İş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada, kazanın bakım esnasında, asansörün, sigortalının sırtına düşmesinden kaynaklandığı, kusur raporuna göre davalı şirketin %75,  sigortalının ise %25 oranında kusurunun bulunduğu, iş kazası sonucu yirmi gün istirahat alan sigortalının %0 oranında maluliyetinin bildirildiği, Adli Tıp Kurumu raporunda da davacının iş kazası sonucu meydana gelen rahatsızlığın fonksiyonel bozukluk bırakmadan iyileşmiş olduğu, maluliyet oranı tayinine mahal olmadığı- İş kazasının meydana geldiği tarih ve bu tarihteki paranın alım gücü ile iş göremezlik derecesi dikkate alındığında davacı lehine hükmedilen 6.000,00 TL manevi tazminat miktarının fazla olduğu-
Trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemi- Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesinin amaçlanması ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli ve tarafların kusur durumu da gözönünde tutularak, TBK.’nun 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılması gerektiği-
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında takdir edilen maddi ve manevi tazminatın çok olduğu, daha uygun miktarda tayin edilmesi gerektiği-
Hesap raporunda sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler güncellenerek belirlenen bedellerden %10 hatır taşıması indirimi yapıldığında davacı ...  için 65.394,41 TL, davacı .... için 43.579,64 TL hükmedilmesi gerektiği- Davacılar için takdir olunan manevi tazminatın az olduğu- TBK. mad. 51 ve 52 uyarınca hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği-
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanması ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılması gerektiği-
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuklar yararına hükmedilen iştirak nafakalarının az olduğu, mahkemece Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekeceği- Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, paranın alım gücüne, kişilik haklarına, özellikle aile bütünlüğüne yapılan saldırının ağırlığına, manevi tazminat isteyenin boşanmaya yol açan olaylarda ağır ya da eşit kusurlu olmadığı anlaşılmasına nazaran davacı-karşı davalı kadın yararına hükmolunan manevi tazminatın az olduğu-
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminatın çok olduğu- Faiz isteği olmadığı halde, istek aşılarak faize hükmedilemeyeceği-
Erkeğin cezaevinde tutuklu veya hükümlü olması, yoksulluk nafakası ile sorumlu tutulmamasını gerektirmez ise de, sosyal ve ekonomik durum araştırmasında davalı erkeğin herhangi bir geliri ve malvarlığının olmadığı anlaşıldığından ve kendi yoksul olan kişi nafaka ile yükümlü tutulamayacağından, davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerektiği-
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı erkeğin eşine birden fazla fiziksel şiddet uyguladığının, erkeğin annesinin de kadına fiziksel şiddet uyguladığının, davacı kadının ise eşine hakaret ettiğinin ve eşinin ilk evliliğinden olan kızına olumsuz davranışlar sergilediğinin anlaşıldığı, gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin ağır kusurlu olarak kabulü gerekeceği- Boşanma sonucu eşin, en azından diğerinin maddi desteğini yitirdiği, o halde Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak ilk derece mahkemesinin kadın yararına verdiği maddi ve manevi tazminatın miktarı bakımından istinaf incelemesi yapılması gerekeceği-
Davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakim, davanın açıldığı tarihteki, tarafların haklılık durumuna göre vekalet ücreti ve yargılama giderlerini takdir ve tayin edeceği- Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında eşit kusurlu olduğu kabul edilmişse de; davalı-karşı davacı kadının eşinin ilk evliliğinden olan çocuklarına terbiye etme adına şiddete yönelik davranışlarda bulunduğu, davacı-karşı davalı erkeğin ise annesinin evliliğe olumsuz yönde müdahalesine izin verip annesinin sözü ile hareket ettiği, evine bir süreliğine gelip gitmediği, sonrasında da eşine barışmak istemediğini söyleyerek eşini ailesinin evine bıraktığı anlaşılmakla evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacı-karşı davalı erkeğin, davalı-karşı davacı kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekeceği- Evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda erkek ağır kusurlu olup, boşanma sonucu kadının erkeğin maddi desteğini yitirdiği, o halde, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak kadın yararına maddi tazminata karar vermek gerekeceği-