Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekeceği- Dava dilekçesinde taşınmazla ilgili tasarrufun iptali isteminde de bulunan davalı-davacıya harcın tamamlanması için süre verilmesi gerektiği-
Muvazaa nedenine dayalı tasarrufun iptali istemiyle açılan davada, davalılar arasında gerçekleştiği ileri sürülen muvazaalı işlemin davacı yönünden haksız eylem niteliğinde olduğu, davacının katkı payı alacağının tahsilini sağlamak bakımından eldeki davayı açmakta hukuksal yararı bulunduğu- Taraflar arasında ilyet bağını sağlayan akti bir ilişki bulunmadığı, istekte bulunan şahsın mülkiyet isteme hakkı olmadığından, açılan mal rejimi davalarının genel muvazaa hukuksal sebebine dayanılarak açılan derdest davalarının sonucunun beklenmesine ve mal rejimi davalarının bekletici mesele yapılmasına gerek görülmediği- Muvazaa nedeniyle açılan davalar ister olumlu veya isterse olumsuz sonuçlanmış bulunsun mal rejimi davasının sonucunu kesinlikle etkilemeyeceği- Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde dava değerine göre genel mahkemelerin görevli olduğu-
Davacı avukatın, "işyeri için" ve "mesleki amaçla" klima satın aldığı ve klimanın kurulum aşamasında fanının kırık olduğunu saptayarak açtığı alacak davasında, davacı avukat "tüketici" tanımına uymadığından davaya bakmaya görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri değil Genel Mahkemeler olduğu-
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HUMK 1/1 (6100 sayılı HMK 1. ve 4.) maddesine göre mahkemelerin görevinin kanunla belirleneceği, anılan Kanun’un 8.maddesinde Sulh Hukuk Mahkemelerinin hangi dava ve işlerde görevli olduğunun gösterildiği- Davalı, kooperatife ortak olmadığına bağlı olarak davacı kooperatife borçlu olmadığını savunduğuna göre, davalının ortak olup olmadığının tespiti bakımından Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olmadığı-
“Boşanma davası devam ederken kocasının karısına zorla 7 adet bono imzalattırdığı” iddiasına dayalı menfi tespit davasının aile mahkemelerinin görevine girmediği- Mahkemelerin görevinin kamu düzeni ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerektiği-
Küçük kızın verdiği zararın aile reisinden tahsiline ilişkin davanın aile mahkemesinde görülmesi gerekeceği-
Gerek HMK'nın, gerekse HUMK'nın 1'nci maddesine göre, mahkemelerin görevinin kanunla belirleneceği- Görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğu ve davanın her safhasında görevli olup olmadığının mahkemece re'sen incelenmesi gerektiği- Somut olayda, icra takibindeki asıl alacak miktarı 2.786,96 TL, dava tarihi olan 2004 yılı için Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görev sınırı ise 400,00 TL olduğu buna göre, eldeki dava Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanına girdiğinden, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiği-
Görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu- Gayrimenkulün aynına ilişkin dava konusu taşınmazın değeri, dava tarihi itibariyle sulh hukuk mahkemelerinin görev sınırını belirleyen HUMK’nun 8. maddesindeki miktarın üstünde olduğundan, davayı görmeye sulh mahkemeleri değil asliye hukuk mahkemeleri görevli olduğu-
Dava muvazaa nedenine dayalı tasarrufun iptali ile taşınmazın davalı eş adına tapuya tesciline ilişkin olduğu, davalılar arasında gerçekleştiği ileri sürülen muvazaalı işlem, davacı yönünden haksız eylem niteliğinde olup davacının katılma alacağının tahsilini sağlamak bakımından eldeki davayı açmakta hukuksal yararı bulunmadığı, uyuşmazlığın çözüm yeri, dava değerine göre genel mahkemeler olup Aile Mahkemesinin görevsiz olduğu-
Davacının tedavisinin 5510 s. K.'un yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleştiği; dava konusu olayda 5510 . s. K. hükümlerinin uygulama yerinin bulunmadığı, tedavi giderinin yapıldığı dönem itibariyle mülga 5434 s. K.'un uygulanması gerektiği ve idari yargının görevli olduğu-