Dava; çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Mahkemece mahallinde keşif sonucunda alınan fen bilirkişi raporu ile tarafların itirazı üzerine alınan ek bilirkişi raporlarının birbiriyle çelişkili olduğu, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve çelişkinin nedeni açıklattırılmadan, ek rapor hükme esas alınmak suretiyle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, yerinde 3 kişilik harita mühendisi bilirkişi vasıtasıyla elektronik aletle ölçüm yapılarak tecavüz edilen alanına miktarının belirlenmesi, infazda duraksamaya neden olmayacak biçimde rapor ve kroki düzenlettirilmesi, tecavüz edilen alanın niteliğinin rapora yansıtılması ve önceki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken çelişkili raporlardan birisine itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Bir taşınmazla ilgili olarak tapu tahsis belgesi verilebilmesi için, belgeyi verecek merciin taşınmaza müstakilen malik olması gerekeceği-
Maddi hataya dayalı bozma kararına uyulmasının hukuki sonuç doğurmayacağı ve taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı-
İstek TMK'nun 683. maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve tazminata ilişkin olduğu ve idari işlemden dolayı bir istekte bulunulmadığından, taraflar arasındaki çekişmenin çözüm yerinin genel mahkemeler olduğu, çekişmenin 2577 sayılı Yasanın 2. maddesi hükmü gereğince idari yargı yerinde çözümlenemeyeceği-
E.tma olgusu haksız eylem olup; elatan dava sırasında öldüğüne göre, davada başkaca istek bulunmadığından elatma yönünden davanın konusuz kalacağı-
Mezarlık ittihaz olunan yerlerden başka yerlere ölü defninin memnu olduğu fevkalade hallerde ve sıhhi mahzur mevcut olmadığı takdirde İcra Vekilleri Heyeti karariyle muayyen ve malüm mezarlıklar haricinde ölü defnine müsaade edileceği-
Çekişmeli taşınmazın uzun yıllardan beri davalının tasarrufunda bulunduğu ve davalıların kullanımına karşı çıkılmadığı, ihtar ve uyarıda bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki ilişki TBK.’ nun md. 379 öngörülen ariyet akdi niteliğinde olup, bu durumda davacının ecrimisil talebinin reddi gerekirken kabulü yönünde karar oluşturulmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Ecrimisil malikin kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir bedeldir. Bu nedenle davacının zımni muvafakatinin bulunduğu süre için davalıların ecrimisilden sorumlu tutulamayacakları açıktır. Buna karşın muvafakatin geri alındığı tarihten dava tarihine kadar işleyecek süre için ecrimisilden sorumlu olacakları da kuşkusuzdur. Hal böyle olunca muvafakatin geri alındığı tarihten dava tarihine kadar geçen süre için belirlenecek ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin hükmün bu nedenle bozulmasına neden olacağı-
Davacı, köy tüzel kişiliğine ait taşınmazdaki çeşmenin, davalılar tarafından yıkıldığını ileri sürerek tazminat isteğinde bulunulmuş ise de, eski çeşmenin yerine yenisinin yapıldığından tazminat isteğinin reddinin yerinde olduğu-
