TBK'nun 125/III. maddesine göre; sözleşmeden dönme halinde tarafların karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulacağı ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebileceği, sözleşmenin fesih ya da dönme suretiyle sona ermesi halinde geriye etkili sonuç doğuracağı, davacı iş sahibinin, sözleşme uyarınca üstlendiği edimlerini sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmediğinden sözleşmeden dönmede kusurlu olup, sözleşmenin sona ermesi sebebiyle uğradığı zararının tazminini talep edemezse de; fazla ödemesi varsa sözleşmeden dönmede haksız olsa dahi, fazla ödenen iş bedelinin iadesini yükleniciden isteyebileceği-
Kooperatif genel kurulunun alınan kararda, aidatların her ayın kaçında ödeneceği belirtilmediğine göre aidatların en geç ayın son gününde ödenmesi gerekmekte olup belirlenen tarihin kesin vade niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği- Bu sürenin dolmasıyla ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın borçlu temerrüdünün gerçekleşeceği- Şu halde, aidat alacağının zamanında ödenmemesi hâlinde işlemiş faiz alacağının tahsil edilip edilmediği de araştırılmalı, böyle bir uygulamanın bulunduğunun tespiti hâlinde bilirkişiden ek rapor alınarak, hüküm altına alınan aidat alacağının muaccel olduğu tarihler belirlenerek icra takibine kadar işlemiş faiz alacağının belirlenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği-
Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğunda, borçlunun başlangıçtan beri mütemerrit olduğu söylenemeyeceği, alacağın istenilebilir hâle getirilmesi ve beraberinde faiz talep edilebilmesi için borçlunun temerrüde düşürülmesi, bunun için de ihtarın zorunlu olduğu- "Haksız şartın baştan itibaren yazılmamış olma hâlini doğurduğu, yapılan kesintilerin haksız şart olduğu kabul edildiğinde ise artık sözleşmeye göre bir kesitinin varlığından bahsedilemeyeceği, olaya sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği ve dolayısıyla ihtara lüzum olmadığı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Zamanaşımına uğrayan ve bu nedenle kambiyo senedi vasfını kaybederek (yazılı) delil başlangıcına dönüşen bonodaki vade tarihinin; temel ilişkiye dayanılarak yapılan bir takip veya açılan bir davada temerrüde esas alınamayacağı-
BK.'nın 101. (TBK m. 117) maddesi uyarınca borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş olmadıkça muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur düzenlemesinden sonra devamı maddelerde temerrüde düşen borçlunun şartların varlığı halinde faiz de ödeyeceğinin düzenlenmiş olduğu- Yine somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 20/3. maddesine göre; “Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmek… maksadıyla yapılacak ihbar veya ihtarların muteber olması için noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut telgrafla yapılmasının şart olduğu-
Taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin, noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türü olduğu- Elbirliği mülkiyetine konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemeyeceği- Taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin, tapunun beyanlar hanesine şerhinin mümkün olduğu- Gayrimenkulün aynına taallük eden davalarda ecrimisil ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde harcın, gayrimenkulün değeri ile talebolunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınacağı-
Davalı arsa sahibi usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğinden asıl davada talep edilen miktar için dava tarihinden, ıslah ile artırılan miktar için ise ıslah tarihinden faiz başlatılması gerektiği-