği-
Tahliye borcunun bölünemez bir borç olması nedeniyle ilamsız tahliye takibinin tüm kiraya verenler tarafından birlikte başlatılması gerektiği, takip talebinde zorunlu takip arkadaşlarından birinin eksik kalması halinde bu eksikliğin sonradan giderilemeyeceği ve ihtarın haklı sayılamayacağı, dolayısıyla tahliye davasının reddi gerektiği-
Borçlunun ödeme emrinin tebliği üzerine itirazında kira akdini ve mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak red etmemesi hâlinde akdi kabul etmiş sayılacağı, bu durumda mahkemenin kira ilişkisinin varlığını sabit görerek itirazın esasını incelemek suretiyle karar vermesi gerektiği-
Adi kira takibinde icra mahkemesinin, takibe dayanak olarak gösterilen ve borçluya tebliğ edilen belge üzerinden inceleme yapmakla yükümlü olduğu; takipte dayanak olarak gösterilmeyen başka bir kira sözleşmesine dayanılarak itirazın kaldırılması ve tahliye kararı verilemeyeceği-
Adi kiraya ve hasılat kiralarına ilişkin ilamsız takipte borçlunun süresinde yapmadığı itiraz nedeniyle alacaklının itirazın kaldırılması talebinde hukuki yararı bulunmadığı, bu durumda tahliyenin ihtar müddetinin bitiminden itibaren altı ay içinde talep edilmesi gerektiği ve bu süre geçtikten sonra yapılan tahliye talebinin reddedileceği-
Borçlunun kira ilişkisine ve miktarına açıkça karşı çıkmaması halinde İİK m. 269/2 uyarınca kira sözleşmesinin varlığı ve içeriğinin kesinleştiği, bu durumda faizin taraflar arasındaki kira sözleşmesinde belirlenen oranı aşmayacak şekilde hesaplanması gerektiği-
Borçlunun kira bedellerinin üçüncü kişi hesabına ödendiği iddiasının borcu söndüren belge niteliğinde olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir olduğu, bu durumda alacaklıya ait hesap dökümlerinin getirtilerek ödeme iddiasının araştırılması ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Borçlunun kira bedellerini ödediğini ileri sürmesi halinde, ödeme belgesinin borcu söndüren belge niteliğinde olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği; bu iddianın araştırılması için alacaklıya ait hesap dökümlerinin getirtilerek gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
