Takip dayanağı bononun 3 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra alacaklı tarafından genel haciz yoluyla takibe konulmuş olması ve borçlu tarafından yasal süresi içinde icra dairesine zamanaşımı itirazında bulunulması üzerine, icra mahkemesince "alacaklının itirazın kesin olarak kaldırılması isteminin reddine” (İİK. m. 68) karar verilmesi gerekeceği-
İİK.’nun 170/III maddesi uyarınca, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takiplerde imza incelemesinin ne şekilde yapılacağı konusunda İİK.’nun 62 ve 68/a maddelerine atıfta bulunulmuş olduğu; mahkemece İİK.’nun 68a/IV maddesinde yazılı meşruhatı içeren davetiyenin, borçlu şirket temsilcisi yerine borçlu vekiline gönderilemeyeceği-
Daha önce borçlulara “ödeme emri” göndermiş olan alacaklının, bu borçlulara yeniden “ödeme emri” göndermesi halinde, borçlulara ikinci kez itiraz hakkı tanımış olacağı-
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 138/4.maddesinin alacaklı banka yönünden 26.12.2003 tarihinden önce kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş alacaklarının tahsiline ilişkin yapılacak icra takiplerinde uygulanabileceği, somut olayda ise takibe konu kredi alacağı bu tarihten sonra 12.01.2007 tarihinde kat edilmek suretiyle muaccel hale geldiğinden, anılan yasa hükmünün uygulanma imkanının olmadığı-
Belediyenin taraf olduğu takiplerde belediyeyi belediye başkanının temsil edeceği, belediye başkanının kanundan doğan bu yetkisini kullanması için ancak baroda kayıtlı bir vekil atayabileceği-
Genel haciz yolu ile takiplerde, «yetki itirazı»nın diğer itiraz sebepleri ile birlikte, icra dairesine yapılması gerektiği-
Gecikmesinde zarar umulan hallerde vekilin yaptığı işlerde vekaletin sonradan ibrazı mümkün olduğu gibi sonradan verilen icazetin de geçerli olduğu- İcra mahkemesince borçlunun vasi adayı olan kişinin vesayet davası açtığı ve davanın derdest olduğu belirlendiğine göre öncelikle vesayet davası sonucunun beklenip müştekinin borçlu vasi olarak atandığının tespit edilmesi halinde yapılan itiraza ilişkin işin esası incelenmesi gerektiği-