Hacizden doğan istihkak davası açılabilmesi için gereken koşullardan biri de, hukuken geçerli bir haczin bulunması gerektiği- “Haciz” olarak nitelendirilebilecek bir icra işlemi yoksa, kural olarak, istihkak davasından söz edilemeyeceği- Haciz tutanağı içeriğine göre, davacı üçüncü kişi haciz baskısı altında ve muhafaza işleminin yapılmasını önlemek amacı ile dava açma haklarını da saklı tutarak, dosya borcunun tamamını ödediğini belirtip, buna ilişkin dekontu sunduğu anlaşıldığından, borcun iradi ödenmesinden bahsedilmesinin mümkün olmadığı ve bu koşullarda haczin, yatırılan paraya ilişkin olduğunu kabul edilmesi ve ortada hukuken geçerli bir haczin varlığının kabulü ile istihkak davasına ilişkin olarak işin esasına girilip bir karar verilmesi gerektiği-
Finansal Kiralama Sözleşmesine konu mahcuzların kiracı tarafından satın alındığına ilişkin bir bilgi ve belgenin dosya içerisinde bulunmadığı, bu durumda davacının talep ettiği Finansal Kiralama Sözleşmesine konu mahcuzların davacı 3. kişi İş Finansal Kiralama A.Ş.'ne ait olduğu, kaldı ki davalı alacaklı Türkiye İş Bankası A.Ş. vekili'nin, yargılama sırasında 25.12.2012 tarihli duruşmada, davacı İş Finansal Kiralama A.Ş. vekili tarafından beyan edilen finansal kiralamaya konu menkullerin kıymet takdir raporundan çıkartılması istemini kabul ettiğini ilişkin açık kabul beyanı da bulunduğundan, bu iki husus birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
3.kişinin İİK'nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına-
Dava konusu haczin, borçlunun önceki faaliyet adresinde yapıldığı, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin, borçlunun, dolayısıyla alacaklının yararına olduğu, ispat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan üçüncü kişinin, hacizli eşyaları bir başka takip dosyasında kesinleşen ihalede satın aldığını iddia ettiği, davacı üçüncü kişi ve borçlu şirket arasında organik bağ bulunmadığı gibi alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapıldığı yönünde delilin de dosyaya yansımadığı, bu durumda yapılması gereken işin; İstanbul 7. İcra Müdürlüğü’nün 2011/132 sayılı Takip dosyasında kesinleşen ihale tutanağındaki eşyaların hacizli eşyalara uygunluğunu keşif ve bilirkişi incelemesi ile tespit ettikten sonra işin esası hakkında bir karar vermek olmasının gerekeceği-
İstihkak istemli davada; davalı-alacaklı tarafından davalı-borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü yapılan icra takibi yapıldığı, yapılan takipte haciz adresine çıkarılan ödeme emri tebligatında borçlunun işçi olarak çalışırken ayrıldığına dair şerh verildiği, 26.10.2007 tarihinde davacı üçüncü kişinin işyeri adresinde yapılan haciz sırasında borçlunun kasada oturduğu ve işyerinde çalışan işçiler tarafından patron olarak çağrıldığı, ayrıca borçlunun haciz sırasında borcu ödeme taahhüdünde bulunduğu haciz tutanağı içeriğinden anlaşıldığından, bu durumda İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekeceği-
Dava konusu haciz borçlu adresi dışında üçüncü kişi adresinde ve elinde yapılmış, bu haciz işleminden sonra takip dosyasında başka bir işlem yapılmamış olup üçüncü kişi "takibin danışıklı olduğunu ve amacın dava konusu iş makinesinin elinden alınmasının amaçlandığını" iddia ettiğinden, icra mahkemesince "borç kaynağı bono alacağının gerçek olup olmadığını tacir olan borçlunun ticari defterleri üzerinde yapılacak inceleme ile araştırılması gerektiği-
Davacı üçüncü kişi şirketin kuruluşu borcun doğum tarihinden önce olmakla birlikte, borçlu şirket ile aralarında ortaklık yapısı itibarı ile sıkı bir organik bağ bulunduğu anlaşıldığından, mahkemece iki şirketin ticari kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile iç içe girmiş tek şirket gibi yönetilip yönetilmediği hususu öncelikle tespit edilmeli, alacaklıdan mal kaçırmak için muvazaalı işlemler yapılmadığı sonucuna varılırsa bu kez üçüncü kişinin sunduğu faturaların gerçekliği, davacı ve satıcı firmaların ticari kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile saptanmalı, gerçek olduğu belirlenirse bu kez mahcuzlara uygunluğu keşif ve bilirkişi incelemesi ile araştırılarak, sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
Davacının dava konusu haczedilen mallar ile ilgili açmış olduğu istihkak davası lehine sonuçlanmış ise de; haciz tarihi itibariyle takip borçlusunun, davacı oğlu ile aynı evde ikamet ettikleri, bu durumun, usulüne uygun olarak yapılan tebligat ve haciz tutanağında imzası bulunan apartman yöneticisinin beyanıyla da sabit olduğu, yapılan haczin haksız olmadığının kabulü ile manevi tazminat istemli davanın reddi gerekeceği-
İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu kabul edilse dahi en az 30 yıllık olduğu belirlenen hacizli mobilyalar ile borcun doğum tarihinden çok önce satın alındığı anlaşılan diğer mahcuzların tamamının davacı üçüncü kişiye ait olduğunun kabulünün gerekeceği-
Dava konusu haciz, üçüncü kişinin faaliyet adresinde yapılmış olup, burada ödeme emri tebliğ edilmemiş, borçlunun daha önce aynı yerde faaliyet gösterdiğine dair bilgi ve belge de ele geçmemiş olup; davalı alacaklı taraf, borçlunun davacı şirket ile birlikte çalıştığını savunmakta ise de, davalı borçlu, davacı şirketin resmi ortağı dahi olsa şahsi borcu nedeni ile şirket malvarlığının haczedilemeyeceği; bir başka dosyada yapılan hacizde, borçlunun hazır bulunması ya da üçüncü kişi şirket yetkilisinin dosya borcuna kefil olmasının da bu sonucu değiştirmeyeceği- Davacı üçüncü kişi şirkete ait vergi tarh dosyası ile ticaret sicil kayıtlarına göre borçlunun davacı şirket ile birlikte alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yaptığını gösteren bir delil de bulunmadığı,haczedilen malların da davacı şirketin iş yerinde satış amacı ile bulundurulan ürünler olduğu, davalı alacaklı tarafın İİK. mad. 97/a'daki üçüncü kişi yararına olan mülkiyet karinenin aksini kanıtlamaya yönelik delilleri dosyaya sunamadığı görüldüğünden, davanın kabulü gerektiği- Teminat karşılığında takibin durdurulması kararı verilmesi ve mahkemece öngörülen teminat tutarı yatırılması halinde, İİK. mad. 97/13 uyarınca alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için aranan koşulların gerçekleşmiş olacağı-
