Davacı vekilinin talebi üzerine mahkemece düzenlenen tashih şerhi, hüküm fıkrasında yer alan durumun davalı isminin değiştirilmesi niteliğinde olup, yapılan bu değişiklik hükmün esasına ilişkin olduğundan, esasa dair hükmün tavzih ya da tashih yolu ile değiştirilmesi mümkün olmayacağı-.
Mahkemece; hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar dışında hüküm değiştirilemeyeceği, davacı vekilinin tavzih talebinin, ancak bozma nedeni yapılabileceği nazara alınmadan Yasa hükmüne aykırı şekilde hüküm fıkrasının yargılama gideri ile ilgili bölümünde sorumluluğunun değiştirilmesine yol açacak şekilde tavzih kararı verilmesinin doğru olmadığı-
Dava dosyasında taraf olmayan hazine yerine davacıya vekalet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerekirken "hazineye" şekilde yazılmasının her zaman düzeltilmesi mümkün yazı hatası olduğu ve tavzih isteminin kabulü gerektiği-
Süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerektiği- Tavzih ile "hükmün değiştirilmesi" mahiyetinde davacının manevi tazminat alacağının daraltılamayacağı-
Müdahale isteminin hüküm tarihine kadar yapılabileceği, temyiz aşamasında müdahale talep edilemeyeceği gibi karara yönelik temyiz isteminde de bulunulamayacağı- Müdahale talebinde bulunan vekilinin müdahale dilekçesinin içeriği incelendiğinde ve ayrıca müdahale harcı yatırmadığı gözetildiğinde, ayrı bir hak talebinde bulunmadığı, davada, davalı arsa sahipleri yanında feri müdahil olarak yer aldığının anlaşıldığı, mahkemece, bu nedenle adı geçen şirketin talebi hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi doğru olmuş ise de, karar başlığında, "feri müdahil" yerine "davalı" olarak gösterilmesinin, HMK'nın 304. maddesi uyarınca tarafların başvurusu üzerine ya da re'sen düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edildiği-
HMK'nun 304/1. maddesinde hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların mahkemece düzeltilebileceği, aynı Yasa'nın 305/2. maddesinde ise tavzihin ancak hükmün yeterince açık olmaması, icrasında tereddüt uyandırıyor olması yahut birbirine aykırı fıkralar içermesi halinde yapılabileceği öngörülmüş olup, tashih ve tavzih yoluyla hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların sınırlandırılmasının veya değiştirilmesinin mümkün olmadığı-
Muvazaa, namı müstear ve tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluyla tasarrufun iptaline ilişkin davanın, tipik tasarrufun iptali davası olmadığı, muvazaanın bir türü olan namı müstear tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluyla tasarrufun iptali ve 2004 Sayılı İİK 283. maddesinin kıyasen uygulanarak asıl borçlu ve kefil yanında diğer davalılar için de haciz ve satış yetkisinin uygulanmasına ilişkin bir dava olduğu- Üçüncü kişilerin borçlulardan bağımsız edindikleri mal ve haklar, muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali davasının konusunu teşkil etmeyeceği gibi değişik tarihlerdeki şirket sermaye artırımına gidilmiş olması, tek başına yeterli bulunmadığı- Bilirkişilerin raporlarındaki tüzel kişilik perdesini kaldırması ilkesi uyarınca ortakların sorumluluğuna gidebilecek hallerden olmasına ilişkin mütalaaların hakim için bağlayıcı olmayacağı- Taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile genişletilmiş ve değiştirilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Uyuşmazlığın HMK. mad. 304 uyarınca tarafların başvurusu üzerine ya da re'sen düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edildiği-
Tavzih yoluyla hüküm değiştirilemeyeceği gibi, hakimin tavzih yolu ile hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip, bunu hükmüne ekleyemeyeceği, mahkemece karar verilip, yargılamadan el çekildikten sonra dosya yeniden ele alınarak vekalet ücreti, ve harç ile ilgili bir hüküm kurulmasına yasal olanağın olmadığı, yerel mahkemece nispi karar ve ilam harcının ve vekalet ücretinin miktarına ilişkin hüküm fıkraları ek karar ile değiştirilmiş olup bu hususun 6100 sayılı HMK. nun 304. ve 305. maddeleri uyarınca açıkça yasaya aykırılık teşkil ettiği-
Çekişmeli taşınmazların davalıya teminat amaçlı temlik edildiği iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteği ile açılan davada, davacının temyizden sonra ölümü üzerine yasal mirasçılarının mirasın reddi ile ilgili açtıkları davaların sonuçlarının beklenilmesi, mirasın reddi istemine ilişkin kararların kesinleşmesi halinde TMK.nun 611. madde hükmü gereğince diğer hak sahiplerinin tespiti ile onların da mirası kabul veya reddetmesi durumuna göre davanın değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-