Yeme, sığınma, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul olduğu - "Asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması" yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olmadığı - Evin her insanın yaşaması için gerekli en zaruri ihtiyaçlarından olduğu, davalının da adına kayıtlı tek bir evi olduğu, davalının bu evde kalmayıp gelirinden yararlanıp ve ihtiyaçlarını daha uygun bir şekilde karşılamak için 150 YTL ye kiraya verdiği, kendisinin de ailesinin yanında kaldığı, herhangi bir yerde de çalışmadığı, kira gelirinden başka geliri bulunmadığı, davalının aldığı aylık 150 YTL kira geliri ile aldığı nafaka miktarı toplamının onu, yoksulluktan kurtaracak miktarda bulunmadığı-
Yoksulluk nafakasının kaldırılması talebine ilişkin davada irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi yada tarafların birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkacağı- tarafların gelir ve mal varlığında boşanma anına göre herhangi bir değişiklik olmadığı saptandığı takdirde, nafaka anlaşmalı boşanma sonucunda anlaşma ile takdir edildiği davalı kadının önceki kocasından aylık asgari ücret seviyesinde olup, nafaka ile birlikte toplamının davalı kadını yoksulluktan kurtarmayacağı nazara alınarak davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Davacının aylık (1100 YTL) gelir durumuna göre değerlendirme ya­pıldığında; davalının (kadının) çalışarak elde ettiği gelir ile aldığı na­faka miktarı toplamının, davalıyı yoksulluktan kurtaracak nitelikte bulunmadığının kabulü ile mahkemece, dava tarihindeki şartlara göre; davalının yoksulluğunun zail olmadığı gözetilerek, davacının nafakanın kaldırılmasına yönelik davası­nın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Nafaka artırım davalarında; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakaların niteliği ve özellikle de ekonomik göstergelerdeki değişim ile DİE'nin yayınladığı TEFE artış oranı dikkate alınmalı ve Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesinin gözetilmesinin gerekeceği-
Yerleşik Yargıtay Uygulamasına göre, nafaka ve nafakanın artırılması davalarının kanundan doğan bir alacağın tesbiti ve tahsili davası niteliğinde olup, davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm ifade edeceği-
Arttırılan yoksulluk nafakası mik­tarı, tarafların sosyal ekonomik durumlarına, özellikle de ÜFE (TEFE) ye göre fazla olup TMK. 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine uygun değilse de, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmedi­ğinden hükmün2. fıkrasındaki "...aylık 500.-YTL. 'ye çıkartılmasına..." ifadesinin çıkarıla­rak yerine "...aylık 410.- YTL.'ye çıkarılması­na..." ifadesinin yazılması suretiyle hükmen düzeltildiği-
Önceki nafaka tarihi ile bu dava tarihi arasında geçen süre içerisinde davalım malvarlığı ve gelirinde azalma olduğu yönün­deki soyut iddianın ispat edilemediği de göz önünde tutularak, ilk nafaka takdiri sırasın­da taraflar arasında sağlanan dengeyi koru­yacak şekilde, nafakada "hakkaniyete" uy­gun bir miktarda artırma yapılmasının gerekeceği ve davanın tümden reddi halinde ne miktar avukatlık ücretine hükmedileceği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜTj'de belirlenmedi­ğinden, manevi tazminat ile ilgili tarifenin 10. maddesinde düzenlenen ilkeler gözetilerek davacının maktu avukatlık ücretiyle sorumlu tutulmasının gerekeceği-
Nafakanın gelecek yıllardaki artış oranı belirlenirken tüfe oranı değil üfe oranının esas alınmasının gerekeceği-
Nafaka alacaklısının asgari ücret düzeyinde geliri olması ve nafaka yükümlüsünün gelirinin düşük olmasının nafakanın artırılması gereğini tümüyle ortadan kaldırmayacağı-
Uyarlama koşullarının bulunmadığı gözetilmeden bu yönde deliller değerlendirilip uyarlamayı gerektirecek nitelikte olup olmadıklarının araştırılmasının gerekeceği-