Müteveffanın kullandığı tüketici kredisini müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla ödeyen davacı krediden doğan tüm hakları temlik aldığından, davacının TBK. mad. 183 uyarınca halefiyet ilkesinden kaynaklanan davalıya karşı rücu hakkını kullanmış olduğu- Uyuşmazlık, tüketici kredisi sözleşmesinde kefilin asıl borçluya rücu talebinden de kaynaklanmakta olup, davaya bakmaya tüketici mahkemelerinin görevli olduğu- Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olduğundan, taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında re’sen göz önüne alınacağı-
Davacının talebi temlik alınan alacağa dayalı olduğundan, öncelikle temlik tarihi itibariyle davalının dava dışı temlik eden kişiye bir borcunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği- İktisadi bütünlük kavramından hareketle temlik edenin ya da temlik alan davacı şirketin talimatı olmadan, dava dışı üçüncü kişilere yapılan ödemelerin temlik edenin davalı nezdinde oluşan alacağı için yapıldığının kabulünün hatalı olduğu- İİK. mad. 257 uyarınca, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, alacağın muhtemel varlığına kanaat getirilmesi yeterli ise de, alacaklının bu kanaati oluşturacak bilgi ve belgeleri talebine eklemesi gerektiği-
Davacılar, tacir olmadığı gibi, taraflar arasındaki protokolden kaynaklanan dava da Ticaret Kanununda düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığından, alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklanan edimin yerine getirilmemesi nedeniyle alacağın tahsili istemine ilişkin davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği-
İpoteğin fekki ve menfi tespit davası- Kredi borçlusu diğer şirketin kredi borçlarını ödeyen davalının rehni temlik almış olduğu ve alacağın tahsili için temlik almış olduğu ipoteği takip edebileceği-
Borçlu şirketin borca yaptığı itirazdan feragat ederek hakkındaki takibin kesinleştiği, borçlu adresinde yapılan haczin İİK. mad. 105 kapsamında "aciz belgesi" niteliğinde olduğu, davacının alacağının 2006 yılından gelen kredi borçlarından doğduğu, iptali istenilen temlikin bu tarihlerden sonra 01.04.2013 tarihinde gerçekleşmiş olduğu- Gerçek bir alacağı bulunan alacaklıya, borçlunun bir başkasından olan para alacağını temlik etmesinin ticari örfe dayalı geçerli bir ödeme aracı olduğu- Temlik tarihinde borçlu şirketin üçüncü kişiye borcu var iken, bu temlikin teminat salt teminat amaçlı olarak verildiğinin söylenemeyeceği-
Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin dava- Alacaklının, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilieceği, alacağın devrinin geçerliliğinin, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlı olduğu- Mirasçıları vekili, temlikname altındaki imzanın murise ait olmadığı yönünde bir itirazının bulunmadığını beyan ettiğinden, temliknamenin geçerli olduğu- Alacağı temlik edenin, temlikle birlikte borçlu ile hukuki ilişkisi kesildiğinden, alacağın tahsiline ilişkin hakların temellük edene geçmesinin, alacağın temlikinin doğal bir sonucu olduğu- Bu itibarla tazminatın temlik alana ödenmesine karar verilmesi gerektiği- Davalı idare harçtan muaf olduğu halde yargılama giderlerine dahil edilmek suretiyle aleyhine harca hükmedilmesinin hatalı olduğu-
Alacağın temliki ile alacak hakkının bunu devralan üçüncü kişiye geçeceği, böylece devralanın daha önce temlik edene ait olan alacak hakkını kesin olarak iktisap edeceği; bunun üzerinde “tasarruf etme” yetkisini kazanacağı, temlik eden alacaklının da bu aşamadan sonra artık tasarruf hak ve yetkisi bulunmadığından (kalmadığından), bu alacağa dayalı olarak herhangi bir hukuki işlem yapmasının mümkün olmadığı, bu durumda, temlik işlemi ile temlik eden, hukuki ilişkiden çıkar ve onun yerine alacaklı sıfatıyla alacağının devralan üçüncü kişiye geçeceği, alacakla ilgili her türlü (dava açma, takip yapma, temlik etme... gibi) hukuki işlemlerin bu 3. kişi tarafından yapılacağı, şikayet edenin aktif husumet ehliyeti bulunduğundan, mahkemece şikayetin esası incelenmesi gerekeceği-
Davalı tarafça verilen teyit yazısı tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için alacağını temlik eden davacı ile temlik alan davalı arasında akdedilen satış, tedarik ve ek protokoller uyarınca adı geçen şirketin davalıdan olan alacakları ile davalının yaptığı ödemeler belirlenerek yapılacak bilirkişi incelemesi ile dava tarihi itibariyle alacağını devreden şirketin davalıdan olan alacağının tespit edilmesi ve yine alacağını devreden şirketin davacıya olan borç miktarı da belirlenerek temlik sözleşmesindeki bedeli de geçmemek üzere davacının talep edebileceği alacağın belirlenmesi gerektiği- Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini istemişse artık bu tercihinden dönülerek borcun yabancı para olarak aynen ifasının istenemeyeceği-
Davayı açan şirket ile davalı arasındaki hizmet alım sözleşmesinde temlik yasağı bulunması halinde, alacağın sadece bu şirket tarafından talep edilebileceği, temlik alanın sözleşme nedeniyle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı-