Haciz 3. kişinin ticaret sicilde kayıtlı iş yeri adresinde yapılmış olup, haciz sırasında borçlu şirket ortakları hazır olmadığı gibi borçluya ait herhangi bir belgenin de bulunmadığı, bunun yanında, borçlu şirket ile davacı 3. kişi şirketin borcun doğumundan çok önce kurulduğu, dosya içerisinde yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre borçlu şirket ile davacı 3. kişi şirketlerin belli bir dönem aynı adreste faaliyet gösterdiği anlaşılmakta ise de, davacı 3. kişi şirket 2004 yılında adresini Konya’ya nakil etmiş olup, bu tarih itibari ile borçlu şirket İstanbul’da faaliyetine devam ederken davacı 3. kişi şirketin Konya'da faaliyet gösterdiği, öte yandan, borçlu şirket ortaklarından ..... 16.12.2009 tarihinde 3. kişi şirketteki hisselerini devretmiş olup, 2009 yılı itibari ile borçlu şirket ile davacı 3. kişi şirketlerin ortaklarının farklı olduğu, bu nedenlerle, dava her ne kadar İİK'nun 96 vd. maddeleri uyarınca 3. kişi tarafından açılmış ise de; İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi davacı 3. kişi lehine olup, ispat yükü altında olan davalı alacaklı karinenin aksini kanıtlamaya elverişli deliller sunmadığından, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü gerekeceği-
Dava her ne kadar İİK'nun 96 vd. maddeleri uyarınca 3. kişi tarafından açılmış ise de; İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi davacı 3. kişi lehine olup, ispat yükü altında olan davalı alacaklının karinenin aksini kanıtlamaya elverişli deliller sunmadığı, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü gerekeceği-
Takip borçlusunun istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise ve duruşmalara dahil edilmesinin, işin esasına etki etmeyecekse davada taraf olarak gösterilmesinin gerekli olmadığı, ne var ki, yokluğunda alınan haciz kararlarından haberdar edilmeyen, 103 davet kağıdı da tebliğ edilmeyen borçlunun istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenemediğinden, davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması için, davacı alacaklıya süre verilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların tüm delillerinin toplanmasının ardından, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekeceği-
Dava dilekçesinde delil olarak ileri sürülen kondiyon sözleşmesinin ve sözleşmede düzenlenen "ödemeler, ödeme vadesini takip eden Praktikere ait ilk ödeme gününde banka havalesi ile yapılır. Ödeme vadesi, mal kabul tarihi veya faturanın Praktikere ibraz tarihinden hangisi sonra ise o tarihten itibaren başlar" ibaresini içeren ödeme başlıklı 4.maddesi ile, 10 maddesinde yer verilen "... teslim edilen malların mülkiyeti muaccel fatura bedelleri derhal ödenirse derhal Praktikere geçer" düzenlemesi nazara alınarak ayrıca davacı üçüncü kişi ve borçlunun tutması zorunlu ticari defterler incelenerek karar verilmesi gerektiği-
Haciz adresinin takip dayanağı senette yer alan adres ile aynı olduğu haciz adresinde bulunan ve borçlunun şube adresi olarak işlettiği anlaşılan ........ ünvanlı işyerine ait kira sözleşmesinin, vergi kayıtlarının ve ödeme kaydedici cihazlara ilişkin cihaz levhasının borçlu adına kayıtlı olduğu,yine haciz adresine ilişkin SGK işyeri bildirgesinin borçlu tarafından verilmiş olduğu,dosya kapsamında mevcut haciz tarihinden beş gün sonrasına ilişkin 29.12.2010 tarihli,borçlu ve davacı 3. kişinin eşinin imzalarını içeren vergi yoklama fişinde haciz adresinin borçlu tarafından işletildiğinin,3. kişinin haciz adresinde borçlunun çalışanı iken 2010 yılı Haziran ayında çıkışının verildiğinin, 3. kişinin eşinin ise 01.09.2010 tarihinde işyerinde çalışmaya başladığının beyan edildiği,benzer içerikteki SGK kayıtlarına göre 3. kişinin 03.03.2010-20.06.2010 tarihleri arasında haciz adresinde borçlunun sigortalı işçisi olarak çalıştığı,bu kapsamda İİK 97/a maddesinde düzenlenen karinenin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu,davacı 3. kişinin dayandığı faturaların ise kendi adına olmadığı gibi davalı borçlu adına olduğu ve ayırt edici özelliklerinin bulunmadığı,bu maddi ve hukuki olgular ile mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı 3. kişinin İİK'nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin aksini güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlayamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde borçlu ile 3. kişi arasındaki uyuşmazlığın esasına ilişkin çözümleme getirmeyen başka bir mahkeme kararının yargılama giderlerinin aidiyetine ilişkin açıklama kısmı kesin delil niteliğinde kabul edilerek, davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
