Öncelikle bildirilen adrese tebligat çıkarılması, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde ise, bu kez tebligatın muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre çıkarılması gerektiği; muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine başka adresi bilinmiyor diyerek doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılmasının doğru olmayacağı-
Tebliği çıkaran merci tarafından bu adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğu için tebligatın TK.'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiğine ilişkin bir şerhin verilmediği anlaşıldığından, satış ilanı tebliği işleminin usulsüz olduğu, İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneğinin borçluya tebliğ edilmesi gerekeceği, şikayet eden borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olmasının veya usulsüz tebliğ edilmesinin başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu-
Davalının dava dilekçesinde belirtilen adresine tebliğ çıkartılmış, ancak adreste bulunamadığı gerekçesi ile tebligat evrakı mahkemesine iade edilmiş olup, bu tarih itibariyle 11.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren yasal düzenleme karşısında mernis adresine tebliğ işleminin yapılması gerektiği açık olduğu halde, mahkemece bu sefer yine aynı adrese mernis adresi olup olmadığı araştırılmadan madde 21'e göre tebliğ işlemi gerçekleştirilmesinin yasal şartları taşımadığı-
Üçüncü kişiye de Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebligat yapılabileceği-
Davalı şirkete tebligatın 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi hükümlerine uygun olarak Adalet Bakanlığı aracılığıyla Türkiye'de ve Tebligat Yasası'nın 21. maddesine göre yapıldığı anlaşıldığından, mahkemece şirketlerin yerel yönetimlerde kaydının bulunmadığından bahisle yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin davanın şirket yönünden reddinin hatalı olduğu- Diğer davalı yönünden tenfiz talebinde bulunulmasına karşın hiçbir araştırma yapılmaksızın ve gerekçesiz olarak davanın reddinin hatalı olduğu-
Davalının bilinen en son adresinin, tebliğe elverişli olmadığı anlaşılmadan veya bu adreste tebligat yapılamadığı görülmeden doğrudan mernis adresinde ve hasma tebligatın yapılması; yapılan tebligatı usulsüz kılacağından, temyizin süresinde olduğu-
Davalı erkeğe dava dilekçesi tebliği Tebligat Kanunu 21/1. maddesine göre yapıldığı anlaşıldığı ancak davalı erkek Alman vatandaşı olup tebligatların Almanya adresine yapılması gerektiğinden, dava dilekçesinin tebliği usulsüz olup, davalının savunma hakkının kısıtlandığı-
Tebligat parçası incelendiğinde; adresin kapalı olduğu belirtilerek “danışmana” haber verildi şerhi ile tebliğ işlemi yapılmış olup, tebliğ memuru tarafından tebligat mazbatasında beyanda bulunan komşunun adı ve soyadı yazılmadığı ve haber bırakılan komşunun kim olduğu açık bir şekilde tespit edilmediği gibi, muhatabın adreste bulunmama sebebi ve tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceği de tespit edilmediğinden, Tebligat Kanunu'nun 21/1. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 30/1. maddeleri gereğince anılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, o halde mahkemece, borçlu vekiline usulüne uygun olarak duruşma davetiyesinin tebliğ edilmesi ve buna rağmen duruşmaya gelinmemesi halinde, 6100 sayılı HMK'da yer alan yasa hükümlerinin uygulanması gerekirken, usulsüz tebligata dayalı olarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Usulüne uygun olarak tebligat yapılmadan tarafın yokluğunda yargılamaya devamla hüküm kurulmasının hukuki dinlenilme hakkının (HMK. m. 27) ihlali niteliğinde olduğu-
Ön inceleme duruşma gününün belirlenmesi, dava dilekçesine cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinin karşılıklı olarak uygun şekilde tebliğ olunması aşamasından sonra yapılması gerektiğinden; buna uyulmadan ve ön inceleme günü belirlenmeden davanın esası hakkında verilen hükmün, davalının hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiği-