Haczin borçlunun eşi ve babasının huzurunda yapılması, davacı üçüncü kişinin borçlunun annesi olması, borçlunun ticaret sicilinde belirtilen adresinde haczi kabil mal bulunamaması ve haczin yapıldığı adreste ticari faaliyetini ailesi üzerinden gizlice sürdürmesi, davacı üçüncü kişi ile borçlu arasında alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yapılan muvazaalı işlemler bulunması ve davacının dayandığı faturaların her zaman temin edilebilecek belgelerden olması karşısında üçüncü kişinin açtığı istihkak davasının reddi gerekeceği-
İstihkak iddiası, haczi öğrenme tarihine göre 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde İcra Müdürlüğü’nde ileri sürülmüş, dava da takibin taliki (satışın durdurulması) kararının tebliğinden sonraki 7 gün içinde açılmış olduğundan alacaklı vekilinin davanın yasal süresi içinde açılmadığı itirazının yerinde olmadığı- Mahkemece, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılıp mahcuzun finansal kiralama sözleşmesi kapsamında kalıp kalmadığı (motor gücü, varsa seri numaralarına bakılarak, vb.) yöntemince araştırılmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemeyeceği- İstihkak davasının kabulüne karar verilmesi halinde dava değeri üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcı ile nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Borcun kaynağı, 11.09.2009 keşide, 14.10.2009 vade tarihli bono olduğundan; İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekeceği; İİK’nun 99. maddesinin sehven uygulanmasının ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacağı-
Davacı üçüncü kişi ve davalı borçlu şirketlere ait ticaret sicil kayıtları ilk kuruluşlarından itibaren getirtilerek aralarında adres ya da ortakları itibarı ile organik bağ bulunup bulunmadığına bakılması, iki şirketin ticaret sicil kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile aralarında süregelen bir ticari ilişki olup olmadığının irdelenmesi, sonucuna göre borcun doğum tarihinden sonra alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapılıp yapılmadığının öncelikle ele alınıp değerlendirilmesi gerekeceği, iki şirket arasında hiçbir bağ ya da süregelen bir ticari ilişki yoksa, yeni üretilmiş, üstelik değeri pek de düşük olmayan bir makinenin borçlu şirket ortağına ödünç olarak verilmesinin nedenleri üzerinde durulması gerekeceği-
İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin kimin yararına olduğu hususunda yapılan araştırmalar yeterli olmadığında şirketlerin ticari kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi de yaptırıp sonucuna göre muvazaa olgusunun irdelenmesinin, bulunmadığı sonucuna varılsa bile üçüncü kişi ve borçluların mahcuzları birlikte ellerinde bulundurdukları tespit edilirse bu kez İİK’nun 99. maddesinin sehven uygulanması ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacağı için sunulan delillerin ispat yükü açısından ele alınıp değerlendirilmesinin gerekeceği-
Borçlunun henüz çalışmadığı ya da çocuk yaşta olduğu dönemlerde alınmış bir eşya tespit edilirse bu kez fatura dahi sunulmasına gerek olmadan üçüncü kişinin istihkak iddiasında haklı olduğunun düşünülmesinin gerekeceği, bununla birlikte bilirkişi incelemesi sonucuna göre üçüncü kişi adına düzenlenen faturalar kapsamında kalan eşyalar yönünden de istihkak iddiasının kanıtlandığının kabul edilmesinin gerekeceği-
Davacı 3. kişi ve borçlu arasında birinci dereceden akrabalık bağı bulunduğu, aralarında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler yapıldığı, İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, borcun doğumundan sonra yapılan danışıklı bu işlemlerinin alacaklının haklarını etkilemeyeceği-
Üçüncü kişinin istihkak iddiasına yönelik davada, hacizde hazır bulunan borçlunun SGK kayıtlarına göre hacizden önceden beri üçüncü kişinin yanında çalıştığının ve tanık anlatımlarının bunu doğrulaması, borçlunun daha önce üçüncü kişi ile aynı alanda faaliyet gösterdiğinin belirlenmesi halinde mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerektiği- İspat yükü altında olan üçüncü kişinin, karinenin aksini kanıtlamak için dayandığı tanık anlatımı, fatura, vb. delillerin ispat gücünün değerlendirilmesinden önce muvazaa olgusunun yeterince araştırılması, bulunmadığı sonucuna varılırsa bu kez faturaların gerçekliği ve mahcuzlara uygunluğu yönünde bilirkişi ve keşif incelemeleri yaptırılması gerektiği- Muvazaanın araştırılması sırasında ise öncelikle icra takibine konu borcun doğum tarihinin tespit edilmesi, bunun için de kat edilen kredi kartı borcu ile ilgili hesap ekstrelerinin getirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırılması ve kredi kartı borcunun oluşup, ödeme güçlüğünün ortaya çıktığı tarih saptanmadan, bu tarihten sonra yapılan işlemlerin muvazaalı olup olmadığını belirlemenin mümkün olmadığının kabulü gerektiği-
Dava konusu haciz üçüncü kişi şirket adresinde yapıldığından mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğu-
Yapılan işlemlerin muvazaalı olup olmadığının belirlenmesi ve İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin kimin yararına olduğunun tayini ile sunulan delillerin ispat yükü açısından ele alınıp değerlendirilebilmesi için öncelikle, borcun doğum tarihini ve borçluların davacı ve borçlu şirketler ile geçmişe dayalı ilişkisinin (çalışanı olup olmadıkları vb.) araştırılması, borçlunun davacı ile birlikte aynı adreste tek şirket gibi faaliyet gösterip göstermediğinin gerekirse uzman bilirkişi yardımı ile tespit edilmesinin gerekeceği-