Dava dosyasında mülkiyet karinesinin borçlu ve dolayısıyla alacaklı yararına olduğu ve davada ispat yükünün davalı 3. kişide bulunduğu gözetilerek, taraflarca sunulan delillerin bu eksende değerlendirilmesi ve haciz sırasında hazır bulunan kişinin davalı şirket ve takip borçlusu şirketle olan bağlantılarının karar yerinde tartışılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Dava dışı şirket ve 3. kişi şirketin ticari defterlerinin getirtilerek, dosyanın yeniden maliyeci bilirkişiye tevdii ile;ticari defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı,şirketler arasında öteden beri devam eden fason imalatı iş ilişkisi olup olmadığı, fatura ve irsaliyelerin ticari defterlerde, hacizli malların ise envarterlerde kaydının bulunup bulunmadığı ve fason imalatı dolayısıyla daha önce davacı 3. kişi tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı hususlarında rapor aldırılması, bu rapor ve dosya içerisindeki tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekeceği-
Üçüncü kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkin davada, takip borçlusuyla aynı soyada sahip kişinin davacı şirketin hakim ortağı olduğu, dava dilekçesinde davacı 3. kişi şirket ile davalı borçlunun adreslerinin aynı yer olarak gösterildiği, 24.09.2011 tarihli haciz sırasında borçluya ait güncel tarihli çekin bulunduğu, alacaklının sattığı mallar karşılığında takibe konu 54.000 TL tutarındaki çeki aldığını ileri sürmesine rağmen, borçlunun bu iddiaya karşı bir açıklamada bulunmadığı, davacı 3. kişinin dayandığı belgeler temini her zaman mümkün belgelerden olup, istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmediklerinden, davacı 3. kişinin mülkiyet karinesinin aksini ispatlayamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Mallar borçlu elinde haczedilirse, mülkiyet karinesi borçlunun, (dolayısıyla davalı alacaklının) yararına olacağı- Bu karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından ispat edilmesi gerektiği- Davaya konu mahcuzlar misli nitelikte olmakla birlikte davacı 3. kişinin borçlunun sadece kendisine ait pamukları işlediği iddiası, fabrikaya giriş-.çıkışları gösteren detaylı kayıtları sunması, borçlu ile 3. kişi şirket arasındaki iplik çekme fason sözleşmesinin üretilen iplikler üzerine ibare konularak ayırt edilmek suretiyle fabrikada teslim maddesi içermesi dikkate alındığında; davacı 3. kişinin karinenin aksini kanıtlayıp kanıtlayamadığının belirlenmesi amacıyla öncelikle; fatura ve sevk irsaliyelerinin tarihleri itibariyle giriş çıkış kayıtları ile karşılaştırılması, davacı 3. kişi şirketin ticari defterlerinin getirtilmesi, bundan sonra dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdii edilerek, ve varsa tarafların bu konudaki banka kayıtları da incelenerek ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olup olmadığı hususu da dikkate alınarak rapor alınması, davalının sunmuş olduğu faturaların gerçek olup olmadığı, borçlunun aynı anda başka firmalara da fason üretim yapıp yapmadığı değerlendirilerek üretilen ipliklerin 3. kişi tarafından borçluya sevk edilen pamuktan imal edilerek ayırt edilerek teslim edilmiş sayılıp sayılmayacağı, fason üretim bedellerinin ödenip ödenmediğinin belirlenmesi ve taraflar arasındaki organik bağın çok yönlü araştırılması gerektiği-
Üçüncü kişinin istihkak iddiasına dayalı uyuşmazlıkta, haciz mahallinde borçluya ait belge, evrakların bulunması ve üçüncü kişi ile borçlunun aynı adreste faaliyet göstermesinin, borçlu dolayısıyla alacaklı yararına mülkiyete karine teşkil edeceği ve üçüncü kişinin karinenin aksini ancak kesin ve inandırıcı delillerle ispat edebileceği-
