İflas karar tarihinden önce borçlu hakkında başlatılan icra takibi ile tahliyesi istenen taşınmazın malikinin alacaklı olduğu, kiracı sıfatıyla taşınmazda bulunan müflis borçlunun mülkiyetinde bulunmadığı, söz konusu taşınmazın iflas masasına girecek müflise ait mal varlığı içerisinde yer almadığı görülmekle, İİK’nın 193. maddesinin somut olayda uygulanabilirliği bulunmadığından taşınmazın tahliyesine yönelik icra takibine müflis borçluya karşı devam edilebileceği-
Takip talebinde harca esas değerin TL karşılığının gösterilmediğinden bahisle kamu düzenine ilişkin olan bu husus re'sen nazara alınarak itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerektiğine yönelik gerekçesi yerinde ise de; icra mahkemesine yapılan başvuru, itirazın kaldırılması ve tahliye talebine ilişkin olup şikayet niteliğinde olmadığından, mahkemece, itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddi ile yetinilmesi gerekirken, re'sen takibin iptaline de hükmedilmesi doğru bulunmadığı-
Kiralanan çatılı iş yeri olup, takibe dayanak kira sözleşmesinde elektrik ve su kullanım bedellerinin, ortak gider katılım payı alacağının kiracı tarafından kiraya verene ödeneceği- Kiracı tarafından kira bedelini veya yan giderleri ifada temerrüde düşülmesi hâlinde karşılaşılacak olan hukuki sonucun aynı olduğu- Otuz günlük temerrüt süresi içinde yan gider borcu ödenmediği için temerrüt olgusunun gerçekleştiği ve borçlunun tahliyesine karar verilmesi gerektiği-
Takip talebinde harca esas değerin TL karşılığının gösterilmesine karşın ödeme emrinde gösterilmemesi sebebiyle geçerli bir ödeme emri bulunmadığından bahisle kamu düzenine ilişkin olan bu husus re'sen nazara alınarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerektiğine yönelik gerekçesi yerinde ise de; icra mahkemesine yapılan başvuru, itirazın kaldırılması ve tahliye talebine ilişkin olup şikayet niteliğinde olmadığından, mahkemece, itirazın kaldırılması ve tahliye istemi ile borçluların tazminat taleplerinin reddi ile yetinilmesi gerekirken, ödeme emrinin iptaline de hükmedilmesi doğru olmadığı-
Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasında davacı kiracı tarafından taşınmazın yeni malikleri davalı gösterilerek kira bedelinin uyarlanması istemiyle dava açıldığı, bu dosyaya kiracı tarafından sunulan dava dilekçesinde,” ...davalılar dava konusu taşınmazı satın almışlar ve halefiyet yolu ile mevcut kira sözleşmesinde kiraya veren vasfını kazanmışlardır.” şeklinde beyanda bulunulduğu, icra dosyasına kiracı tarafından sunulan itiraz dilekçesinde "davacılara ve taşınmazı devreden kiralayana yapılan ödemeler sebebiyle kira borcu bulunulmadığı" beyanı karşısında kiracının kira sözleşmesini kabul ettiği, taşınmazı yeni satın alan maliklerin halefiyet kuralı gereğince kira bedellerinin kira sözleşmesindeki yasal artış oranı ile talep ederek takip yapmış olmasında bir usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı, kira alacağının talep edilmesi için yazılı bir bildirimin aranmayacağı zira kiracının taşınmazın devrinden haberdar olduğu ve kira alacağı için bir kısım ödemeler yaptığı beyan etmiş olduğu-
Dava konusu mecur otel ve restorant olarak kullanılması amacıyla tüm demirbaşları ile davalıya kiralanmışsa da otelin mefruşat ve demirbaş ile birlikte kiralanmasının sözleşmeyi hasılat kirası olarak nitelendirmek için yeterli olmadığı- Kiralananın işletme ruhsatıyla birlikte işletme hakkının devredilmiş olması gerektiği- "İşletme ruhsatının" devredilip devredilmediğine dair koşulun araştırılarak takibe konu kira sözleşmesinin hasılat kirasının tüm şartlarını taşıyıp taşımadığının tespiti gerektiği-
Tahliye ihtarlı ödeme emrinin borçluya 11.11.2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun aynı tarihte takibe itiraz ettiği ve takibin durduğu, itirazın, alacaklının vekiline 27.06.2022 tarihinde elektronik posta yoluyla tebliğ edildiği, buna göre alacaklı yönünden itirazın kaldırılmasını istemek için yasada öngörülen 6 aylık sürenin bu tarihten itibaren başlayacağı tabi olduğundan, alacaklının 22.06.2022 tarihinde itirazın kaldırılması ve tahliye istemi ile icra mahkemesine yaptığı başvurunun yasal sürede olduğunun kabulü gerektiği-
Her ne kadar 01.04.2018 tarihli kira sözleşmesinde, bu sözleşme ile 15.03.2012 tarihli kira sözleşmesinin revize edildiği belirtilmiş ise de 15.03.2012 tarihli kira sözleşmesinde kira bedelinin yabancı para cinsi (USD) olarak belirlendiği ve artırım oranının da USD para cinsi bakımından söz konusu olan “Bureau Of Labor Statistics tarafından yayınlanan bir önceki yılın aynı ayına ait 'Tüm Kalemler İçin Kentsel Tüketici Fiyat Endeksi' (AlI İtems Consumer Price İndex for all Urban Consumers (CPİ-U)) artış oranı” (ABD Tüketici Fiyat Endeksi) olarak ifade edildiği, 01.04.2018 tarihli sözleşmenin kira bedelinin ise TL olarak belirlendiği görülmüş olup 15.03.2012 tarihli kira sözleşmesinde belirlenen bu artırım oranı, 01.04.2018 tarihli sözleşmedeki kira bedeli için uygulanmayacağı-
Takip talebinde İİK'nın 58/3. maddesi uyarınca yabancı paranın fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödenmesi hususunun yer almadığı, yabancı paranın aynen tahsilinin talep edildiği, bu hususun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle mahkemece re'sen de dikkate alınması gerektiği gözetilerek; aynen ödenmesi istenen USD cinsinden alacaklar yönüyle takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Kira sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişi (kiraya verenin eşi) hesabına yapılan ödemenin ve davacının da buna açık muvafakati olmadığı nazara alındığından yapılan ödemelerin kira ödemesi olarak kabulünün mümkünü olmadığı-
