Davacıların kararı istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, bu kez kararın temyizi üzerine Yargtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince davacıların manevi tazminat davasına yönelik temyiz dilekçelerinin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle reddedildiği, bu durumda manevi tazminata yönelik istem yönünden kararın kesinleştiği, bozma sonrası yapılan yargılamada ise Mahkemece bozmaya uyulduğu halde, bozma ilamı ile kesinleşen bu yön dikkate alınmadan davacıların manevi tazminat istemleri ayrı ayrı kabul edilerek 1.000,00'er TL manevi tazminatın davalı ...................'den alınmasına karar verilmiş olmasının hatalı olduğu-
Bozma sonrasında da bozmaya uygun olarak kaldırılan karar yerine geçmek üzere taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve infazda tereddüt uyandırmayacak şekilde yeniden hüküm kurulması gerektiği-
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türlerinin örnekseme yoluyla sayıldığı, bakıcı giderinin de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardan olduğuna ve tedavi gideri teminatında yer aldığına ilişkin Dairemizin yerleşik uygulamaları ile Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı gereği, ZMSS Genel Şartları'nın A.5-c maddesine göre bakıcı giderlerinin sürekli sakatlık teminatı kapsamında kabul edilmesinin mümkün olmadığı, açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının hesap raporuna ve Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itiraz ettiği ve yine kararı temyiz ettiği gözetildiğinde, karar tarihine en yakın veriler üzerinden ve davacının talebi ile bağlı kalınarak davaya konu edilen sürekli bakıcı gideri zararının poliçedeki tedavi giderleri teminatından karşılanması gerektiği dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi gerekeceği- Rapor ücreti yargılama giderlerinden olup tazminat gibi hüküm altına alınmasının doğru olmadığı- İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı-
“Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptaline karar verildiği-
Suriye uyruklu davacının, teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı- Dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği ve teminat hususunun re'sen gözetileceği-
Kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'e göre davacının yaralanmasına ilişkin tüm tıbbi belgeler dosyaya getirtilerek, kaza ile maluliyet arasında illiyet bağının kurulduğu, davacının bizzat muayenesi de yapılarak, iki rapor arasındaki arazların karşılaştırılarak ve çelişkilerin gerekçelendirmek suretiyle giderildiği İstanbul Adli Tıp Kurumundan gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Maluliyet raporunun bozma ilamına uygun şekilde alındığı anlaşılmakla işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği-
Daire bozmasından sonra İtiraz Hakem Heyeti tarafından bozma kararı doğrultusunda uyuşmazlığı sona erdirecek ve infaza elverişli yeni bir hüküm oluşturulması gerekirken ''davalının itirazının kısmen kabul kısmen reddi ile; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının sonuç kısmının 3 nolu bendinde yazılı ibarenin çıkarılarak yerine ''4.256,67 TL'' ibarelerinin yazılıp buna göre infazına, kararın bu şekilde düzeltilmesine ve kararın diğer bölümlerinin aynen geçerli olduğuna " şeklinde karar verilmekle yetinilmiş olmasının usul ve yasaya uygun bulunmadığı, hükmün açıklanan nedenle bozulması gerektiği-
Kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde, rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Bozma uyarınca İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uygun olarak esas hakkında uyuşmazlığı sona erdirecek, infaza elverişli bir karar verilmesi gerekeceği, somut olayda; Daire bozmasından sonra İtiraz Hakem Heyeti tarafından bozma kararı doğrultusunda uyuşmazlığı sona erdirecek ve infaza elverişli yeni bir hüküm oluşturulması gerekirken "21.09.2020 tarih 2020/İHK-16336 sayılı hakem kararının aynen infazına" şeklinde karar verilmekle yetinilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olmadığı-