1. HD. 26.05.2014 T. E: 2013/20213, K: 10191-
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarruflarının kanunda sınırlı olarak sayılmadığı, hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayininin hakimin takdirine bırakıldığı- Tasarrufun iptali davasının dayanağı icra takibinde aciz halini gösteren tutanak ve kesin aciz belgesi dosyaya sunulduğundan, davanın diğer şartlarının tek tek değerlendirilmesi ile karar verilmesi gerekirken, "temlik işleminin, davacı takibinin kesinleşmesinden sonra ve haciz işleminden önce gerçekleştiği, aciz belgesinin sonradan alındığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Tasarrufun iptali davasına konu edilen şeyin mülkiyeti borçluya dönmeyip şikayetçi 3. kişide kaldığından ve şikayetçinin de takiple ilgisi olmadığından, şikayetçinin takip borçlusu gibi gösterilip onun kiracısına 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmesi mümkün olmadığı-
Muvazaa iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin davada, davacının alacağı olup olmadığı davacı alacaklı ile davalı borçlu görülmekte olan alacak davasının karara bağlanıp kesinleşmesi ile ortaya çıkacağından, alacak davasının sonucunun beklenmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için borcun, iptali istenen tasarruftan önce doğmasının dava önkoşulu olup mahkemece res'en araştırılması ve takip dayanağı bonoların iptali istenen tasarruftan sonra tanzim edildiği anlaşıldığından alacaklı ile borçlu arasında bonoların tanzim tarihinden daha önceye dayalı bir ilişkinin bulunup bulunmadığı üzerinde durulması gerekeceği-
İİK'nun 97/17.maddesine dayalı olarak karşılık dava olarak açılan tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası sunulmasına gerek olmadığı, tasarrufun iptali davasının bu gerekçe ile reddinin hatalı olduğu-
Vergiyi doğuran olaylar gerçekleşmiş ancak amme alacağının daha talep edilebilecek aşamaya gelmemiş bile olsa bu dönemdeki borçların ileride kesinleşmiş olması şartıyla tasarrufun iptali davasının konusunu teşkil edeceği -
Tarafların evlilik birliği içerisinde alınarak davalı koca adına tescil edilen dava konusu taşınmazın değerinin altında gösterilmek suretiyle muvazaalı olarak kız kardeşinin eşine devredildiği, bu nedenle muvazaalı satışın iptali ile mal rejiminin tasfiyesi olarak evin bilirkişilerce tesbit edilecek değerinin 1/2'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerekeceği-
Davacının davasını, özellikle BK.nun 18. maddesine dayalı olarak açtığını bildirdiği ve dava açma hakkını muvazaa yönünde tercih etmiş olması karşısında, mahkemece davanın BK.nun 18. (yeni TBK.'nun 19.) maddesi maddesindeki genel muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescil istemi doğrultusunda değerlendirileceği ve iptal kararı verilmesi halinde ise İİK.nın 283/1 maddesinin kıyas yoluyla uygulanması gerekeceği-
Davacı alacaklının, borcun doğumunun takip dayanağı bononun düzenleme veya çekin keşide tarihinden önce gerçekleştiğini ileri sürmesi halinde, mahkemece alacaklıya bu konuda kanıt sunma olanağı verilmesi, senedin düzenlenmesine neden olan temel ilişki araştırılarak borcun gerçek doğum tarihi tespit edilmesi ve dava koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması gerekeceği-
