Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri hataların mahkemece re’sen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebileceği- Hükmün yeterince açık olmaması veya icrasında tereddüt uyandırması yahut birbirine aykırı fıkralar içermesi halinde icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya tereddüdün veya aykırılığın giderilmesini isteyebileceği; tavzih yolu ile hükmün değiştirilemeyeceği, hükme yeni fıkralar eklenemeyeceği-
Davacı vekilince, "BK'nın 113. maddesinin uygulanamayacağı" ileri sürülerek karar düzeltme itirazında bulunulmamış olup, davalı yararına usulî kazanılmış hak oluşmuş olduğu, kaldı ki; bozma sonrası yapılan yargılamada, davacı tarafça ileri sürülmeyen bu hususun temyiz aşamasında ilk kez ileri sürülmesinin esasen mümkün olmadığı-
İİK. mad. 281 uyarınca, taşınmazın tapu kaydına ihtiyati haciz konabileceği, bu ihtiyati haczin mahkemenin karar tarihinde kesin hacze dönüşeceği ve sıra cetvelinde dikkate alınacağı, ancak ihtiyati haczin bu şekilde kesin hacze dönüşebilmesi ve sıra cetvelinde dikkate alınabilmesi için taşınmazın tapu kaydına konulan şerhin "ihtiyati tedbir" değil, "ihtiyati haciz" olması gerektiği- İcra müdürlüğünün sıra cetvelini düzenlerken satışı yapılan parselin tapu kaydına  konulan ihtiyati tedbiri ihtiyati haciz olarak kabul ettiği ve bu şekilde davalının alacağını 1. sıraya aldığı, mahkemece taşınmazın tapu kaydına üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla şerh edilen ihtiyati tedbirin konulduğu tarih itibariyle yürürlükte olan HUMK. mad. 101 uyarınca ihtiyati tedbir olduğu, İİK mad. 281'e göre konulan ihtiyati haciz olmadığı, bu sebeple icra müdürlüğünün sıra cetvelini düzenlerken taşınmazın tapu kaydına konulan ihtiyati tedbirin "ihtiyati haciz" olarak kabul ederek, şikayet olunanın alacağını bu ihtiyati tedbire göre birinci sıraya almasının hatalı olduğu- İcra dosyasında, alacaklı şikayet olunan vekilinin tasarrufun iptali davası sonuçlandıktan sonra davaya konu taşınmazlara karar gereğince şerh ettirdiği haczin dikkate alınması gerektiği-
İhaleye konu olan taşınmazın parsel numarasının ilam içeriğinde hatalı gösterilmesinin HMK. mad. 304 gereğince düzeltilmesi gerektiği-
İş kazası nedeniyle takdir edilen manevi tazminat miktarının az olmasına ve ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek avukatlık ücretine hükmedilmesine rağmen somut uyuşmazlıkta bu yönde değerlendirme içermeyen yerel mahkeme kararının düzeltilerek onandığı, bu itibarla ortada açık bir maddi yanılgı olduğu anlaşıldığından, Özel Dairenin bu hususu bir maddi hata olarak nitelendirmek ve düzelterek onama kararını kaldırmak suretiyle yeniden inceleme yapmasında isabetsizlik bulunmadığı-
Hükümde yargılama gideri, vekalet ücreti ve harç hakkında karar verilmediği halde tavzih yolu ile bunun düzeltilmesinin mümkün olmadığı-
Sayısal değerlerde yapılan yazım hatasının düzeltilmesi her ne kadar tavzih istemi yoluyla mahkemeden istenmişse de, talebin vasıflandırılması hakime ait olduğundan ve hükme dayanak alınan raporun sonuç kısmında ve hükümde maddî hata yapılmış olduğundan, bu haliyle infazı mümkün olmayan davada davacı orman yönetiminin istemi doğrultusunda bilirkişilerden maddî hatayı düzeltecek ve infaza olanak verecek biçimde ek rapor alınarak, yapılan hükmün tavzihi (HMK. mad. 305) isteminin, "hükmün tashihi" (HMK. mad. 304) şeklinde kabul edilerek, yapılan bu hatanın düzeltilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Tavzih dilekçesinin diğer tarafa tebliğ edilmesi, tavzih istemine karşı varsa beyanlarını sunma olanağının tanınması, bundan sonra tavzih istemi hakkında bir karar verilmesi gerektiği- Kooperatifin tasfiyesinin sonuçlandığı, ancak Ticaret Sicil Memurluğu'nca sicil kayıtlarından silinebilmesi için kararda ayrıca kooperatifin “feshine” ibaresinin de yazılması gerektiğinin belirtilmesi üzerine davacı vekilince tavzih istenmiş olup, mahkemece, HMK'nın 305/1. maddesindeki “hükmün icrasında tereddüt uyandırma” koşulu gerçekleştiğinden, tavzih isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, HMK'nın 304. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve “fesih” ibaresinin farklı sonuçlar içerdiğinin kabulünün doğru olmadığı-
Davalı tarafından cevap dilekçesiyle "işyerinin esnaf işyeri niteliğinde bulunduğu" yönünde açıkça savunmada bulunması gözetilerek, davalının esnaf olup olmadığı, özellikle davalının eşi ve kızlarının işyerinde çalışıp çalışmadığı, davaya konu tarihler itibariyle kızlarının çalışma yaşında olup olmadığı, işyerindeki makine sayısı ve alım tarihleri, dolayısıyla işyerinin kaç kişinin çalışmasına uygun olduğu ve buna bağlı olarak görev konusunun araştırıılması gerektiği-
Kiralananın tahliyesi-